Bozuk Ağız

Kendisini bu fakirlikten kurtarabilmiş bir çok sanatkârlarımız,
Mesud Cemil Tel’in müdürlüğü veya müzik şefliği zamanındaki
Ankara Radyosu’na çok şey borçludurlar.

RÜŞTÜ ŞARDAĞ

Bizim musikimizin kendine mahsus bir takım hususiyetleri var ki bunları hamdolsun radyolarımız bilhassa ses solistlerimize kazandırmış bulunuyor. Meselâ bugün nevhevesler, misafir saatlerinde hatır için okuyanlar hariç, usûl hatası yapan bir okuyucumuz yok demektir. Öteyandan musikimizde kalbî ses adı verilen, gerçekte Türk musikisinin tekniği ile, ilmi ile hiç de ilgisi bulunmıyan bir tabir var, bunun doğrusu ses ekonomisidir. Bu da, ayrı oktavlara düşmeden, koma farkına yuvarlanmadan en kuvvetli ile en takatsiz sesi çıkarabilme iradesine sahip olmak demektir. Bir melodiye ait notaları terennüm ederken, aslında hiç değişiklik olmamakla beraber sesimizin takatini düşürürüz. Meselâ şu anda “a” derken, “a” “a” “a” diye bir ses yükselişine, sonra sesimizden azamî tasarruf ederek “a” “a” “a” diye ses ufalışına geçeriz. 

Mesud Cemil Tel (1902-1963)
[Taha Toros Arşivi No: 561093]

Çok şükür ki başta Münir Nureddin olmak üzere, Safiye Ayla, Mefharet Yıldırım, Sabite Tur, Nevin Demirdöven gibi kıymetlerimiz bu imkânı da sağlamışlardır. Bizim müziğimizde notasız okumanın tek mahzuru, sebep olacağı repertuar fukaralığıdır. Kendisini bu fakirlikten kurtarabilmiş bir çok sanatkârlarımız, Mesud Cemil Tel‘in müdürlüğü veya müzik şefliği zamanındaki Ankara Radyosu’na çok şey borçludurlar. Bunların hepsi iyi, iyi amma, -bir kaç müstesna hariç- Türk musikisinde bir çok isim yapmış veya yapma yoluna girmiş olan ses artistinin müşterek bir noksanları var: Ağızlarının bozukluğu. Yarabbi o ne çeşitli ağızdır! Şöyle bir tasnife girişmek pekalâ mümkün olabilir: Zaman zaman kelimelerin bazı fonemlerini yutan kapalı ağız, okurken lüzumundan fazla açıldığı için kalın vokalleri çın çın öttürerek pek haşin telaffuz eden tavanı açık ağız. Nağme ölçü ve söz bittikten sonra, isterik soluklar halinde nıh, mıh, ıh, ah gibi iniltiler çıkaran sulu ağız. Nihayet kalın ve açık vokalleri yarı incelten büzük ağız..

Ehil hocaların mevcudiyetine rağmen mektepsiz, elli senede zor öğrenilebilecek müfredatına ve malzemesine rağmen tekniksiz, o devlet radyolarına rağmen alâkasız bırakılmış olan talihsiz musikimiz, senin şu bozuk ağzını nasıl ve ne zaman düzelteceğiz bilmem ki.


Şardağ, R. (16 Kasım 1952). Bozuk Ağız. Ses, 5: 3.


Ses” dergilerine ulaşmamızı sağlayan, İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu sanatçısı Sayın Ümit Yazıcı‘ya sonsuz teşekkürler.

Yorum bırakın