Biz devleri yenerken korkutur bir tüy bizi
Kükreyen de bizleriz kısan da sesimizi
Yere kapanmamıza bakma ki namaz değil,
Çünkü kimse sen gibi bize demez ki “Eğil!”
“İnsan bu!” denir mi hiç? Ne gülüncüz bir düşün!
Her iyiyi bilirken saldık kötülükte ün.
En iğrenç duygularla çarpıyorken kalbimiz,
Ne yalan şeyler söyler kopasıca dilimiz.
Tanrım kavlimiz bu mu? Neden olmadık iyi?
Sen ki bol bol dağıttın rahmetinden her şeyi.
Ayaklarımız boş durur upuzunken
Sonra dilimiz kilometreler aşar.
Acı şeyler.. İçimiz burkulur durur,
Sesimiz en mutlu bir dünyada yaşar.
Dökülmez mi bu heybenin içi dışa
Yoksa taşır mı bizi hâlâ bulutlar.
Hâlâ mı başımızda kanat gerecek
Temiz yürekli, güzel iyicil kuşlar?
Ne yandı, ne söndü büsbütün bu ışık,
Ne doldu, ne boşaldı bu garip kuyu.
İnsan ki gerçeğinde yanmada mumlar;
İnsan ki fakat anlaşılmamış huyu.
Gülmez misin bu geçen kervana bakıp,
Her adımda neler kaybetmede, neler..
Bir kervan ki yol başında nasıl da çok,
Yol sonunda nasıl da bir sürü hiçler.
Katıldık biz de kim bilir ne zamandan?
Bizler ki bin adakla avutulanlar.
Avuçlarımız doldu da elimizde
Ne içleniş, ne bir gülüş, ne hasret var
Kimler çekti ey Tanrım niyetimizi,
Kimler içimizde söyler yerimize?
Biz ki her sabah açtık da kalbimizi
Kan ağladık her gece ahvalimize…
Şardağ, R. (1 Sonteşrin 1942). Kardeşlerimin Destanı (III). Varlık, 222: 135.

