Kenan Hulûsi Koray(1906-1943) Edebiyatımızın belki en bahtsız ve nasibsiz sahası küçük hikâyeciliğimizdir diyebiliriz. Aksini iddia edenler belki bulunacaktır; fakat bütün bir tanzimat edebiyatını hatırlayınca kendimizi haklı bulmıyor muyuz? Şiir, roman vadisindeki hayli kıymetlere ve eserlere mukabil, küçük hikâyenin üzerinde niyet fırıldağının ne kadar zor ve seyrek durduğu muhakkak. Gazete sütunlarında hemen hergün görülen sayısız hikâyelere [...]
Ay: Nisan 2021
PANAIT ISTRATI
Panait Istrati(1884-1935) "Kira Kiralina" dolayısiyle (1) "Angel Amca"da Cosma amcanın her gün odunlukta yattığını gören yeğeni Adriyen soruyor: - Ne vakit yulaf anbarından inersin?- Bataklığa saz koparmağa gideceğim zaman.- Ne zaman bataklıktan dönersin?- Anbara çıkacağım zaman. "Kira Kiralina"da Stavro arkadaşlarına hayatını anlatıyor: "Ben küçücük bir çocuk iken, sebebine bir türlü akıl erdiremeden, anamı her gün [...]
Geceleyin bir flüt
Flüt Çalan Çocuk(Judith Leyster) İspanyol mektupları 1820. Gecenin içinden bir flüt ses geliyor. Lâtif, dalgalı ve melânkolik bir ses.. Eski şehirin içine tarihi kapıdan girdiğimiz için sarp bir tepeyi çıkmak zorunda kalacağız. Her taraf sessizlik içinde. Vadiye hâkim bir yayla üzerinden iki sıra ihtiyar, sık kara ağaçların ve iskemle vazifesini gören yontulmuş taşların arasından nehir [...]
On beş yıllık inancımız
Tarihin yüz yıllardan beri dünyayı gözleyip durmuş olan dürbünü bütün sosyal düzeni bozulmuş ve bu şartlarla mahva doğru sürüklenmiş olan bir milleti de görmek ve sayfaları arasına almak mecburiyetinde idi. Türk milletinin bu kötü mazisini bugün anmak bile insana üzüntü veriyor. Dünü bizzat yaşayan veya dünden kalan hatıralarla kulakları dolmuş bulunanlar, nihayet bugünün vesikalarile dünkü [...]
Edebiyatımızda hayatsızlık
“Bizim muharrirlerde ve romancılarda, aşk bile avuç içi kadar bir yer işgal ediyor. Garp ediplerinin otuz beş veya kırkından sonra yazı yazmıya başlamasına mukabil, bizimkilerin bu zamanda duraklamaları hep hayat içerisinden çıkarılmış içtimaî bir temayülleri olmayışından veyahut geniş bir hayat ihtirasının dalgaları arasında çırpınmayışlarındandır.”AHMET KUTSİ Garpte edebiyatın asırlardan beri dönüp dönüp bir niyet tablasının fırıldağı [...]
Sarnıç Palas
-Ahmet be, gel de şu işi yap. Hani beni adamdan saymazlar. Yoksa ben yapar, parayı da paylaşırdık. -İyi söylüyorsun ama Muzaffer, bizim kız: “Ben evde yalnız kalamam; sen geceleri elin evinde bekçilik yapacaksın diye ben sabahlara kadar uykusuz kalamam” diyor. -Ablam da malın gözüymüş ya!-Korkuyor yalnız kalmaktan birader.-Baban ne güne duruyor?-Babam mı? Amma da yaptın [...]
Zıpzıp
- Ne oynayalım?.- Kafakarış.- Daire daha iyi.- Daire, daire...- Haydi öyle ise Hasan, çizedur daireyi. Bir sonbahar günü yağmurun dinmesinden istifade eden mahallenin hemen bütün çocukları meydanlığa koşuşmuşlar, hepsi de ellerindeki zıpzıplarını şıkırdata şıkırdata oyuna koyulmuşlardı. Bunlardan üç kişilik bir küme de daire oynuyordu. Bu üç kişiden bir inhisar (tekel) müdürünü oğlu Yekta idi. Öteki [...]
İhtiyarlık
Şu kelime haline gelmiş vücuda, hayatın ezelî bir nasip gibi taktığı acı ve sızlatıcı fakat gerçek bir isim var: İhtiyarlık.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Gün batarken, güneşin bağrını kaplıyan kül rengi bulutlar gibi yeşil gözlerine çöken sisli morartı, onda da artık bir akşamın doğuşunu duyuruyor bize. Yaşı kaç bilmiyorum. Hem onu anlamıya ne lüzum var?. Yılların seller ve [...]
Romantizm ve realizm meselesi
Her edebî mekteb muayyen bir ihtiyacın, cemiyetin o devirdeki akışile gerçeklenen bir zaruretin cevabı demektir. Tarihin uzun asırlar birbiri peşisıra kovalatıp çarpıştırdığı klâsiklik, romantiklik ve realistlik meseleleri de buna en güzel bir örnektir. Hakikat aranırsa bu kelimeler bile lâstikli şeyler olup muhtelif otoritelerin ağzından türlü türlü anlatılmaktadır. Fransız koleji profesörlerinden Paul Hazard klâsikler hakkında yazdığı [...]
Tevfik Fikret
Fikret... Eski devirlerden bize yadigâr kalan; en az günah sahibi, en temiz ve şiirleri en yüklü olan insan.. Tevfik Fikret(1867-1915) Mısraların üzerinde kımıldanan, titreyip hırçınlaşan, fakat aynı zamanda güzel, başkalarından daha güzel söylemekten vazgeçmiyen ince bir ruh daima endişe dolu bakışlarını içimize serpmekten çekinmez. "Bir gün yapacak fen şu siyah toprağı altın.." Bu satır biraz [...]
