
Yeni bir yılın eşiğinde, geriye bir göz atabiliriz. Edebiyatımızın bir yıl önceki panoraması dalgalı, renk renktir. Hikâye büyük bir durgunluk geçirirken, romanda bir hareket sezilmekte, edebî tetkik eserleri yönünden avuçlarımız boş ve hazin kilitlenişle kapanırken tercümeler gür bir pınardan akan sular gibi gözümüzü ve içimizi doyurmadadır. Edebî hareketlerimizse bazen göğüs kabartacak, bazen utanç verecek bir durumda şekil değiştirip duruyor.
Son birkaç yıl Türk hikâyeciliği bakımından ne kadar yüzümüzü güldürecek bir haldeydi. Istırap çeken köy ve köylü çehresini bir taraflı olarak görse bile Sabahattin Ali kalemiyle “Kağnı”lar, “Ses”ler sunmuş, Kenan Hulusi, Sait Faik, Samim Kocamemi canlı realist, yepyeni edalı hikâyeler ile bize yeni zevkler tattırmışlardı. 1943 yılı ise 1942’den bomboş bir hikâye sahası devir almaktadır. Birçok dergilerde arasıra rastladığımız eserler, hep birbirinin benzeri şeyler olmakta devam etmedeler. 1941 tarihini taşımakla beraber 1942’ye pek yakın yıllarda Zonguldak Halkevi tarafından yayılan Ümran Nazif‘in “İçimizden Bir Kaçı” adlı hikâyesi üzerinde yazık ki çok durulmadan geçilmişti. Küçük insanlar için acıyan bir eğiliş ile söz söyleyen bu hikâyeciyi biraz daha üslûp sanatına çağırırız ama yazılarının ışıklı vaitlerini gözden uzak tutamayız.
Roman:
Bu sahada büyük atılışlar görülmektedir. Ticaret edebiyatı serisine girebilecek olan romanlara yüz çevirsek bile “Fehim Bey ve Biz”i nasıl hatırlamayız? Bu büyük eser, hâlâ insanı ılık bir düşünce dünyasına sürükleyen hazzı ve en sıcak mısraların başaramadığı, şiirleşmiş ürpertileriyle ruhları kavramada devam ediyor. Türk edebiyatına ilk defa sanatın tılsımlı dehlizlerinden seslenen Şinasi Hisar, insan oğlunun renk, nitelik ve derin manası hakkında, en kutsal zaaflarımız üzeride ne unutulmaz şeyler söylemiştir. Bu yıl Vedat Nedim Tör‘ün yeni bir romanıyla karşılaşacağız. Değerli tiyatro yazıcısı, ani, keskin, en sıcak ve en düşündürücü fikirler fıkracısının ilk romanını büyük meraklar içinde, ümitlerle bekliyoruz. Yine, dost ve arkadaş Cevdet Kudret, ince şiirlerine ara vererek üç yıldır hazırladığı ilk romanının bitirmiş bulunuyor. Asıl romancıların boş bıraktığı bir alanı diğer edebî kolların yetişkin kimseleri yeni atılışlarla doldurmak isteğindedir.
Tercüme:
Bol bir kaynaktan gür ve feyiz dolu akan tercüme bakımında yeni yıla büyük kazançlarla giriyoruz. Maarif Vekili’nin yeni yayın dünyasına sürdüğü 27 parça tutan büyük eserler, bu alanın en nurlu köşesini teşkil ediyor. Fikir ve sanat hazinemizin durgun havasına, genç kafaların ölçülü düzenli düşünüş ihtiyaçlarına bunlar büyük bir cevap vermiş bulunuyorlar. Fertçe tercüme çalışmaları bu halk arzu ve dileklerinden bir nişan vermek üzere ilerlemededir.
