Kapı gıcırdadı. Bütün bir gece kırık ve paslı bir ümitle, isteksiz bir temenni halinde günün doğmasını, ateşin düşmesini beklemiştim ve gözlerimi yeni açarak dört yanıma şaşkın şaşkın bakıyordum. Pijamalı, kupkuru yüzlü, ip ince, çipil gözlü bir adam, sevimsiz bir insanla göz göze geldim. Belli ki diğer koğuşlardan gelmiş bir hasta. Acaba ameliyatlı ve dalgın yatan [...]
Ay: Kasım 2021
Ey Kadir Bilmez Hastalar!
İlk gecenin gönlü çökerten sessizliği.. Fakat bu, aynı hastalığı, iyileştirme arzusuyla dördüncü hastahanede devem ettirişimdir. Yine de ilk gecenin garipsenen yabancılığını duymamak elde değil. Bir koridor boyunca uzayan gece, hasta odasına yığınla düşünceler doldurur. Şuur mekanizması en az işleyen, his dünyaları en sönük hastalar bile geceleyin biraz mütefekkir, biraz endişelidirler. Burada en önemsiz hastalık, yanımızdakilerin [...]
1943’e Girerken Edebiyatımız
Yeni bir yılın eşiğinde, geriye bir göz atabiliriz. Edebiyatımızın bir yıl önceki panoraması dalgalı, renk renktir. Hikâye büyük bir durgunluk geçirirken, romanda bir hareket sezilmekte, edebî tetkik eserleri yönünden avuçlarımız boş ve hazin kilitlenişle kapanırken tercümeler gür bir pınardan akan sular gibi gözümüzü ve içimizi doyurmadadır. Edebî hareketlerimizse bazen göğüs kabartacak, bazen utanç verecek bir [...]
Bir Sabah…
Beni kurtaran Doktorum Kâmil Sokollu'ya gönül armağanım, Kapı gıcırdıyor; hastalar için biricik manalı şey bu: Çünkü sabah olmuştur. Sarp ve uzun bir yokuşu bitirip ferahlayan insan gibi hasta da geceyi ne güç çırpınışlar sonunda tüketmiştir. Yüz çizgileri hayatla en küçük bir ilgi göstermeyen ağır hastalar bile, geri dönmez yolculuklara saldıkları gülüşlerini yeniden tatmaya çalışıyorlar. Gündüzün [...]
“Vefa”sız Edebiyat
Ticaret edebiyatına yüz çevirerek sanat eserlerine, yeni nesle dönelim. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Bu çiçekleri soluk bahçenin ortasında, bu manaları anlaşılmamış, yabancı, çözülmez işaretler ülkesinde, bu yaslı dünyada tek tutamak noksan sanat mıdır? Öyleyse onun bir kolu olan edebiyatın en avutucu pınarı dostluk ve vefa hikâyeleridir. İnsan duygusu üzerinde en büyük baz dalgaları bırakan vefalılık sanat ve [...]
Kardeşlerimin Destanı (III)
Biz devleri yenerken korkutur bir tüy biziKükreyen de bizleriz kısan da sesimiziYere kapanmamıza bakma ki namaz değil, Çünkü kimse sen gibi bize demez ki "Eğil!" "İnsan bu!" denir mi hiç? Ne gülüncüz bir düşün!Her iyiyi bilirken saldık kötülükte ün.En iğrenç duygularla çarpıyorken kalbimiz,Ne yalan şeyler söyler kopasıca dilimiz. Tanrım kavlimiz bu mu? Neden olmadık iyi?Sen ki [...]
Kardeşlerimin Destanı (II)
Ne kadar çürük olsa sırtım, omurum, kolum;Kendime az gelirken, insanlara bol bolum, Yüklensin günahları insanlığın sırtıma,Sebep beni bulsunlar her beliren yıkıma. Beni hırpala Tanrım, beni sars ve yarala;Her türlü azabına beni sür kaka kaka, Beni kahret, beni ez, beni suçlandır bir bir;Kardeşlerim ki bilir, tanırsın ne zayıftır. Bileyim insanların içinde ben de varım;Ah o zaman her türlü [...]
Kardeşlerimin Destanı (I)
Seni ben neyleyim ey Tanrım,Yıldızlar içinde yapyalnız?Bize gel de bir gün, gönlümü Sana taht eyleyim ey Tanrım Haykır, haykır bize; duyalımGörelim; ışık serp yenidenPerdeleri inik gözlerleHep kendimize mi uyalım Bu çocukların ki sağır, duymaz;Bize haykır Tanrım şöyle biraz:Duy bak, ey çocuğum, zengin olursunDuy bak, sen bununla engin olursun. Duy bak, ey çocuğum, duyarsan eğerHiç bir şey [...]
Görmekten daha ötelere
"Görenle görmeyen bir olur mu?"En'am/50 Gerçi günlük hayatları içinde önceden bellenilmiş yollardan yürüyerek eski gerçekler dünyasının tanınmış ve teklifsiz çiçeklerini koklaya koklaya hep aynı köşe başına varan ve sonra oradan tekrar, tanış olduktan ışıksız, renksiz, asık suratlı dünyalarına dönenler pek çoktur. Görenler, bunlarla nisbet olunduklarında hazin bir azlık teşkil ederler. Ve Emil müellifinin ağzıyla "Ey [...]
Bir Yazının Düşündürdükleri
1 Sonteşrin 1941 sayılı "Ülkü"de Suut Kemal Yetkin'in "Eski bir tercümeyi okurken" adlı yazısı dikkatimizi çekti; hayli acı bir surette en salahiyetli kalemlerin bile kendi sahalarında ne kadar ihmalci, ne kadar kolay sonuç elde etmek isteyici olduklarını bir daha hatırlattı. Sayın muharrir, "Tercüman-ı Hakikat"le, Musavver Servet-i Fünun Mecmuası'nın 1313'de birlikte neşrettikleri bir fevkalâde nüshada Selânikli [...]
