Devirler Açan Zola

Emile Zola kimdir? Emile Zola'nın Biyografisi - Yeni Alanya Gazetesi
Émile François Zola
(1840-1902)

1840’dan onun ölüm tarihi olan 1902’ye kadar uzanan bir hayat, Zola için pek basit, pek kısa ve pek ömürsüz olur. Fakat bu altmış iki yıllık ömrü kaplayan çağ ve bu çağın Fransa’sı sosyal ekonomik dalgaların birbirini hırpalayan tazyikleri altında kıvranmadadır. Bu devir, aristokrasinin yıkılıp yerine hakir şehir çocukları sınıfının geçişini, 1789 idealist fermanının, ihtilâl içinde 1848 solcular hükümetini, sonra hâkim bir burjuvaziyi, dev adımlarla ilerleyen modern ve buharlı sanayinin doğurduğu ıztıraplı neticeleri, asırlara bağdaşmış Fransız rasyonalizmine mukabil, İngiliz tecrübeci zihniyetinin fikirleri işgal edişini kaydeder. Sonra edebiyatta, realistler, psikolojik roman tecrübeleri, realizm ve natüralizm; resimde, musikide, edebiyatta bu mekteplerin bıraktığı akisler…

Bu binbir aksiyoner safhalar içine batmış sosyetenin, Hakikat müellifi Émile Zola‘nın şuurunda açtığı hudutsuz alem, onun sanatını derin, dalgalı ve benzersiz kılmıştı. O, karışık ve birbirini tekerleyen sosyal şartların ve renk renk bir alemin evladıydı. Zola‘ya natüralist dendiği zaman dar bir mefhumun içine girip onu oradan seyretmek kadar boş ve gülünç bir şey olamaz. Gerçi onun eserlerinden ilham alanların bir çoğu tabiattaki oluşların tıpkı tıpkısına tesbiti ve iadesi yoluna saptılar; bunlar arasında Goncourt Kardeşler, natüralizmin yegane ihyacıları oldular. Fakat Émile Zola, tabiatı toplu ve korkre bir şekilde görmüş ve onu bütün mahlûkları, hayruşerleri, lütuf ve felâketleri, insan ve muhitleriyle birlikte tetkik etmek sevdasına bel bağlamıştı. La Bete Humaine, bu sebeptendir ki ne tek başına mücerret [soyut] ve insanın hayat içindeki akibeti, ne sadece tabiat, ne de sadece keskin neşterler ile yaraladığı bozuk düzenli cemiyettir. O; insan, tabiat ve cemiyet denen, hakikatte biribirinden ayrılmaz, iç içe kenetlenmiş bu üç realiteyi bize muhtelif cephelerden duyurmuş oldu. XVII’inci asır klâsiklerindeki tabiat fikdanına [yokluk] mukabil mücerret insan karakteri hakkındaki etütler, XIX’un asrın ilk yarısına hükmeden romantiklerin tabiat ve heyecan cömertlikleri ve insanla olan alâkalarındaki enfüsilik [şahsilik], nihayet Balzac ve Flaubert  gibi realistlerin sadece cemiyet ıztıraplarını tenkit edişleri düşünülecek olursa Zola‘nın kendinden sonra gelecek devirler için ne kadar lüzumlu olduğu derhal anlaşılır. Nitekim o da, önce işin en basitinden başlayarak mürekkebe doğru yavaş yavaş yürüdü. Ve bize plân fikrini, tasvir ve tabiat müşahedelerinin kahramanlarla olan alâkalarını, objektif tenkit zihniyetini, fiş tutmak, hatırat tesbit etmek, elde edilen intibaları tasnif etmek gibi yollarla bir sanat eserinin pek kolay meydana gelemiyeceğini bize öğretmiş oldu. Gecelerce uykusuz kaldığı, bir sayfalık tasvir için aylarca o muhitlerde dolaştığı, beraberinde beş altı kalem, sayısız kâğıtlar ve küçük cep defterleri bulundurmak ihtiyatına riayet ettiği herkesce bilinen hakikatlerdendir. 

Lev Tolstoy - Biyografya
Lev Tolstoy
(1828-1910)

Zola muhakkak ki yeni devirler açmıştır. Gerçi yazdığı bazı romanlarda ifrata kaçmamış denemez. Fakat onun bu hareketi, yine sanat tarihi için iyi neticeler doğurmuştur. Psikoloji mektebi, gerçek, hesaplı, makul realizm, hayatın binbir akışını yakalamaya çalışan gerçek hikâyecilik ceryanı hep onun eserlerinin birer netice veya reaksiyonudur. Bu sebepledir ki onu, gelecek devirlerin bir yol açıcısı olarak tanıyoruz. Yine bu sebeple, Zola, bir aşkın başlangıcından akıbetine kadar geçen bütün safhalarını, bir maden ocağında, insan hayatına benzemeyen bir yaşayış içinde ömürlerini tüketen işçileri, toprağı, Hakikat adlı eserinde ilmi, faziletin zaferi yanında hurafe ve dinin manâsızlıklarını hep aynı kuvvette olarak okuyucularına duyurdu ve anlattı. Fakat onu herhangi bir edebî mektebe kategorik hatlarla bağlamak, bir siyasî mezheple, bir misyonla alâkalı bulma ne kadar dar ve mahdut kaldığımızı gösterir. Zola, sadece bir cemiyet tahlilcisi, bir tabiat âşığı, bir sınıf propagandacısı olarak değil, belki bir insanlık mustaribi ve bir insanlık davacısı halinde kalacaktır. Büyük romancı Tolstoy‘un sadece, insanlık için ağlayışı ve insanlar arasında iş ve çalışma itiyatına hücum etmesi yanında, o, kendisiyle ile beraber acı çektiği kardeşleri için çalışmayı, iş yapmayı, tufeyli bir halde manen sürünmek karşısında namuskârane çalışmanın lüzumunu müdafaa etti. Kafasının bütün ilim sevgisi, tecrübe aşkı, adalet görüşleriyle yüklü olmasına rağmen kalbi yine mustarip, yine müşteki idi. 

Emile Zola‘yı, daima konkre bir halde düşünmek, devir kapıyan, devirler açan veya kısaca hakikî sanata hız veren bir adam olarak mütalâa etmek lâzımdır. 


Şardağ, R. (1940, Mayıs). Devirler Açan Zola. Yeni Adam, 279: 8. 


“Yeni Adam” dergilerindeki Rüştü Şardağ‘a ait yazılara ulaşmamız konusunda gösterdikleri yakın alâka için, İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanı Sn. Ulvi Puğ ve Uzman Tarihçi Sn. Mehmet Soysal‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın