İkinci Plânda Gelenler

Ne çokturlar!.. Her sanat kolu için olduğu gibi edebiyat için de onların varlığını kabul etmekten neden çekinelim! İlk sanat belirtilerinden biri basamak basamak, kudretli sanata varış yolunda dizi dizi, sıra sıra, derece derece yer aldılar. Edebiyat, dünyanın her bucağında en büyük ustalar yanında, çok sayıda onları da tanıdı. Herhangi bir derece içine sığdırılamayacak olan piyasa romanlarını elbette yazımıza konu olan eserlerden ayırd etmeliyiz. Çünkü nice duygulu kalpler bu ikinci dercedeki kitaplar üzerine en temiz göz yaşlarını bıraktılar. Duyma ve kavrama melekelerini zorlayamayan veya zorlamaktan korkan, üşenen nice insanlar onların yazılarıyla zaman zaman göğüs geçirdiler, gülümsediler; tatlı ve kolay düşencelere daldılar. 

Bu eserleri, üstün değirli sanat eserlerinden ayırmak için elimizde ne çok sebep var: Bir defa, söze başlarken dediğimiz gibi sayıları pek kabarıktır. Her devir ve her devrin içindeki kısa edebî devreler kapanırken batan, ömrü tükenen dergi ve kitaplarla birlikte onların imzaları da kaybolmuş ve tükenmiş bulur. Onların bir kısmı için bu tükeniklik, sağlıklarında belirdiğinden durumları hayli hazin olur. İlk parlak hali nasıl da kararmış, o demet demet şiir kitapları, o cild cild romanlar, hikâyeler bir zamanlar bunca orta tabaka okuyucularını peşlerinden seğirtmişken nasıl da unutulmuş, çoğu zaman ya adlarından söz açılmaz veya alayla söz açılır olmuştur. 

İkinci puanda gelen eserlerin gerçek ve yüksek sanat eserlerinden ayrılan bir tarafı diye, üslûbsuzlukları, ifadelerinin hiç bir özellik taşımayışları ileri sürülür. Gerçi bu hüküm bir bakıma doğrudur. Fakat onların birbirine benzeyen o kadar canlı ve yakın tarafları vardır ki hepsine birde bir üslûp yakıştırmak çoğu zaman mümkün olur. Belki bu üslûp ifadeden daha çok başka noktalardadır. Bir defa, bunların her çeşidi vakacıdır. Yazıcılar önce milli bir olayı parmağına dolayarak onu ileri sürer, yayar ve bir sonuca bağlarlar. İkinci büyük vasıflarını da görmemezlikten gelemeyiz. Bu eserler, bir kahramanı ele alarak onun dört yanını çevreleyen öbür insanları tepe aşağı yere sererler. Kahraman bir başpehlivan gibi eserde salınarak gezinir, ötekiler bir gölge halinde silinmiş veya kahramana göre secdeye varmışlardır. Konularda gerçi aşk, piyasa romanlarında olduğu gibi sokak aşkı değildir; daha çok süslenmiş ve göz alıcı bir özellik taşımaktadır. Anlatış ustalıklıdır. Hatta bu sebeple iyi sanat eseri sanısıyla zamanlarında bunların pek çoğu birinci plânda görülmemiş baş köşeye geçirilmiş ve devri kapandıktan sonra foyaları sırıtmıştır. fakat bu romanların konuları ne kadar dağınık olsa, bir kaç sınıf içinde toplanabilir ya mazinin bir sanat süzgecinde geçirilmeden hatıratçılığını yaparlar; ya büyük ve önemli aşk maceralarını çizerler; veya çoğu vakit de günün geçer akçesi olan meseleleri pişirip pişirip ileri sürerler. 

İkinci planda gelen eserlerin hemen hepsi kolay yazılır, kolay anlaşılır, kolay okunur şeylerdir, iyi bir sanat terbiyesi almış nice kimseleri bile bazı kurnaz ve ustalık yollarına -acemice de olsa- baş vurarak kazandıklarından epiy müşterileri de vardır. 

Onların iyi, değerli ve ömürlü eserlerin diğerlerinden ayırt edilmesinde, bir devir edebiyatının umumi zevk aksaklıklarını ve bazen devrin sosyal eğilimlerini aydınlatmada büyük hizmetleri dokunur. Klasik edebiyatımızın zaaflarını yoklamak için Fuzulî, Nedim, Baki gibi üstün değerlerden çok nasıl ikinci planda gelenleri incelemek gerekirse çeşitli edebiyat devirlerini ilim zihniyetiyle ışıklandırmak isteyenler de değerlere saldıracak yerde her zaman bu ikinci planda gelenleri incelemekle işe başlamalıdırlar. Onlardan elde edilen o hükümler, ancak bundan sonra üstün sanatçılara tatbik edilebilir ve onların sanatlarındaki özellikler daha büyük bir kuvvetle aydınlanmış olur. Bir zamanlar beş cildini karıştırdığım Türk Yurdu Koleksiyonları, resimsiz ve musavver Serveti Fünun mecmuaları arasında şiir, hikaye, edebiyat tarihi ve diğer kollarda yazılmış bir çok yazıların altına imzalarını hediye etmiş nice şair, romancı, hikayeci ve mensur şiir yazıcısı hatırlıyorum ki bugün hepsi tek isim olarak silinip gitmişlerdir. Fakat o günün sanat havasını ve sanat zevkini inciten veya tayin eden şartlara eğilmek isteyenler için bu eserler ve bu isimler büyük bir tutamak noktası, bir şamdan ödevini görebilirler. Bugün bile kitap kitap yayılan şiirler, hikâyelerin, ardsız arkasız yayımlanan romanların en önemli sayılan dergi ve gazetelerde sık sık gözümüze çarpan imzaların kaçı ikinci plânda kalmaktan kurtulacak, kaçı ünlü sanat merdiveninin üst basamaklarına çıkabilecek bilmiyoruz. Fakat zamanın bir zamanlar o kadar büyük parıltılarla edebiyat alanına girenleri büyük bir dilsizlik, sağırlık ve ilgisizlikle uğurladığı sık sık görüle gelmişlerdir.


Şardağ, R. (1944, Şubat 1). İkinci Plânda Gelenler. Vakit, 256-257: 271-272.


Yorum bırakın