Bu sütunlarda Atakan için hakkımızda bunca çirkin yazı yazmış olmasına rağmen yine de kalem kullanmamıza bakarak bize şaşacaklar olacaksa da, hizmet ve hakikate teveccühten ibaret olan mesleğimizi bilenler için şahsî hakaretleri, lâyık olduğu dille iade edebilen, ama kıymet hükümlerini her zaman aynen muhafaza eden bir insan olduğumuzu unutmak mümkün değildir. Elhamra Sineması'nda iki yıl önce [...]
Yazar: Hakan Cevher
Bizim İzmir’in bazı sesleri
İzmir Radyosu'nun kazanmış addedebileceği sesler vardır ve vardı. Bunlardan üçü bugün Radyomuzdan uzaktadır. Emin Gündüz İstanbul Radyosu'nun kanatları altındadır. Suzan Yaman kendi kaderini sahne hayatında aramak yolunu seçmiştir. Yine beğenilen seslerden sanatkar hassasiyeti tam bir insan olan Fahri Kavala bazı yaramazlıkları sebebiyle çok sabırlı bir insan olan müdürlerinin bile sabrını taşırmış olmalı ki, bugün Radyomuzun [...]
Şu (birinci)ler ve şu (kraliçe)ler
İstanbul şehrinin son yıllardaki bir hususiyeti de musiki bakımından ses olarak, saz olarak sık sık kraliçelere, ses krallarına "en güzel ses" ve "en güzel sazlara" sahip olmasıdır. Radyo ile alakalı bir sürü fıldırfış dergilerinde, hatta bazı işi gücü kalmayan gazetelerin Radyo köşelerinde birer anket açılır. Cevapların mahiyet ve tasnifinde hükmü kendilerinden menkul bir karara varılır: [...]
Neclâ İz’ler mizler varken..
İstanbul'dan gelen bir kafilenin İzmir'de verdiği son bir konserde hususiyle Neclâ İz'i merak etmiştim. Ahmet Üstün'ün eşi iken bir türlü sesi hakkında kimsenin bir şey bilmediği bu hanıma rivayete göre kabinedeki vekillerden sayın bir zat da dahil çokları değer veriyormuş. Konserde onu sahnede görünce Allah nazardan saklasın, güzelce bir hanım, ehline göre eli yüzü düzgün, [...]
Muammer Baykan ile neler konuştuk?
Onu prensip sahibi dürüst bir insan olarak tanıdığım günden bu tarafa, hakikate mütemayil, yerinde tenkidi azimli vasıflarını da yakından tespit etmiş ve münasebeti dost ve arkadaşlık derecesine kadar karşılıklı olarak yükseltmiştik. Bu seferki buluşmamız, tecrübelerden geçmiş bir arkadaşlığın bir yıl sonraki sıcak yakınlığı içinde başladı. Radyolarımızın durumu üzerinde, her şeyden önce iki yıldır yazı yazan, [...]
Şimdilik ümitle döndük
Ankara'da toplanan istişarî mahiyetteki toplantıdan şimdilik ümitli dönmüş bulunuyoruz. Muhterem Refik Ahmet Bey'in Basın Yayın'ın görüşlerini taktim ile başlayan toplantıda İstanbul ve Ankara'nın Radyo üzerinde görüşleri bulunan fikir ve yazı alemi mensuplarından kimseler de mevcuttu. Konuşulanların hemen hepsi şayan-ı dikkat bir yakınlıkla birbirlerini tamamlıyordu. Tam kırk dakika süren şahsî görüşlerimizin heyete katılan diğer mümtaz arkadaşların [...]
Hani fikir, hani hisse
Günlük gazetelere bakıyorsunuz, "Efendim, mevzular aktüel olmalı!" görüşüne uyarak fikir ve sanat cepheleri en kuvvetli kalemlerin mahsullerini, dışı cazip içi boş süs eşyalarına benzemiş görüyorsunuz. Radyolardaki radyofonik temsilleri takip ediyorsunuz; halk efendimizi sıkmasın diye fikir namına zırnık kokuya rastlayamıyorsunuz. Siyasi nutukları tahlil ediyorsunuz; fikrî bir ana temelden mahrum oldukları için, üç satır yukarıda kaş yapmak [...]
Büyük Millet Meclisi’nde Radyo bahsi
Dikkat ettiniz mi? Meclis Bütçe Komisyonu'nda Basın Yayın Bütçesi konuşulurken siyasi hususlarda ne kadar tenkitler yapıldı? Ne acı konuşmalarla bütçe didiklendi. Hatta, bu arada yarım milyon liralık kısıntı yapıldığını da duymuş ve gazetelerden öğrenmiş bulunuyoruz. Fakat radyolarımızda Başvekil'in nutkunun üç saat tuttuğunu ileri sürerek hassasiyetlerini, nutku saate vurarak izhar eden muhalefet gibi, bu görüşe demokratik [...]
Bazılarının noksanı
Geçen gün İstanbul Radyosunda İrfan Doğrusöz'ü dinlerken, ne yalan söyleyeyim hem sevindim, hem de üzüldüm. Sevinç ve üzüntümün sebepleri ayrıdır. Bu genç ve münevver arkadaşın yıllardır repertuvarını piyasalaşmış ve bizi utandıracak eser koymamakta gösterdiği asil mukavemet ve cidden hayran olduğum sesinin tok vakur müessiriyeti keyfiyeti bir yana, sanatkar hayret edilecek ani tekamül gücü ile değişmiş [...]
İşte bu güzel!
Kaynak'ın eserleri Ankara Radyosunda okutulmuyor dedik. Beste okunması işi birkaç kişinin inhisarındadır dedik. Biraz gücendiler. Gücendiler, çünkü hakikat zaten acıdır. Hamit'in dediği gibi "Pür iğbirardır, yüzü gülmez hakikatin." Üstelik mizacımız icabı sert de yazdık. Ama Ankara'da idareciler, yeni öğrendik ki oturmuş, tenkitimizi mütalaa etmişler; ilk incinme hissine bir sünger çekip hakikate eğilmişler ve karar vermişler. [...]
