İstanbul Radyosuna devam

Hakkı Derman idaresindeki fasıl heyetinin, İstanbul Radyosunda, fasıl çeşidimiz bakımından bir renk olma vasfını taşıdığı muhakkaktır. Melahat Pars  ve düne kadar Afife Ediboğlu‘nun bilgili iştirakleri başta gelmek üzere bir çok tecrübeli ve değerli seslerin katıldığı bu faslı akşama giriş saatlerimizin sevimli bir tiryakiliği sayabiliriz. 

Durgunlaşmış bir vaktin dalgın düşünce dünyasına, yaklaşan gecenin ilk kelimesini döken bu faslın idarecisi Derman; sadece otoritesi ile değil insanlığı ile de tanıdığım mümtaz şahısların başlarında gelir. İşlek kemanındaki içlilik ve nazlılık bir yana, sevdiren ve saydıran idaresinin, dostluğunun bir de deşmezseniz açılamayan öyle bir mütevazı, çekingen ve fazla müeddep dünyası vardır ki oraya nüfus edilmeden bir şey istihracı mümkün olamaz. 

Laika Karabey topluluğunda İstanbul Radyosu’nun bir rengi olmada devam ediyor. Yalnız şunu hemen söyleyeyim ki, bu memlekette, büyük üstat Sadettin Arel merhumun bile bütün çırpınışına, deve otoritesine rağmen gerçekleştiğini göremediği İleri Türk Musikisi görüş ve davasını bu sayın hanımımızın tek başına yürütmesi mümkün değildir. O bu vadide yalnız olmak istememekten gelen sevimli bir egoizm sebebiyle mi desteksiz veya kendisine yakın refik bulamadığından mı tek ve pek tabii kifayetsizdir. Bilmiyorum. Fakat, davası değil ispat, değil müdafaa, hatta izah bile edilemeden icra edilen bu koral konserlerden Türk müziğini ileriye götürmek mümkün değildir. Mesela bu konserlerde dinlediğimiz Arel merhumun bir “Eğlence”si veya “Gelin Evi” vardır. 

Bunu yüz defa dinletmekle ancak kulak idrakimizde tatlı bir birikinti husule getirebilir. Fakat biz istiyoruz ki “Eğlence” sade form ve ritm bakımından değil, yeni musikimizin modern estetiği ve hedefi bakımından da izah edilmelidir. Bunun için de musiki değil, tarih nosyonu her branştan emilmiş sanat kültürü gerekir. Laika Hanım‘ın ve daha bir çoklarının musiki mevzuundaki iddialarında şümul kazanamamaları ihatasız ve mesnetsiz ve hatta bunca gayretlerine rağmen ifadesiz ve dilsiz görünmelerinin sebebi, işte sanatın diğer kollarından edinilecek yorucu ve izah edici kültürden mahrum bulunmalarıdır. 

Haftaya, ses ve sazlar üzerinde duracağız. 


Şardağ, R. (1956, Ağustos 29). İstanbul Radyosuna devam. Radyo Gazetesi, s. 1, 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın