"Öyle 'içtima'lar vardır ki inziva nedir bilmezler, fakat sosyete içine girdikleri vakit yalnız karışdırırlar! Bunların sosyal sayılan hayatları, gerçekte bir bozguncu hayatından başka bir şey değildir." İ. H. BALTACIOĞLU İsmail Hakkı Baltacıoğlu(1886-1978) Eserin neşir hayatımızda görülmesi gerçi pek eski değildir. Ve bir büyük garp memleketinde her gün çıkan sayısız telif ve tercüme eserler dolayısiyle bir [...]
Ay: Nisan 2021
Sırtı maddeye dönmüş şiirimiz
"Az yi, az uyu, az iç, ten mezbelesinden vazgeç" HASANKALELİ İSMAİL HAKKI Yüzyıllar boyu sıra, insanlığa, meşale tutmuş bütün büyük başlar, fikrin, sanatın, meyvasının insanlığa sari bir lezzetle ikram eden usta sanatçılar, büyük ülkü adamları, vatan kurtaran kahramanlar hepsi hepsi istiğnanın memesinden emmişlerdir. Yeryüzü ile alakalı bütün lezzetlere insanı veda ettiren, o feragat, o istiğna ve [...]
Kahraman Türk
Fâni bir beden çalısı üstünde sallanan şu bir külçe kemik yumrusu başta, güzel ve haklı olan için bir iman yangını tutuşturamıyacak kadar ateş yoksulluğu varsa, insaniyetin de iflâs borusu ötmüş demektir. RÜŞTÜ ŞARDAĞ "Bir milletin karakteri, fikir ve sanat eserlerinde akis bulmalıdır." nazariyesine uyarsak, bizde, sanat eserlerinin özcüğü diyebileceğimiz zübdesi, kahramanlık üzerinde toplanmak lâzımgelir. Saint Simon'un [...]
Klâsik şiirimizde cânân
Yalan, hep yalan ama, ne daha sonraki edebiyatımızda, ne garpta, bu kadar yalan bir vasat üstünde, bu kadar hülya üstüne kurulu, fakat o nisbette özenle işlenmiş bir cânân edebiyatı yoktur. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Dünya yüzünde ateşlemedik insan gönlü bırakmıyan bu "cânân" dedikleri de kim? İnsanoğlunun çağ çağ teninde hissetiği sevgili, derin düşünülürse, hiç bir devirde hiç bir [...]
Çavuşlar, ağalar ve dedelerin ışığındaki Türk musikisi
Neslimizi; Arif Bey'den önceki şarkılara ve Çavuşlar, Ağalar ve Dedelerin ışığında tetkik edilecek Türk musikisine doğru eğmeliyiz. Çünkü hâlâ sırtı yere gelmez besteler, çünkü hâlâ tarihin devirlerini tabaka tabaka yarıp, beşerî bir kıymet halinde ebedîliğe doğru akıp giden eserler oradadır.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Edebiyat, heykel, musiki ve resim neden insanlığın tarihi ile yaşıttır? Çünkü adam evlâdı zaman [...]
Büyük ıstırap, Haşim’den önce, Haşim ve iki yeni isim
Ahmet Haşim(1884-1933) İnsan acıları sonsuzdur. Büyük ıstırabın; bükülmekten, inlemekten uzak havasına, onun muzaffer ve parlak azabına genç şair arkadaşlarımın inmesini beklerim.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Divan edebiyatının bugüne kadar şekil ve kalıp patırtıları arasında gürültüye giden öz vasıflarından biri de büyük ıstırabıdır. Sevmek ihtiyacıyla bir kudrete bağlanmak arzusunun sonucu olan ve fanatik bir din çevresinin tepkisiyle kuvvet bulan [...]
Halit Ziya
Halit Ziya Uşaklıgil(1866-1945) Halit Ziya kendi yerini kendi emeğiyle yapmıştır. Edebiyatımızda onu en çok alınteri dökmüş olan; sevimli, temiz, gayretli bir insan olarak tanıyoruz. Hayat her şeyi yapabilme için insana imkân ve zaman verebilseydi...RÜŞTÜ ŞARDAĞ Mavi ümitlerin çok vakit siyaha kalbolduğu bir hayatta karış karış yürüyen bu insan, benim kafamda birisine aykırı düşen iki zıd [...]
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Edebiyatımızda birtakım meseleleri araştırmak ve insanlığımızın çeşitli cilvelerinden bir veya birkaçını bazı romanlardan çıkarıp günün ışığına tutmak amaciyle çalışırken "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"na hiç çekinmeden başvurabiliriz. Bir gün merhamet edebiyatımız için bir şey yazmak, hasta bir ruhun kıvranışlarını deşmek, henüz onbeşine yeni basmış sakat bir yavrunun çocuk ruhundaki büyüğümsü ve hırçın aşkını tanımak istersek ve bir [...]
Halk şiirlerinde vatan duygusu (IV)
Padişah devri.. Zaferlerin birbirlerini takip ettiği, fakat felâketlere de ölçü olmıyan devir.. Tek insan arzusunun putlaştırıldığı asırlar.. Git gide sükuta başlıyan, düşen kırılan imparatorluğun haysiyeti.. Halk şairi, bazan bu vatan üstünde geçen hâdiseleri ne yaman tespit eder. Şair mağlûbiyetli muharebe yıllarına şahit olmuştur. Kimbilir hangi korkak veya mütecennin (deli) hükümdar sarayına kapanmış, hâdiselere karşı gözleri [...]
Halk şiirlerinde vatan duygusu (III)
Halk şiiri bu dar imkân içinde, bu sosyal müsaadesizlik arasında da kahramanlığın ölmez örneklerini hediye etmiştir. Şair, edasındaki sevimlilik ve kelimelerindeki ritmik fonemlerin (unsur) gürültüsünden de anlıyoruz ki kahramanlığında da samimi kalıyor. Ve mısralarını kalbinin soğumamış ateşi içinde gözlerimizin önüne serer: "Yiğit olan gümbür gümbür gürlesinYiğidi doğuran ana bin yaşaAğ göğdede kızıl kanlar şarlasınYiğidi doğuran [...]
