Edouard Montet’nin, Fransızca “Le Coran” çeviri ve araştırmasına önsöz yazan Paris Müslüman Enstitüsü’nde profesör Jacque Risler şöyle diyor: “Eğer batılı Hristiyan uluslarla Afrika ve Asya dünyasının birbirlerine içtenlikle nüfuz etmeleri isteniyorsa, İslâm dünyasının kutsal kitabı, her tarafta tam metni ile tanınmalıdır. Hele geçmiş yüzyıllarda İslâm uygarlığına borçlu olduklarımızın anayasası da Kur’an olunca…”
İslâm’da sosyal adalet görevini; Ramazan fitresi ve zekât vererek kapayacağımızı sanmak, en az bilgisizliktir. Çünkü kutsal kitabımız her sûresinin pek çok âyetinde mutlaka varlıklıları bu büyük borca çağırır. İlk sûre “Fatiha”dır ve orada iyi kulun tanımlaması sırasında şu işaret geçer: “..Ve kendilerine verdiğimiz rızıktan muhtaçları beslerler.” Kur’an’ın Bakara Sûresi, 34-35. Âyetlerinde, yüceler yücesi, iyi kulun gösterişçilik olmadığını belirtirken sosyal adalet ilkesine tekrar döner: “Dindarlık ve esenlik yolu, sadece yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmek değildir.”
“Gerçek dindarlık ve kurtuluş yolu; son güne, Kur’an’a, meleklere peygamberlere inanmak, Allah sevgisiyle yakınlara, yetimlere, düşkünlere yoksullara, özgürlüğünü kaybetmişlere malından zekât vermek…”
Oruç Müslümanlara, sağlıklı olmaları şartıyla farzdır. Fakat oruca katlanamayanların da (iş durumu ve beden yetersizlikleri nedeniyle) var olabileceğini bilen Tanrımız, burada da sosyal adalet ve yardım duyusuna yer verir:
“Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir: Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendinedir.” (Kur’an, Bakara Sûresi. 184. Âyetin 2. bölümü)
Hac’dasınız ve hastaysanız dinleyin ne yapacağınızı: “İçinizde hasta olan, başından hastalanan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 196)
“Ey Muhammed, sana ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: Harcadığınız mal; ana, baba, yakınlar, yetimler, düşkünler, yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah şüphe yok, bilir.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 215)
Sahip olduğun rızık ve besinlerden faydalandırmıyor musun? Tanrın ne diyor, dinle! “Ey inananlar, size verdiğimiz rızıklardan, alışverişin, dostluğun, şefaatin sökmeyeceği o gün gelmeden önce, hayra harcayın; inkâr edenler, yazık edenlerdir.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 255)
Bir saniye sonra hayatta kalacağından güvenli olmadığı için hayır ve yardımlardan elini çekmeyen gerçek Müslümanlara müjde: “Mallarını, Allah nasıl buyurmuşsa öyle harcayanların durumu, her birinde yüz tane buğday bulunan yedi başağın durumu gibidir.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 261)
Yılda iki kez verdiği fitre ve zekâtla yetinmeyen zenginlere de müjde: “Mallarını Allah yolunda harcayan ve harcadıklarını da başa kakmayan ve yoksula manevi bir eziyet vermeyenlerin kazançları, Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 262)
Gösteriş için, başa kakmak için vereceksen, geç! Yok Faydası bunun:
“Ey inananlar, Allah’a ölümden sonraki son güne inanmayıp da insanlara gösteriş için malını harcayan kimseye benzemeyin. Sadakalarınızı başa kakmayın ve eziyet ederek boşa çıkarmayın. Bu gibilerin durumu; üzerinde toprak bulunan kaya gibidir. Bol bir yağmur görsün (cascavlak) ortaya çıkar. Kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah, (âyetleri ortada iken) kendisini yalanlayan kimseleri, doğru yola eriştirmez.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 264)
“Ey inananlar, kazandıklarınızın, temizinden ve sizin için toprakta yetiştirdiklerimizden harcayın. İğrenmeden kabullenmeyeceğiniz pis şeyleri harcamaya kalkmayın.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 267)
Yoksullara yardım! Ulu Tanrı, bunları bir bölü günahlarımıza karşı tutar: “Sadakaları (başkalarının gözü önünde) açıkça verirseniz de iyi bir şey olur. Ama yoksullara, eğer gizlice verirseniz daha hayırlıdır bu. Allah, bu yardımlarınızı, kötü eylemlerinizin bir bölüsüne karşı tutar.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 271)
“Harcadığınız iyi şey, kendinizedir. Zaten ancak Tanrımızın gönül arzusunu elde etmek için harcarsınız. Harcadığınız iyi bir şeyin karşılığı zulmedilmeden, tıpkısına size verilir.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 272)
Bir yoksul tanıdığınız var. Size göre o, Allah’a bağlı, iyi bir insan. Fakir, ama haysiyetli; binbir ihtiyaç içinde, fakat dilenmiyor; utanıyor. İşte bu gibilere vereceksiniz sadakanızı:
“Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna vermiş olup yeryüzünde bomboş dolanarak göze batmayan ve kendilerini tanımayanların, utanmalarına bakarak, zengin sanacakları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Harcadığınız iyi bir şeyi, Allah elbette bilir. Mallarını gece, gündüz, açık, gizli (ne zaman ve ne şekilde olursa olsun) harcayanların ödüllerini, Rableri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet, 273-274)
Müslüman geçinen bazıları iyilikler yapar görünerek, kendisine borçlu olanları, en sıkıştıkları zamanda baskıyla üzerler.. Hatta bu borcu, bağışlaması olasıyken, bundan çekinenler. Günahlı değillerdir ama hayırlı bir iş de görmemektedir:
“Borçlu darda ise, eli genişleyince kadar beklenilmelidir. Bilmiş olasınız, borcu (alacağınızı) bağışlamak, sizin için daha hayırlıdır.” (Kur’an, Bakara Sûresi: Âyet 280), yarın âyetlere, inşallah devam edeceğiz.
NOT: Kur’andan çeviriler; başta S. Monte’nin olmak üzere, üç Fransızca, iki Farsça, bir de Arapça Kur’anlar karşılaştırılarak tarafımızdan, geçen beş yıl içinde yapılmıştır. R.Ş.
Şardağ, R. (1973, Ekim 16). İlim, Uygarlık ve İnsanlığın Temeli Kur’an-ı Kerim – İşte Allah’ın sosyal adaleti. Yeni Asır, s. 6.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…


