Dıckens ve Çehov’un bir kitabı

Anton Çehov
(1860-1904)

Hikâyeler vardır; bir hayal çerçevesi içinde düşünüş ve tasavvurların birer aksi gibidirler; yahut muhitlerinin birer gözcüsü ve tesbitçisi olarak kalırlar. Bunların okunuşlarından sonra kafamızda durulup birikecek olan şey ya tatlı bir zevk, ya hazin bir akıbet, yahut bir moralite duygusudur. Fakat hikâyeciler de vardır ki daha doğdukları zamandan itibaren sosyetelerine bütün genişliğince açılmış gözleriyle ve “insan”, “cemiyet” denilen iki girift kıymetin muhtelif çağlarda, hayat içindeki seyrini takip eder ve hikâyeleriyle bir romanın imkân dünyasını hatırlatırlar.

Büyük Rus hikâyecisi A. Çehov da işte bu saydığım sonuncu tarz hikâyelerin sahibidir. On altı cildi geçmiş -çoğu küçük- hikâyelerinin kıtalar aşan şöhreti, memleketimizde de yayılmış ve senelerdenberi onun hikâyeleri muhtelif mecmualarda Türkçe’ye çevrilegelmiştir. Rusçadan Türkçeye yaptığı titiz ve temiz tercümeleriyle bize kendini tanıtan Hasan Âli Ediz, Remzi Kitabevi’nin, “Dünya şaheserlerinden tercümeler” serisi içinde son defa olarak Çehov‘un “6 Numaralı Koğuş” adlı büyük hikâyesini neşretmiş bulunuyor. Eser, “Çukurda” adlı diğer bir büyük hikâye ile büyük bir kitap haline getirilmiştir. Critique Sentimental denilen, hissi alâkayı kaybetmeden tenkîdî bir gözle sosyeteyi görüş, ukalâlık taslamadan bize tanıtılan hakikî muhit, kuruluğa mahkûm olmadan yapılan realist edebiyat.. İşte büyük Rus muharririnin her hikâyesinde olduğu gibi bu eserinde de görecekleriniz bunlardır. Ayrıca, “6 Numaralı Koğuş” hikâyesini, bir koğuş dahilinde bulunan, Nihilist bir muhit yaratacak kadar zalim olmuş bir Rus cemiyetinin bütün müstebit [zorba], bedbin, muztarip, yarı ahmak ve mütevekkil tiplerini çok zaman fiziko-psişik durumlariyle gözlerimizin önüne sermektedir. 

Kitap, mütercimin, Türkçeye çevirdiği her eser gibi geniş, izahlı ve en küçük teferruatına kadar girişilmiş bir önsözle başlamaktadır. 

Bugünün realist edebiyatını yapmak için yetişeceklere, realist edebiyatın en gerçek tatbikatını görmek arzusunu besleyenlere ve edebiyatla alâkadar münevverlere “6 Numaralı Koğuş”u tavsiye derken bu son kıymetli tercümesinden dolayı da arkadaşımızı tebrik etmek isterim. 

Charles Dickens

Charles Dickens
(1812-1870)

Dickens ne yarattı ise onlar İngiliz ananesinin eski temeli üzerine sağlamca yerleşti, ve aslâ -pek nadir istisnalarla- o ananelerin üstüne çıkmadı, ama, o kudretli binanın her tarafında güzel bir mimari ile alışık olunmadık bir yüksekliğe varmaktan geri kalmadı. Onun eseri kendi milletinin şuursuz bir iradesidir, sanat haline gelmiş bir iradesi…”

Servet Yesarioğlu‘nun büyük Alman muharriri Stefan Zweig‘dan çevirip neşretmiş bulunduğu Charles Dickens adlı meşhur İngiliz edibinin hayatına dair olan eserden yukarıya aldığımız şu satırlar, Zwaig‘ın kalemindeki kudretin göze batan bir ifadesi değil midir?

Stefan Zwaig
(1881-1942)

İngiliz oluşunu bütün hususiyetlerini, sayısız hikâye ve romanlarında zafer, saadet ve sükûn devri imparatorluğunun bütün hususiyetlerine ulaşarak eşsiz kalemiyle sanatına maleden Dickens, dilimize bir iki eseri çevrilmiş ediplerdendir. 

Bir sanatkârın eserinden evvel, sanatı hakkında yazılmış şeyleri okumak belki de objektif tetkik için zararlıdır. Fakat onun gibi insanlara karşı duyduğu merhamet, şahıslarındaki ve tiplerindeki ölmezlik, asalet pek geniş ve derin olan bir romancıyı hele Viyanalı Zwaig‘dan dinlemek ne kadar lüzumlu, faydalı ve yerinde olur. Bu eser ayrıca bir sanatkârı tetkik etmenin yollarını da bize öğretmektedir. Sade Dickens‘i sevenler, tanıyanlar değil, bilmiyenlerin bile sanatkâr bir kalemden çıkmış ve dilimize büyük bir vukufla tercüme edilmiş bulunan bu kitaba alâka gösterecekleri muhakkaktır. 


Şardağ, R. (10 Haziran 1940). Haftanın kitaplarına bir bakış: “Dickens ve Çehov’un bir kitabı. Vakit, s. 3, 5.

Yorum bırakın