Asırlardan beri sözde asalet arayan edebiyatımızın gösterdiği biraz da titizlik derecesine varmış aşırı hassasiyeti, şu son yıllarda musikimizi istila eden sözleri dinledikçe haklı bulmamak mümkün mü? Muhterem üstadım Münir Mazhar Bey'e ait bir müşahede ve hatırayı geçen sayılarımızda neşretmiştik. "Görmedim uysun felek âmâlime" şarkısında bir İsviçreli profesör değil üzüntü, oyun havası edası sezmiş. Gerçi insan [...]
Kategori: Radyo Gazetesi
Sayın Dr. Sarol’a bir mektup daha
Musiki bakımından kurulan, Ankara'da hemen hemen Suphi Ziya Bey'in gayr-ı kâfi otorite ve salahiyetine terk edilmiş bulunan heyetinin, polemiği bir türlü ortadan kaldıramadığı Radyolarımızda hususiyle Türk müziği bakımından çeşitli hücumların yapılmakta olduğu bir vakıadır. Sayın Baykan dostuma not ettirdiğim ve alâkasını çektiğim teşebbüsün -enerjik elinizle- zamanınızda olsun halledilmedikçe başınızın dinç olması, bizim çirkinliğe isyan eden [...]
İşte noksanlar / Sayın Dr. Mükerrem Sarol’a
İki açık mektupla, işe başlarken ve hizmetinizin devamı sırasında gösterdiğiniz başarılara ve müspet hareket ve teşebbüslerimize temas etmiştim. Bütün iyi niyetimize rağmen devamının hâlâ esef ve üzüntü ile takip ettiğimiz noksanlar da mevcuttur ki işte onlara bu yazımda hulasaten işaret edeceğim. Bu arada bir üzüntümü de bildirmeden geçemeyeceğim. Ankara'da iken kendisine karşı derin bir sevgim [...]
Sayın Baykan’la konuştuklarım
İzmir'deki konuşmamız arasında, üzerinde halûk, halûk olduğu kadar açık görüşlü, samimi, karar ve azim sahibi bir insan intibaını uyandırmış bulunan Basın Yayın Umum Müdürü Sayın Muammer Baykan'la son Ankara seyahatimde tekrar uzun uzun görüştük. Aramızda artık bir dostluk teessüs ettiğini bana hissettiren alâkasının sıcak atmosferi içindeki konuşmalarımızın, gazeteme aksetmesini faydalı bulmadığım kısımları hariç diğer meselelere [...]
Muhterem Sarol’a ikinci mektup
Şu satırların naçiz yazarı, gerek bu gazetede, gerek diğer dergi ve günlük gazetelerde senelerce ne istemiş, ne iddia etmişse bunların büyük bir kısmı vekâletiniz zamanında gerçekleşmiş bulunuyor. Akıl için tarik bir olduğuna göre görüşler arasında bir tıpkılık var demektir. Aynı şeyleri müşterek olarak düşünmüşüz demektir. Buna çok seviniyorum. Yar ü ağyara karşı gerçekleştirdiğimiz müspet hareket [...]
Ey şefkatine sığındığım!
Arkadaşımız Rüştü Şardağ Konya'da Mevlânâ'nın başı ucunda işte bu hitabede bulunmuştur: İşte yıllar ve yıllar sonra yine kapına dergâhına sığındık. Baştan başa siyahlara boğulmuş bir yüzle ter yerine mahcubiyet, yaş yerine nedamet dolu olarak eşiğinde hangi hak ve güvenle bilmem, taze ve asil bir ruh kazanmaya koştuk! Pis bir dünyanın alaca karanlığından ebedi sabahına geldik; [...]
Sayın Mükerrem Sarol’la hasbıhal
Şimdi yakınlarınızın ve bazı Basın Yayın erkânının bir kısmı Basın Yayın Umum Müdürlerinden sonra “Şimdi de Şardağ Devlet Vekili'ne hitaba başladı!” diye tuhaf bir dudak büküntüsü içinde tavırlar takınacaklardır. Fakat sizler mes'ul makamda oldukça naçiz de radyoların durumu üzerinde hasbi ve samimi tenkitlerini görüşlerini belirttikçe bu türlü hasbıhaller de devam edecektir. Aziz Vekilim, Vekâlet sandalyesine [...]
Radyolarımızda sınıf
Radyolarınızı açınız; çeşitli seslerle karşılaşacaksınız. Bu eserler kadın, erkek, zayıf, kuvvetli, kadrolu, kadrosuz, renkli, renksiz bir çok kategorilere ayrılır. Fakat onların yegâne birleştikleri nokta ayrıldıkları sınıflardır. İkinci sınıf ses sanatkarı stajyer, birinci sınıf sanatkar repetitör muavini, repetitör... Bütün bunlar, imtihanlar sonunda kadın erkek bir çok solistin birleştiği buluştuğu yerlerdir. Peki ama, biz solistleri bir defa [...]
Repertuar
Bu işin kıymeti üzerinde duracak değilim. Zira radyolarımızda bir iki büyük sanatkar hariç, solistlerimizin repertuar fukaralığı önemli bir mesele. Fakat bir de okunan eserlerin keyfiyeti vardır ki bu meselenin halli de galiba halledilemeyecek meselelerin arasına karışmış bulunuyor:Eserlerin klasik üslupta olması. Bu mülâhaza ile zaman zaman bilhassa İstanbul Radyosu'nda bazı süzgeç vazifesini görecek çalışmalara girişilmiştir. Bir [...]
Mazi ve devrim
Aziz Cumhuriyetimizin 21. yıldönümünü kutlayışımızın üzerinden henüz on gün geçmeden Atatürk'ten yoksul kalışımızın aksi, ruhumuza dağ gibi çöküyor. Dün neydi o curcuna, bugün bu yas ne? Bir öğle güneşinin ardından bu siyah kış fırtınasının gelişi bizler için talihsizliklerin en beteridir. Bu millet için uykularını, mesut yıllarını fırlatıp atan, bizim geri kalmış hayatımızın düzeni uğruna saadeti [...]
