Matematik ve Astronomi’de İslâm şahlanışı

Matematik ve Astronomi. Bu iki olumlu bilim dalında, Müslümanlar eski Yunan’dan faydalandılar, bu bilgilerin bir bölüsünü eleştirdiler ve yeni buluşlar ortaya atarak; bu alandaki bilgilere, kişiliklerinin damgasını vurdular.

Avrupa, kendi uygarlığını ve geri kalmışlığını, yüzyıllar sonra Müslüman bilginlerinden ışıklanarak giderdi. Halife Me’mun‘un meteoroloji ve felsefe evi olan “Beytül Hükme”ye ek olarak yaptırdığı kuruluşlar, Matematik ve Astronomi’ye hız verdi.

Güney Tul dairesinin bir derece uzunluğu, günümüzdeki hesapların tıpkısı bir ölçüyle hesaplandı. Bu alanda en geniş bilgiyi, tarihçi İbni Halegan Musa Harzemî oğlu Muhammed‘in bilimsel kimliğini anlatan kitabında verir. Hintçe sayılar, bütün Müslüman ülkelerinde geçerliydi. Hindistan’ın Sind bölgesinden olan Sedhante‘nin Astronomi kitabı İbrahim Fezarî oğlu Muhammed tarafından Sanskiritçe’den Arapça’ya çevrilmiştir. Avrupalılar, Müslümanların ticaret alanındaki ilerlemesi sonucu, hem bu sayıları kullandılar, hem bilimsel İslâm eserlerinden faydalanmaya başladılar. 

“Cebir ve Denklemler” kitabıyla bu olumlu bilimlere ilk yol açan Harzemî’dir. Fransızca’ya “Algebre” olarak geçen cebir, adıyla bile İslâm damgasını taşır. 17. yüzyıl başlarına kadar batıda Harzemî’nin Cebir’i okundu. Ortaçağa tamamen onun eseri egemendir. Ebu’l-Vefâ el-Bûzcânî İsa’dan sonra 10. yüzyılda, trigonometri bilimini yaydı. 3 dakikalık açının kosinüsünü bulmada sekiz basamağa kadar indi ve hesapladı. Batılılar, bütün açı sorunlarını Copernic’e bağlarlar. Onun, dolambaçlı yollarla yaptığı bu hesapları, kendisinden yüzyıllar önce Bûzcânî bulmuştur. Cebir’de orta çağın en büyük bilginlerinden birisi de Ömer Hayyam’dır. 1-2-3 dereceli denklemlerde yaptığı araştırmaları kapsayan kitabı batı üniversitelerinde hâlâ okunur.

Orantı hesapları, çözümsel geometri de Avrupa’ya İslâm armağanıdır.

Oklides ve Batlamyus’un eserlerini çeviren de Müslümanlardır. İsa’dan sonra 15. yüzyılın ilk yarısında Müslümanlar, cebirde 3. derece denklemleri, konik kesitler yardımıyla çözdüler ve küresel trigonometride geniş araştırmaları sonuçlandırdılar.

Astronomide Babil’in çalışmalarını, İran, Türk, Arap ve Hind Müslümanları geliştirdi. Batılıların, hâlâ kendisinden hayranlıkla sözettiği Ebu Muaşşer Belhî yörüngelerin bilgisini kapsayan bir kitabın yazarıdır. Bu eseri kayıptır bugün. Ama öteki kitapları Lâtince’ye defalarca çevrildi. Avrupalılar günümüzde kendisini “Abu Ma’shar (Abumasar)” diye yazarak en büyük astronomi bilgini sayar. İtalyan Nalina Fransız Caradove başta gelmek üzere pek çok batılı bilgin, O’nu candan övmüşlerdir.

İslâmların bu ilim kalıntıları, enginlik ve zenginlik bakımından dikkatleri çekecek niteliktedir.

Müslümanlar, yıldızların belli zamanlardaki hareketlerini gösteren çizelge kitapları da yazdılar. Batılı bilgin Jarton’un görüşüne göre Müslümanlar astronomide üç ölümsüz eser ortaya attı. Bunlardan biri, İsa’dan sonra 10. yüzyılda ölen Abdurrahman Sûfî’nin “Suver’ul Kevakib”idir. Öteki çizelge kitabı, Sûfî’den 20 yıl sonra ölen İbni Yusuf‘un Mısır Fatimî halifesi Elhakim Biemrullah adına yazdığı “Hakimî” çizelgesidir. Astronomide 3. eser, Uluğ Bey‘in düzenlediği, yıldızların çizelgesidir. Bu eser, Osmanlı Türk’lerinden Kadızade’nin ve Gıyaseddin Kâşânî‘nin yardımları da oldu.

Selçukluların hükümdarı Celalüd Devle zamanında, Ömer Hayyam’a ve iki ayrı arkadaşına bir “Celâlî Takvimi” ısmarlandı… Uzun yüzyıllar sonunda batıda bu biçim takvimlere rastlanılmamıştır.

Batlamyus’ta rastlanmayan, yepyeni astronomi buluşları, İslâmlardaydı. Eğer Galile, Kepler ve Copernic’in ortaya attığı bilgiler varsa, kaynağı İslâm’dır. Dünyanın dönüşü konusunda da ilk görüş ve buluş, Müslümanlarda. 4. hicret yılının sonlarında ölen Ebû Saîd Siczî, dünyanın dönüşüne dayanarak pusulayı ortaya attı.

Hoca Nasirüddin Tusî!. Bu Müslüman vezir ve bilginin önünde saygıyla eğilelim. Tuslu ve İran asıllı olan İslâm yücesi, Meraga meteoroloji istasyonunun ve “İlhanî” astronomi çizelgesinin sahibidir. Ölünceye kadar bu alanda çalışan Tusî, ayrıca “Teskire” adlı eseriyle Batlamyus Astronomisi’ni şiddetle eleştirmiş, o sistemin eksik yanlarını ortaya koymuştur. İslâm’a ne şereftir ki, sonradan Copernic aracılığı ile onun görüşleri dünyanın malı olmuştur. Son yılların Avrupalı bilginleri, Tusî’nin bu ünlü Avrupa astronomuna, Bizans yoluyla ulaştırıldığını kabulleniyorlar.

Müslümanlar sayıların ondalıklara bölünmesinde ve matematiğin gelişmesinde öncü ve metod koyucu oldular. Özellikle Gıyaseddin Cemşidî, bu metodları bulanların başında gelir.

Geometride, Yunanlıların çözemediği bazı problemleri; İbni Hesîm Ebû Selh Kühî çözdü. Astronomi âletini, yıldızları ölçme aletini yapan, geliştiren, çizelge işlerini düzene sokan, hesap makinelerinin ilk örneklerini veren de İslâm milletleriydi…


Şardağ, R. (1973, Ekim 07). İlim, Uygarlık ve İnsanlığın Temeli Kur’an-ı Kerim – Matematik ve Astronomide İslâm şahlanışı. Yeni Asır, s. 5.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın