Atatürk Onların Üstündedir

Onlar Atatürk düşmanları, hangi yaştan ve baştan; kim olurlarsa olsunlar, Atatürk erişemeyecekleri kadar onların üstündedir. Henüz küçük bir ilkokul öğrencisi iken benim eski kafalı, eli değnekli bir hocam, Mustafa Kemal’in İstanbul’u ilk ziyareti günü onu bize şöyle anlatıyordu: “Hepsi yavrum, hepsi, anasını, babasını, evlâdını satar gibi memleketi satıp kaçtılar. Herkes korku ile bir köşeye sindi. Benim gibi dar kafalıların pek çoğu bir türlü, onun yoluna akıl sır erdiremedi. Fakat o arslan, rütbesini apoletlerini, parasını ve şöhretini bir yana fırlatarak gizli gizli kaynayan anavatanın kucağına atıldı.”

“Büyük Doğu” sahibinden çok önce Atatürk’e ilişmek isteyenler oldu. Bütün denemeleri boşa çıktı. Nasıl ki ona düşmanlık etmek isteyeceklerin de bütün denemeleri bir o kadar boşa gidecektir. 

O talihsiz derginin sahibi, Atatürk’ü neden sevmiyormuş? Müstebit [başına buyruk] farzettiğinden mi? Ya İkinci Abdülhamid’e perestiş [sevgisi] edişi niçin? Yoksa bu zat Demokrat mı, Cumhuriyetçi miymiş? Bakın bu talihsiz baş, nasıl kendi kazdığı mantıksızlık kuyusuna düşüyor!

Bir de “Meşale” dergisi varmış. “Atatürk olmasaydı, bir başkası çıkardı” diyormuş. Buna şüphe mi var? Bu millet elbet bir vefakâr evladını daha çıkarabilirdi. Ama ne zaman? Kaç asır içinde? Atatürk’e tapınmanın ilim dışı olduğunu tekerleyenler acaba Atatürk olmasaydı hemen o günlerde bir başkasının onun yerini tutacağını söylemekle safsata yapmıyorlar mı? Çünkü nerden biliyorlar bunu? Çünkü o devri bütün facialarıyla bir daha dirilteceklerine mi inanıyorlar?

Halbuki vatanların, istiklâllerin elde edilmesi meşkûk sanılan bir zamanda mıyız? Karşımızda Atatürk vardır. Milletlerin yaşama gücüne olan inançları mı sarsılıyor? Atatürk bir başka yüce hüviyetiyle yine karşımızdadır. Rençberlik için köyden şehre gelen vatandaşıma bir haftada gazete söktüren yine bir başka Atatürk vardır. Faşizme paydos borusunu çektiren, kadın kardeşlerimizin bahtiyar eşitliği ve köle milletlerin kalkınması için bize ilham olan yine, yine bir çok Atatürk vardır. 

Kim, hangi bedbaht, bunlardan hagi birine sataşabilir?

Ne zaman bir istiklâl seferine çıkmaya kalksak, Atatürk bizimle beraberdir. Ne zaman içeride ve dışarıda bu hiyanetle karşılaşsak, savaşmak için onun bıraktığı engin mirastan hız, güç ve medet edineceğiz. Ne zaman bizi vatan çizgisi dışına çıkarmaya çalışan bir aşırı solculukla başbaşa kalsak ve ne zaman bu halkı, sömürücü kapitalizmin kucağına atmak veya vatan içinde bizi renklerle, ırklarla, şivelerle, şiirlerle birbirimize katmak isteseler, tek dayanacağımız Atatürk adlı ebedî dalga kırandır. Şimdi onun hançeresini yırtarak gönüllerimizde yükselen ve müsbet ilim diye haykıran sesi, her türlü ilim ve fikir düşmanlığına karşı sıkılmış bir yumruk gibi hatıralarımızda nöbet bekliyor. 

Bir gün tarih yazanlar Atatürk’ü elbet zayıf taraflarda da belirtmek isteyeceklerdir. Çünkü o put değildir. Kendisine “fani” damgasını sağlığında vuracak kadar “beşer” olduğunu bilir. Fakat onun kusurlarına bakmak için, bu aziz vatana olan hizmetlerini görmekten vakit ve zaman mı kalır? Kim tarih içinde onun kadar az vebali sırda taşıyor? Bu nasıl tenkittir?.. Ömründe bir defa bile istibdat müessesesini bir tek cümle ile öğmemiş, modern diktatörlüklere hayatı boyunca lanet etmiş ve o bedbahtlar gibi bir çok geri cephelilerden inkılâpları korumak için bazı geçice davranışlara milletçe ve meclisce karar vermiş olan bir insan mı müstebit olacaktı?

Atatürk! İstanbul’a ilk girdiğin gün, anamın döktüğü sevinç yaşları, gözümün alabildiğine uzanan eserlerin ve hür aklımla idrak ettiğim inkılâpların, neslimin idraki olmuştur. Bugün maddi varlığın değil, sadece hatıraların yaşadığı bu topraklar üstünde seni açıkça veya namert bir lisanla dillerine ve zihinlerine dolayanlara, yine senin rejimi emanet ettiğin nesilden bir şairin mısraile cevap verelim: 

“Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister.”


Şardağ, R. (1947, Temmuz 1). Atatürk Onların Üstündedir. Vakit, 324: 4. 


Yorum bırakın