Mevlânâ

Mevlânâ’yı ne törenlerden, ne kitaplardan, ne bu çeşit makalelerden değil, kendi pınarından içerek anlamak... Bizi, çelişmelerden ancak sanıma göre bu yol kurtaracaktır.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) Basında, babacan (ehlidil) adamların gönlünde, Çelebiler arasında, kitaplarda ve beş, on yıldır da kentdaşlarına sevinç ve bereket sebebi olduğu Konya’daki anı törenlerinde birbirinden ayrık görüş ve duyuşlarla tanıtılan Mevlânâmız [...]

Alevîlik, Bektaşîlik, Şiîlik

İslâm dininde, temel ilkelerde ve ibadet biçimlerinde aynı yolu tutan, bazı küçük sorunlarda ayrı sanılara sahip olan dört mezhep var ki, (Hanefî, Malikî, Şafiî, Hambelî) bunların hepsi Peygamberimizin yolunu yol edinmiş anlamına “Sünnî” diye tanımlanır ve hepsi de değerli bir din önderi imamın öncülüğünde, hak mezhep olarak kabul edilir.  Konumuza giren Alevîlik, Bektaşîlik ve Şiîlik [...]

Mevlânâ

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) Mevlânâ’mız, bir haftadır, Konya ve bütün Türkiye’de, dünyanın dört bucağından gelmiş, Doğulu ve Batılıların izlediği törenlerle anılıyor. Mevlânâ sekiz yüz yıl öncesinin bilgiler sultanı diye tanınmış Harzemli Şeyh Bahaüddin Mehmed’in oğludur. Babası, ailesi, Horasan erleri ile birlikte küçük yaşında Belh’ten çıkarak Nişâbur - Bağdat, Şam, Erzincan-Lârende üzerinden Alâeddin Keykubad’ın Selçuklu devletine yerleşmiştir. [...]

689 yıl sonra Mevlânâ

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî(1207-1273) İranlıların “Mollâ-yı rûm” ve “Mevlevi”, Avrupalıların ise bizim gibi “Mevlânâ” dedikleri yüce varlık Celâleddin Rûmi’yi, ölümü ardından tam yedi tane yüzyıl akıp gittikten sonra hangi özellik ve nicelikleriyle anıyoruz? Kendisinden sonra bütün yüksek özellikleri yanında post’a çömez, dâvaya ülkücü sağlamak için kurulan mevleviliğin görüşü dışında, Mevlânâ kimdir? Bunca zaman aşımına rağmen çevresindeki [...]

Hayyam ve Allah

“Yolum üstünde tuzaklar kurasın; oldu mu ya!Sonra çıktım diye yoldan, vurasın oldu mu ya!Ne dilersen o olur, her şeyi hükmün yürütür,Yine kalkıp beni âsî yorasın: oldu mu ya!”Ömer hayyam Nişâbur’un, bin yıllık bir geçmişden ses veren hem başına, hem gönlüne buyruk şairi için, kendi vatanında bile uzun asırlar Allahsız ve dinsiz sıfatlarının kullanıldığı veya üstü [...]

İşte Gitti-Sadettin Arel

Hüseyin Sadettin Arel (22.1.1878 - 6.5.1955)[Musiki Mecmuası, 249: 500] Bir gün bu topraklarda Arel okulu gür bir feyizle fidanlarını sürecektir. Ama belki on sene belki yarım asır geç kalarak, Yazıklar olsun!  RÜŞTÜ ŞARDAĞ Az mı yazdık? İkaz ederek, izah ederek, tenkid ederek ve nihayet, “Efendiler, bu adamların bir ayakları çukurda, toplayın şunları” diye haykırarak az [...]

Nasıl Konuşuyoruz

Geçenlerde eve gelirken düğmesi fazlaca açılmış olan bir radyodan kulağıma bir hitabet sesi çarptı. Hani iri bir tonla, sonları daima muayyen bir nağme halinde yukarı doğru lâstik gibi uzatılan meşrutiyet devrinden kalma hitabet şekli vardır ya, onunla kaldırım hatipliği arasında bir bağırma. Günlerden nedir diye düşündüm. Bir millî bayram falan değildi. Şu halde bu heyecan, [...]

Radyolarımızda Türkçe Sefaleti

İzmirlilerin dediği gibi "Avara kasnak mı çeviriyoruz?"* anlamadık. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Ben Ankara Radyosu'ndan cevap değil, devirdikleri çamların düzeltilmesini bekliyorum.  Kardeşim Alyot,  Cevdet Kozanoğlu(1896-1986) Ben sana, başında aziz bir dostum bulunduğu Radyo dairesinden şikayette bulunmamak için çok bekledim. Gelgelelim, dokuz sayı beklemek suretiyle verdiğim fırsat ve imkâna da kulak asılmamıştır. Ankara Radyosu'nda Cevdet Kozanoğlu'nun idaresindeki seviyesi hırpalanan [...]

Basın Yayın Umum Müdürüne Açık Mektup

Cevdet Kozanoğlu(1896-1986) Kozanoğlu diyor ki: "Ne diyeyim bilmem ki.. Rüştü Şardağ kuvvetli bir kalem adamıdır. İstediğini yazmakta hürdür. Beni gıyaben olduğu kadar şahsen de tanısa böyle tarizkâr olmazdı." Biz diyoruz ki: Cevdet Kozanoğlu teknik çalan cidden kıymetli bir udi ve muhterem bir solisttir. Amma birbirimize iltifatı bırakalım da sadede gelelim: Ankara mümessilimiz Remzi Akansel, "Ankara [...]

Cazbanttan Müziğe Doğru

Aşısı Amerikan zencilerinden alınan cazbantın şu beş altı yıla gelene kadar geçirdiği bütün tahavvüllere (değişim) rağmen karakteri değişmemiştir: İnsanları yaş ve seviyelerine göre zıplatmak.  Gerçi hafif bir hüzün, uzak diyarlara karşı duyulan hasret gibi hisleri terennüm eden nağmeleri dillendirmesini bilmiştir. Fakat herşeye rağmen cazbandı, dans etmeden, sadece dinlemekle iktifa edenler, bu işten dişsiz bir insanın, [...]