Bir yüksük dolusu: Küçük noktalamalar

Şu küçücük noktalama işaretleri, birbiri peşi sıra nice boylarından büyük potlar kırar, nice kıvrak ve gizli duyguların okuyucular tarafından tadılmasına, söz toplulukları kadar yardım eder. Birbirleriyle bir türlü bağdaşmıyan insan oğullarının, yanlış anlaşılmamaları için baş vurdukları sayısız çarelerin en küçüğü ve en değersizi kim bilir, belki de bu işaretçikler olacak. Ama bir sanatçı elinde, onlara, değersiz diyebilecek miyiz?..

Şu bir küpeyi andıran sorgu, şu bir kuş gözünü düşündüren virgül, şu yavaş yavaş inerken birden bire duran bir su damlasını göz önünen getiren nida (ünlem), şu noktalar, onların çift olanları ve birkaç tanelileri…

Günlük konuşmalarımız arasında bize destek olan ses dalgalanışları, gözle okunacak yazı da ortadan çekilmiştir. Bir sürü siyah ses kalıpları, bir maksadı seslenmek için diziye alınmış, sırt sırta, önümüzde serilmiş dururlar. Bütün yüklü düşüncelerini ve ince duygularını kelimelerin herkesçe bilinen yaygın kalıplarına boşaltan edebiyat insanının, henüz çilesi dolmuş değildir. İnce sanatçı, her söz bölümünün tamamlanışında, kollarını, affetme nedir bilmiyen noktalamaların boynuna dolıyacak, çeşitli duygu ve düşünüşünün belirtilebilmesi için onlardan medet umacaktır. Noktalamalarda küçük bir dikkatsizlik sanatçıyı çileden çıkarır ve bir virgül, bir nida, bir çift nokta eksikliği yazıya “bir nokta kusuriyle gözü kör eyliyen” eski kâtiplerin ettiği kötülüğü eder. Bazan talihli yazıcı, nasılsa unutmuş olduğu bir yere mürettip eliyle konuvermiş bir virgülün tadını -en az- yazısı beğenildiği zamanki kadar tadar. Bazan da, eli şakağında, yayımlanan yazısının ötesinden berisinden koparılıp atılmış veya yazının ötesine berisine kendisinden izin alınmadan yerleştirilmiş birkaç küçük işaretin acısiyle sızlanır. 

Halbuki bu küçük işaretler sinirlendirici şeyler olmaktan daha çok, insan duygularının gizliliklerine inebilen en yakın birer arkadaştırlar. Bir virgülün küçük bakışından cesaretlenen sanatçı, bir yerine beş söyliyebilir, tabiatın güzel renklerinden, sevilen kimsenin iyi huylarından veya yapılan işlerden birbiri arkasına sayar durur. Size küçük bir soluk alma fırsatını verir gibi gözükerek asıl ortaya dökemediği ve karanlık satırlar içine boşaltamadığı tarafları için duygularınızı sarsmak ister. Bir noktalı virgül, kendinden ayrılıp biraz da sizi düşünen sanatçının iyi niyetini dile getirmez mi? Çünkü sanatçı cümlenin ana ritminden ve özünden kopmamak şartıyle derin bir soluk alışımızı arzu eder görünür. 

Nokta, bizi de yazanı da bir an için tam manasiyle dinlendirir. İlk bakışta kopuk kalmış bir duygunun, bir yarım maksadın, bir bütünlenmemiş görüşün dili sanılan yanyana iki veya üç nokta, gerçekte sözü uzatmakla daha kuvvetsiz ve sevimsiz kalacağının bilerek susan yazıcının kendine hükmedişidir. Halbuki susan kalem, asıl sustuğu yerde, o iki noktanın başladığı yerde neler neler konuşmuştur. Pek çok kalemlerin bu en hassas olmak gereken iki noktayı dinlenme manasına aldıklarını ve yazıları arasına onlardan bol bol serpiştirip kırık ve dağınık satırlar karaladıklarını görerek üzülmekten kendimizi alamıyoruz. 

Nida! sanatçı, eski gramere bakmıyarak onu gerektiği her köşeye yerleştirmekle nice nice zamanlardanberi hürlüğünü isbatlayıp duruyor. Öteki işeratlerin pek çoğunun yerine her zaman gelip konabilen bu en manalı işaret, öfke, kırık bir ümit, küçük bir üzüntü, bir sızı, sıkıntı, hafifçe bir alay, seslenme, itirazlı bir durum takınma gibi pek çok duygularımızın ne yaman anlatıcısıdır. Bugüne kadar, karşılığı belli olan nice sorgular, öfkeyle kabul edilmiş gerçekler, sert hükümler, dilsiz şikayetlerle, büyük feryatlar, neler neler… Onun gölgesine sığınageldi. 

Küçük noktalama işaretleri bazan cümle boyunca dizilimi sınır taşlarını andırırlar. Bazan bu işaretlerden bir tanesinin eksik olmasiyle ortaya çıkıveren üzücü hal bütün bir gecemizi, hatta pek çok günlerimizin sayılı saatlerini doldurur. Her zaman için duygular ve fikirler arasına katışan noktalamalar bütün güzel ve çirkin yazıların talihini hazırlar durur. 

Şardağ, R. (15 Ocak 1944). Bir yüksük dolusu: Küçük noktalamalar. Ulus, s. 5.

Yorum bırakın