Acı bir şey mi dersin, ağlayan yoldaş olmamız bizim?
Hep acınmaz kimseler mi olsak; keşke Tanrım, keşke olsak..
Güneşe yükselmedikse eğer, bu sevimsiz toprak üstüne
Daha mı iyi sanki düşün, duygusuz otlar gibi olsak.
Kopuk kanatlarla karlara düşen kuşlara yanmak;
Ağlamak, içli bir kalp gibi güze küskün ağaca;
Kuşları görür, insana kör merhamet neden?
Saflarda açılan gedikler kaça mal oldu kaça?
Kuşa acıyan da renk, karanlığımız da;
Bir parça duyan, çorak ufkumuzun süsü,
Huzurunda ne korkunç imtihan verecek
Hiç bir şeye yanmaz acımazlar sürüsü.
Hep başka dereler kandırır bizi;
Bir pınardan akmaktayken suyumuz.
Birleşik kimseleriz; yine renk renk
Akseder aynalarda her huyumuz.
Aynı dünya bağlamaz bizi neden?
Varmaz aynı köşeye atlarımız
Hep ayrı göklerde uçarsak eğer,
Kırılmaz mı bir gün kanatlarımız?
İşte bir kalp ki yurdudur her yaslı diyar,
İşte bir kalp nasıl isterse öyle duyar.
İşte bir kalp duyar da söyleyemez Tanrım,
Her hüküm yanlış ve ne haksız çıkar bizden
Ve bir alev de parlamazsa içimizden
Nedir öyleyse benim bu yerde sıfatım?
*
Vuruşacak mıyız böyle durmadan?
Ayrılmak mı nasip bu yerde bize?
Karanlık koğuklarda başlarımız;
Ellerimiz korkularla kilitli;
Yaşamak mümkün değilse diz dize
Rivayı bir yana koyup kaçalım;
Kavuşmaz yollardan geçit ver bize.
Şardağ, R. (15 Nisan 1943). Kardeşlerimin Destanı’ndan (Şiir). Varlık, 235: 389.

