
(1856-1910)
Les Roses
Sevdiğin güllerin dökülüyor yaprakları
Bir bir.
Mevsim boyu, sarı filizler öyle kalacak değildir.
Biraz soluk aldırdı tatlı esen Batı rüzgarı.
Ama bu oyunu oynayan
Irmakları taşıran hoyrat Kuzey rüzgârı
Neyinize gerek sizin,
Sevinç tanrısının seslenişi,
Bilmiyor musunuz ki,
Melal tanrısına özgü, çalgıyı
Eline verseniz de
Delilik sayarım çalmayı
Lerre Que..
Gene örtüyorsun sarmaşık,
Çobancıl bir iyilik ve şefkatle yıkıları,
Hele ne seviyorum seni bilsen,
Baygın öpücüklere boğarken
Asırlık çınarı.
Ama daha çok istiyorum, seni
Sarasın;
Ömrü tükenmiş taş bir yalağa
Suları sızıltıyla dökülen çeşmeleri
Je songe aux aels
Deniz üstünde göklere dalmışım
Gün batışları öyle tatlı
Kopup gelen bir denizin korkulu köpürüş anlarında,
Geçer gözümden, sandaldaki balıkçı.
Düşünürüm oyuklar içinde yengeçleri,
Mavi gözleriyle Neer’i, Glaucus’ü, Protee’yi.
Düşünüyorum: Yolunda yalpalayan serseriyi;
Eski kulübesinin eşiğindeki yaşlıyı;
İki büklüm oduncuyu,
Elinde baltası;
Düşünüyorum kentte gürültüyü,
Ruhumda yası.
Grands bois…
Hey ulu ormanlar!
Görüyorum sizi amber bir gök altında.
Pırıl pırıl, çizgi çizgi
Bulacağım yine de dik başlı, mağrur;
Kasım hüznüyle solan benzinizi.
Artık benim için
Salt gözyaşı pınarıdır aşk,
Kanasıya içtiğim.
Bir dostluk bozgunu savurmuş kollarınıza,
Yardım ummaya gelmişim
Ve yalanmış zaferler, ünler;
Bilmişim.
Jean Moréas’tan
Çeviren: Rüştü Şardağ
Şardağ, R. (Çev.). (1964, Şubat). Dünya Şiirinden Örnekler / Fransızca’dan çeviri şiirler/ Jean Moréas. Varlık, 616: 11.

