
Bu ayın üzerinde dikkatle durulacak kitaplarından biri de muhakkak bu eserdir. Kurduğu yeni sosyal bünyesine uygun bir şekilde yeni mektebi de meydana getirmek isteyen memleketimizde terbiye ve tedris meselelerine karşı gösterilen önem esasen bu kitabın üzerinde durmamızı icabettirdi. Fakat gerek eserin müellifi, gerek onu dilimize hulasa ederek kazandıran ve gerek eserin ihtiva ettiği bilgiler bakımından bu pedagojik kitap ayrıca dikkatimizi kendisine çekmiş bulunuyor.
Bir defa müellif, bir Alman ilk mektep hocasıdır. Yıllardır köy mekteplerinde geçen öğretmenlik hayatının meyvelerini toplamış, sadece yaşadığı ve dolayısıyla inandığı hakikatleri iddia maskesine bürümeden üç dört eseriyle meydana getirmiştir. Refik Durlu’nun dilimize hulâsa ederek kazandırdığı bu değerli eser, isminden de anlaşılacağı üzere öğretme mektebi derhanesinden çalışmalı işbirliğine geçişi gösteriyor. Öğrenme mektebi… Nazarî, çocuğa hariçten empoze etmek suretiyle bir şeyler öğretmek manasına gelmek üzere dilimize geçen bu kelime ne kadar yerindedir. Asırların yıkmak için uğraştığı skolastik usûl, şekil ve mahiyetinden çok şeyler kaybettiği halde yakın zamanlara kadar hâlâ ayakta durabiliyordu, “İş, tecrübe, çocuğu merkez yapma” sözleri her ne kadar kitaplaşmış, ilimleşmişse de mektepler bu öğreticilikten kurtulamamıştı. Denilebilir ki, terbiye tarihinin en büyük ihtilâllerinden biri de bu tek isim değişmesinde görülebilir. “Öğretme mektebi” değil, “Öğrenme mektebi” işte elimizde eser mütevazı fakat hayatta ne büyük ve ne sonsuz nasipler almış bir ilk mektep mualliminin canlı, elle tutacak kadar hareket eden müşahedelerini ihtiva ediyor. Nitekim daha ilk sahifede müellif bize gaspedilmiş çocuk hürriyetinin fecaatini duyurmaya çalışıyor:
“Öğretme mektebini serbest çalışmalı iş mektebine çevirmek isteyen her öğretmen evvelâ sessiz ve hareketsiz oturmaya alıştırılmış olan çocuklara sınıf dahilinde hareket hürriyetini vermekle işe başlamalıdır. Çocuk her şeyden önce bilmelidir ki ona gösterilen yer, bağlı durmaya mecbur olduğu bir hapishane hücresi değildir.” (s. 1)
“Yıllarca en iyi bir maksatla sert bir harici inzibat temini için emek harcanan öğretme mektebinde çocuğun serbest fikrî faaliyeti ölmüştür.” (s. 1)
Fakat eser hiç bir zaman nasihat vermekle kalmıyor. Sütunumuzun darlığı yüzünden örnekler alamadığımız müşahhas tecrübeleri, müellifin elde ettiği neticeleri hazırlayan talebe ve öğretmen konuşmalarını, iş tecrübelerini, ders raporlarını, seyahat intibalarını tesbit etmenin yollarını, hulâsa bir köy mualliminin mutlaka yapabileceği işleri sıralıyor.
Eserin bizce bir kıymeti de yazanla çevirenin bir ilk mektep hocası olmalarıdır**. Bu kitap genç bir Türk mualliminin hayırlı emeğiyle bir yandan da, köylerimizin birbirinden ayrı muhtelif köşelerine dağılmış olan ilk okul öğretmenleri için, tecrübelerini olgunlaştırıp derleyebilirlerse tanınmış bir nazariyatçıdan çok memleketlerine hizmette bulunabileceklerini işaret etmiş oluyor. Böyle canlı, baştan başa realist görüşleri bir arada toplamış olan bir eseri Türkçe’mize temiz bir dille tercümeye hulâsa eden Refik Durlu‘yu tebrik ederiz.
*Spielhagen, M. (1939). Öğretme Mektebi Dersanesinden Serbest Çalışmalı İşbirliğine (Telhis eden: Refik Durlu). Ankara: Yeni Cezaevi Matbaası.
**Kitabı dilimize kazandıran, şimdi Gazi Terbiye Enstitüsü Pedagoji talebelerindendir.
Şardağ, R. (15 Nisan 1939). Öğrenme Mektebi Dershanesinden Çalışmalı İş Birliğine . Varlık, 139: 247-248.

