Ankara Radyosunun bugünkü müdür ve bugünkü idaresine geçmeden evvel, geçmiş yıllarda yaşadığı maceraya temas etmemek mümkün değildir. Ben bu Radyonun içinde vazife aldığım, spikerlere fonetik okuttuğum ve bir sürü konferans verdiğim 1939 yılında Radyo müdürlüğüne, radyoculuk hakkındaki bilgisi sıfır, fakat sempati ve zekâsı korkunç denecek derecede gelişkin eski bir ithalât taciri vekâlet ediyordu. Tanımadığı kıymet ve bilmediği mevzu bulunmadığını iddia eden bu zatın zamanına ait komik hikâyeler hâlâ Ankara Radyosunun mazisini süsleyen hoş fıkra ve anekdotlardır. O Radyo, mevzuya bu kadar yabancı, fakat zekâsıyla idareye muktedir başka bir kimseyi idrak etmemiştir.
Gerçi bu zeki idareye rağmen potlar kırılmamış değildir. Ne Türk ne Batı müziğinden anlamayan bu tacir müdürün bir de üstelik bilgiçlik taslamak yüzünden zavallı müzik şeflerine nev-icad programlar yaptırmak yüzünden ne ecel terleri döktürdüğü de bir vakıadır.
Fakat Ankara Radyosu bütün bunlara rağmen tecrübe tahtası ola ola müdürlük hizmetini, hareketsiz bir fen müşavirine, efendi fakat kifayetsiz bir Fransız dili öğretmenine, emekli bir posta müdürüne bırakıp hazin günler yaşadıktan sonra Vedat Nedim Tör‘e tevdi etmiştir. İşte Radyonun idare ve sanat seviyesi bakımından başarılı günler yaşadığı devre bu devredir denilebilir. Zira Mesut Cemil müzik şefi olarak, Halil Bedi Yönetken Batı müziğinin temelleri hocalığını ve müşavirliğini yaparak diğer üstat ses ve saz kıymetleriyle beraber Ankara Radyosunda en verimli çalışmalarına girişmişler ve Muzaffer Sarısözen adındaki, Anadolu müziğini lafçılıktan, palavra ve edebiyat devresinden çıkarıp meydanı tatbike koyan yaman adam, bu devrede kollarını sıvamış, tarihi Türk müziğinin perde arkası kahramanı merhum Nuri Halil Poyraz‘la muvaffak üslupçusu ve idarecisi Mesut Cemil yine Vedat Nedim zamanında vakur atalar musikisine büyük imkân sağlamışlardır.
Ankara Radyosu Vedat Nedim‘den sonra gelen müdürler için Mesut Cemil zamanında eski statükoyu şöyle böyle muhafaza edebilmiş, üstat Ruşen Kam zamanında durgunluk ve hareketsizlik günleri geçirmiş, Münir Müeyyet Bekman zamanında bir bocalama veya teamül devresi geçirdikten sonra cidden mevcut imkânlar içinde başarılı sayılabilecek bir idare tarzına kavuşmuştur. Uzun yıllar tenkit ve temenni ettiğimiz sesler arasındaki salahiyetli imtihan işi onun zamanında yapılmış, mevcudiyeti olmadan hiç bir solistik imtihan heyeti teşkili mümkün olmayan Münir Nurettin, Bekman zamanında imtihan heyetine ithal edilmiş, sınıflandırma mümkün olmuş, Necdet Varol, Halil Bedi ve diğer hocalar muntazaman derslere devama başlamışlar, Radyoda dağıtılmış otorite, Bekman zamanında teessüs edilmiştir.
Haftaya Ankara Radyosu’nun bugünkü idaresini kaleme alacağız.
Şardağ, R. (1956, Mayıs 17). Ankara Radyosunda idare. Radyo Gazetesi, s. 1, 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

