“…o en güzel çiçekler, en dinç çağında toprak oldu.”
Rüştü ŞArdağ
Kardeşim Yaşar Nabi’ye:
Onun acı haberi Ankara’ya bir iki gün geç ve ben hasta arkadaşına da bir o kadar daha geç ulaştı. Hulûsi’yi kaybetmişiz demek! Ben, inanır mısın, o kadar talihsiz bir adamım ki sevdiklerim için, asıl kendi sevgilerim için bir şey diyemem, yazamam. Hele ona hiç mersiye yazabilir miyim?

(1907-1943)
Birkaç yıl öncesine kadar gazetelerde ve bazı dergilerde, bu arada “Varlık”da hikâyeleri için yazı yazdım; sevgimi belli etmekten korkarak; o hisle “medihte bulunmuş” denmesin diye. Şimdi ise ne yazabilirim? Yemin ederim ki bir şey söylemekten âcizim. Kör olası, biz hep riya mı yapacağız? İşte susmak dururken yine her şeye rağmen yine yazıyoruz. En sevdiklerimizin ölümüne ağlamaktansa yine yazıyoruz.
Üç yıl önce, bir akşam, Vakit’in mütevazı bir odasında: “Kenan demiştim, bir genç şair sanki senin için söylemiş, Sen en güzel çiçekleri açacaksın.” Tomurcuk, ah, o en güzel çiçekler, en dinç çağında toprak oldu. Bir inkılâp ve sanat eseri olan “Dört Hanların Kulaksızı”nı hatırlıyorum ve o bu memlekete ne eserler verecekti diyorum. Bilmem, sen de onu şöyle mi tarif edeceksin: “Hulusi, pek az konuşan, kızmayan, seven, kızacak yerde unutan, kimseyi kırmamak için hep, “peki” diyen bir arkadaşımızdı. Ben iki yıldır en ağır ameliyatlar geçirdiğim hastahane köşelerinde ölmedim, yaşıyorum da, o sapasağlamken, birkaç günde bizi bırakıverdi. Bizim anlayabileceğimiz adalet mi bunlar?
Onun için neler yazmak lâzımken benden daha kıdemli bir arkadaşa onun namına beni affetmesi için şu satırları karalıyorum. Ah o inansa, hıçkırıklı sesimi duyabilse ve bilse ki en verimli baharında bizi bırakıp giden “Bahar Hikâyeleri” sahibi için ben artık hep ağlayacağım.
Şardağ, R. (1943, Temmuz 1). Kenan Hulusi’nin Ölümü. Varlık. 240: 493-494.

