Seni ben neyleyim ey Tanrım,
Yıldızlar içinde yapyalnız?
Bize gel de bir gün, gönlümü
Sana taht eyleyim ey Tanrım
Haykır, haykır bize; duyalım
Görelim; ışık serp yeniden
Perdeleri inik gözlerle
Hep kendimize mi uyalım
Bu çocukların ki sağır, duymaz;
Bize haykır Tanrım şöyle biraz:
Duy bak, ey çocuğum, zengin olursun
Duy bak, sen bununla engin olursun.
Duy bak, ey çocuğum, duyarsan eğer
Hiç bir şey olmasan kendin olursun
Duyanlar aştılar koca dağları,
Onlar ki her günün sağ kalanları..
Duyanlar kopardı, onlar, çocuğum,
Ruhları kıskıvrak tutan bağları
Belki bir yaprak gibi kaldık senin dünyanda;
Bir damla karanlığız gerçi büyük ziyanda;
Gerçi bir hiç değiliz; fakat hiçten beteriz.
Nasıl güller koparsın inme inmiş elimiz?
Duymasak duyduk deriz; duyarız; deriz duysak..
Ah bir gün çırıl çıplak düşüncemizi soysak;
Koysak vücudumuzu fena, iyi dışına,
Bıraksak leşimizi duygunun akışına.
Görsek ki sade odur bizi sana bağlayan.
Tanrım en temiz insan, değil midir ağlayan?
Hep göz yaşı doldursak şu çürümüş bedene.
Tanrım kızma bizlere eğer istersen dene:
Ağlasak belki bir gün, koparız kendimizden
Duy bak, yürüt ey Tanrım bizi sade bu izden
Şardağ, R. (1 Ağustos 1942). Kardeşlerimin Destanı (I). Varlık, 218: 29.