Tahlil, tetkik:
Bu sahada da ellerimiz boştur. Yeni yıl bu en gerekli eserler bakımından pek talihsizdir. Geçen yıllardan kalma bazı tamamlanmamış kitapların tatlı hayaliyle bekleşmedeyiz. Hâlâ, “Türkçede roman”ın ikinci cildi çıkmamış, hâlâ, “Saz şairleri”nin ilk cildi iki ve üçüncü ciltlerinin baş tarafına eklenememiştir. Gençlerden pek azı tetkik ve tahlil eserleri için emek harcıyorlar. Agâh Sırrı Levent‘in divan edebiyatı hakkındaki tahlilî eseri, şekil bakımından bir safhayı aydınlığa çıkarmakla beraber, Enderun edebiyatımızın asıl tahlil yolu ile tetkiki başarılmış değildir. 1943’e girerken bu yolda kaleme alınmış bir eser daha hatırlıyoruz. Profesör Baltacıoğlu‘nun “Türk’e Doğru” adlı, tezli tetkiki. İnsanî ve millî mahsullerin kendi iklim ve ruh çevremize göre renkleniş ve çiçekleniş sebeplerini ve gelişmelerini inceleyen bu eser, edebiyatın bir çok kollarına, tiyatroya da dokunduğu için konumuza büyük bir değerle girmiş bulunuyor.
Şiir:
Şiirimiz sayısız çiçekler halinde tomurcuklanıyor, açıyor, bir günlük bir ömür bile sürmeden kayboluyor. Bu şiirin doğuş ve çöküş sebeplerini daha derin sosyal ve ruhî şartlarda aramak gerekiyor. Yalnız bir hakikat var: Genç arkadaşlarım birbirlerine pek benziyorlar. Ve sonra bu yolun çoktandır açılmış kapılarını -kapalı sanarak- açmaya çalışıyorlar. Bir kaç yıl öncelerine kadar “memleket isterim” diye “uzak bir iklimin dik havası”nı acılı egzotizminde bize verip duran Cahit Sıtkı neden eda ve ifade değiştirdi? Fakat Rıza Apak adlı arkadaş hâlâ pek çoğumuzun sağır kaldığı bir çevreye insan kalbine en yakın mısralarla seslenmektedir. Üstüste sıkıştırılmış hissini veren manacı şairliğini bırakalı beri onu ne kadar seviyoruz. Rıfat Ilgaz: Haşim‘in karaltılı ve uçuk rengi derinliğine anlaşılır ve birbirine eş duygularımızdan yeni nağmeler katan bu genç şair, kendisini güç kavrayan patırtılı bir yerde yeniden ses verebilecek mi?
Hareketler:
İşte hazin, bazen de övünülecek manzaralar içinde gördüğümüz ileri ve geri kıpırdanışlar…Dil hareketleri edebî ifadelerimizde de hükmünü yapmaya başladı. “Kirpinin Dedikleri” fıkracısı, Akşam ve Ulus başyazarlarının çalışmaları bu kıpırdanışın en güzel meyvelerini vermektedir. Büyük bir devlet kadirbilirliği diyebileceğimiz ve sanatımızın geleceğine hayrı dokunacağını umduğumuz parti roman mükâfatını sevinçle kaydediyoruz.
Fakat edebî hareketlerin hazin tarafını görmemek de elde mi? Millî tiyatro ve: “Hamlet” kavgaları hâlâ hatıralarımızda kötü bir sis tabakası halinde yaygın bulunuyor. Millî tiyatro istenirken tiyatro rejisörünü nişanlamak kalem sahipleri için ne kadar utanç verici bir hal ise Hamlet tenkidine kızıp da küfre başvuran tiyatrocular için de hareketleri esef uyandıracak bir hâdisedir. Bu münakaşalara pek çoğu duyup anlamadan, okumadan katılmış olana arkadaşlarımız, hâlâ fikir yerine insana hücum etmede devam edegeldiğimizi ve hâlâ hata işletici hislerle hareket etmekte olduğumuzu ispatlıyor ve çorak tenkid sahası dokunulur dokunulmaz alev fışkıracak olan bir SOS durumunu muhafaza ediyor. Bütün ayrı görüşlerimize, ayrı iklim ve çevre şartlarımıza rağmen birbirimizi seveceğimiz ve ondan sonra hayırlı kalem çalışmalarına girişeceğimiz zamanı, tenkid ve münakaşanın didiklemekten daha başka manalar taşıdığını kavrayacağımız zamanı hasretle bekliyoruz. 1943’e olan güvenimiz sarsılmamıştır.
Şardağ, R. (1 Şubat 1943). 1943’e girerken edebiyatımız. Varlık, 230: 281-282.

