“Şair Evlenmesi” ve diğer iki kitap

Remzi Kitabevi, dünya şaheserlerinden tercümeler serisi yanında, şimdi bir de “Edebiyat Kütüphanesi” adı altında edebî eserler neşrine veya eski yazı ile bile sayıları tükenmiş, tükenmek üzere bulunan eserlerin tertip ve yeni harflerle tekrar ihyasına başlamış bulunuyor. Bu serinin ilk iki kitabı, Mustafa Nihat imzasını taşımaktadır.*

Türk edebiyatının Avrupai bir mahiyet almasında önayak olan büyüklerimizden birinin Şinasi olması dolayısiyle, garba doğru ilk uyanış devrinin bu ışıklı kafasını bütün fonksiyonlarile tanımak mecburiyetindeyiz. 

Şinasi, edebî nevilerin birçoklarında, kendinden sonra geleceklere rehberlik ettiği gibi, tiyatro eseri meydana getirmekte de acele davranmış ve bu sahada bile “ilklik” vasfını kazanmıştır. “Şair Evlenmesi” adlı komedisi iledir ki sahne tekniğine hayli uygun, şahıslariyle sosyal bünye arasında kaynaşma ve anlaşma bulunan bir eserle karşılaşırız. 

Fantazist bir çerçeve içinde cereyan etmekle beraber hakikatte birçok cephelerden kıymet taşıyan bu komedide Şinasi’nin türkçeyi henüz o yıllarda açık, şahısların karakterlerine uygun olarak kullanması, tiplerinin muhayyelliği [hayal ürünü] daha en başta göze çarpar. 

Büyük Türk müteferrikinin, geniş ve uzun sayfalarda hayatından bahseden değerli edebiyat tarihçimiz Mustafa Nihat, analitik bir cümle ile, hayran olunacak derecede yaygın ve dökümanter malûmat içinde, “Şair Evlenmesi”ne kadar tanzimatın tiyatro faaliyetini sahne ve eser bakımından incelemekte; bize Şinasi‘nin eserini muhakeme ve mukayeseye hazır bir hale getirmiş bulunmaktadır. 

Ayyar Hamza

Sahnemizin -neden bilmem- eser bakımından kurucuları arasında sayılan birçok isimler var ki onların arasında Ali Bey gibi muhterem bir isme pek seyrek ve mühimsenmez bir şekilde rastlanır. İçlerinde operet de bulunmak üzere Türk sahnesine birçok eserler kazandırmış olan Ali Bey‘in, Moliére‘den muhayyelleştirerek dilimize tatbik ettiği “Ayyar Hamza” komedisi, Vefik Paşa‘nın aynı Fransız muharririnden çevirip adapte ettiği bir hayli eserlerle karşılaştırılarak garip bir surette arka plâna atılmaya çılışılır. Halbuki Vefik Paşa‘nın da bizzat kendi yazdığı birçok eserlerde veya adaptasyonlarında bir kıymet olan Türkçe ve Türk dili, Ali Bey‘in “Ayyar Hamza”sında en geniş bir halde mevcuttur. 

Mustafa Nihat, “Şair Evlenmesi”nde olduğu gibi bu eserde de tiyatro tarihimizi Ali Bey‘e kadar geçen safhalar içinde yine vesikalara istinaden izah etmekte, ve müellifin hayat hususiyetlerini tesbit etmektedir. 

Bir insanı, eseriyle birlikte tetkik ederken muhite, muhitin tâlî kısımlarına inmek, içtimaî cepheden o insanı yetiştirmekte alâkadar bulunan bütün imkânları gözden geçirmek bakımından orijinal bir mahiyet taşıyan bu eserler, aynı zamanda yeni harflere geçirmek istediğimiz eski yazı ile basılmış eserlerin birer öncüleri olarak da düşünülebilirler. Remzi Kitabevi’nin temiz, muntazam bir tarzda tertip ettiği bu iki kitaptan dolayı kendisine ve çalışkan, titiz ve gayretli hocamız Mustafa Nihat‘a tebriklerimi bildirirken edebiyatla alâkalılara, edebiyat şubesi talebelerine ve kütüphanelerini tanzimat metinleriyle süslemek isteyenlere her iki eseri de tavsiye ederim. 

Halide Edip

Türk romanı Meşrutiyet’ten beri edebî mekteplere göre mevzua hâkim muhit ve fert münasebetlerine bakılarak muhtelif kimseler tarafından muhtelif kollara ayrılmış ve her kolda bir hayli isim zikredilegelmiştir. Türk romanına bir de insanî cepheden isim aramak gerekecek olsa derhal aklımıza Halide Edib adı gelmez mi? Ferdî aşkın bütün şifa bulmaz ıztıraplarını, millet ve vatan sevgisinin insanî kıymetler hanesine taşıvermesini, nihayet “Sinekli Bakkal” ve “Tatarcık” gibi romanlariyle muhit ve ananeler içinde boğulmuş çehrelere yaslanarak beşerî tiplere ve beşerî imkânlara yükselişi Meşrutiyet’ten beri bize ancak onun gittiçe tekâmül eden şahsiyeti kazandırmıştır. Halide Edib adlı güzel bir eser hazırlamış bulunuyor. Fakat kitap, bizzat değerli romancımızı memnun bırakacak bir surette kaleme alınmış objektif bir hudut içerisinde teşekkül etmektedir. Eserin birinci kısmında, müellif bize Halide Edib‘in hayatı hakkında kısa fakat gerekli malûmatı vermektedir. Fakat o, bununla kalmıyor, derhal büyük bir titizlikle ikinci kısma geçiyor; çünkü Halide Edib‘in şahsiyeti karşısında duyduğu hayranlığı bile objektif kalemle iradesine bağlamak endişesi, onu, romancının, sanati hakkında söylenen hemen bütün sözlerin tesbitine sevkediyor. 912 tarihinden başlayarak, eşiklerine, daha yakın zamanlarda ayak bastığımız günlere kadar söylenmiş hükümleri sıralıyor. 

Üçüncü kısımda muharrir, romancının, ne hülâsa, ne öz, ne de izah diyemiyeceğimiz bir surette şaşılacak bir kompozisyon kabiliyet içinde bütün eserlerinin mahiyetinden bizleri haberdar ediyor. Dördüncü ve sonuncu kısım da Halide Edib‘in romanlarından seçilmiş en cazip ve geniş metinleri ihtiva etmektedir. 

*: Tertip eden: Mustafa Nihat. Çıkaran: Remzi Kitabevi


Şardağ, R. (24 Mayıs 1940). Çıkan kitaplara bir bakış: “Şair Evlenmesi” ve diğer iki kitap. Vakit, s. 3, 5.


Yorum bırakın