Bir oda dolusu kız öğrenci, hocamıza odaklandık dinliyoruz. Arkadaşım ayağa kalktı:
– “Yakında mezun olacağız, sizi ve derslerinizi çok özleyeceğiz. Evimize davet etsek gelir misiniz?“
Üstad gözlüğünün ardında gözlerini kıstı, camdan dışarı baktı… Konuşmaya başladı:
– “Sokakta, önceki mezunlarımızdan bir kız öğrenciye rastladım. Evini ve evliliğini çok methetdi; çok zengin aileye gelin gitmiş. Evi çok lüksmüş; mutlaka görmemi istedi. Kıramadım; yakındaymış, sohbet ederek eve vardık. Evini gezdirdi; güzelliğini övmemi bekledi. Ben susmaya devam ettikçe evini, eşyalarını övüyordu; dayanamadım: Bu ev boş! dedim. Şaşırdı…”
– “Hocam daha nasıl olsun? En pahalı koltukları aldım, her yanı eşya doldurdum.“
– “İyi ama evlâdım, benim için kütüphanesi ve kitapları olmayan ev daima boştur, dedim. Öğrencim mahçup oldu. Gözlerini yere indirdi. Siz de gözlerinizi yere indirecekseniz, beni davet etmeyin. Kitapsız eve gelmem. Çünkü, boştur.“
O günden sonra kitapsız kalmadım.
Saadet Çamdere
Özel Çamlaraltı Koleji
İzmir/1972
