
“Sadaka, sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz.” (Kuran, Al-i İmran Sûresi: Âyet 92)
“Yetimlere mallarını verin. Temiz yolu, pis bir yol ve tutumla değiştirmeyin. Çünkü bu, büyük suçtur.” (Kur’an, Nisa Sûresi: Âyet 2)
Bugün ahkâm-ı şahsiye hakimliği, yetimlerin ergin olmayanlarına vasilik edenlere, yoksulsalar ufak bir maaş hakkı tanır. Zenginseler ücretsiz olarak bu işi yaptırır. Medeni Kanunun bu hükmü de Kur’an’a uygundur:
“Yetimleri evlenme çağına gelene kadar deneyin. Onlarda erginleşme görürseniz, mallarını kendilerine verin; büyüdüklerinde onları geri alırlar diye, harcayarak, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların mallarına dokunmasın yoksul olanlarınız ise bu mallardan (Allah’tan korkarak) pek az yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanınızda tanık bulundurun.” (Kur’an, Nisa Sûresi: Âyet 6)
Mirasa mı kondunuz? Verin, verin diyor Allah:
“Miras bölünüşünde yakınlar, yetimler varsa onlara da verin. Güzel sözler söyleyin, gönül alın. Arkalarında cılız çocuklar ve kuşaklar bırakacaklarından korkarlar, haksızlık yapmakta, yetimlerin perişan olmasına sebep olmaktan korksunlar. Allah yolundan ayrılmasınlar. Onlara kaypaklıktan uzak ve kesin konuşsunlar.” (Kur’an, Nisa Sûresi: Âyet 8-9)
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar. Zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır.” (Kur’an, Nisa Sûresi: Âyet 10)
“Yetim, erginlik çağına erişene kadar, en iyi yönetim biçiminin dışında malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru uygulayın.” (Kur’an, En’am Sûresi: Âyet 152)
Pintilik yok!…
“Kendi iyiliğiniz için mallarınızda harcayın. Nefsinin pintiliğinden kendini koruyabilen kimseler; işte onlar mutluluğa erecekler.” (Kur’an, Tegâbûn Sûresi: Âyet 16’nın 2. yarısı)
“İnananlar; Allah anladığı zaman kalbleri titreyen, ayetleri okunurken imanları artan ve Rablerine güvenen namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince harcayanlardır.” (Kur’an, Enfal Sûresi: Âyet 2-3)
Din adamları dikkat! Mal biriktiren pintiler dikkat!
“Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yer, Allah yolundan alıkoyar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah’ın buyurduğu yolda harcamayanlara can yakıcı azabı müjdele. Biriktirdikleri altın ve gümüş (servet birikimi) cehennem ateşinin kızdırıldığı gün, alınlarını, böğürlerini dağlayacak, ‘İşte bu ateş, kendileriniz için dünyada biriktirdiklerimizdir. Şimdi onları tadın.’ denilecek.” (Kur’an, Tevbe Sûresi: Âyet 34-35)
Sosyal işlere, hayır işlerine ve buralarda yoksulların işlerini görmek üzere çalışanlara verelim.
“Zekâtlar, Allah’tan farz olarak; yoksullara, düşkünlere ve onlar için çalışan kimselere, kalbleri Müslümanlığa ısındırılmak isteneceklere verilir. Köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalan güç durumdaki yolcular için verilir, harcanır.” (Kur’an, Tevbe Sûresi: Âyet 60)
Hem sadaka verme, hem olanağı oranında verenlerle alay et yandın!
“Sadaka vermekte gönülden davranan Tanrı inançlarına dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere, bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azap vardır.” (Kuran, Tevbe Sûresi: Âyet 79)
Aklınıza bir soru mu geldi: Bunca zenginler, mallarıyla, aile çevresi, evlatları ve servetleriyle övünüp duran, iyilik, hayır yapmayan, hayır yolunda vergi koyanları da lekelemeğe kalkanların sonu ne olacak? İmansız öleceklerdir.
“Malları ve çocukları seni şaşırtmasın. Allah, bu mallar ve varlıklarla, onlara dünyada azap etmeyi ve canların kafir olarak çıkmasını ister.” (Kur’an, Tevbe Sûresi: Âyet 85)
Namaz, Allah’a yapılacak kulluklardan biridir. Ama Tanrı’ya sosyal adalet ve hayır yoluyla da kulluk olur:
“Bedevilerden bir bölüsü, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar ve harcadıklarını Allah katında yapılmış ibadet, kulluk; peygamberlerin dualarına kavuşma vesilesi sayarlar. (Doğrudur) Bilin ki, verdikleri, onlar için ibadettir. Allah onlara rahmet eyleyecektir. Allah bağışlar ve acır.” (Kur’an, Tevbe Sûresi: Âyet 99)
“Ey Muhammed! İnanan kullarına söyle, namaz kılsınlar. Alışveriş ve dostluğun fayda vermeyeceği gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan, açık veya gizli, harcasınlar.” (Kur’an, İbrahim Sûresi: Âyet 31)
Komünizm, sınıf kavgası ve ihtilâle gerek yok. Çünkü Allah’ımız kullarını varlıklı olmak bakımından ayırımlı olanaklarla yaratmıştır. Ama hükmedenler, emir verici durumda olanlar, kendilerine verilen rızıkları bölmeye dağıtmaya memurdurlar; bununla zorunludurlar. Çünkü Ulu Tanrı, bütün kullarına eşit lütuflarda bulunmak ister:
“Allah rızık verirken kimimizi, ötekilere üstün tutmuştur. Bu üstün kılınanlar emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Halbuki, rızıklanmada, beslenmede hepsi ortak hak sahibidir. Allah’ın bütün kulları için lûtfettiği besinleri bile bile inkar mı ediyorlar.” (Kur’an, Nahl Sûresi: Âyet 71)
Elindekini kişisel keyfin için savurmayacak, vereceksin:
“Yakın olana, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekini saçıp savurma.” (Kur’an, İsrâ Sûresi: Âyet 26)
İslam dininde Allah’a eş koşup kafir olanlarla, mallarından, yoksulların hakkını vermeleri gerekirken vermeyenler sık sık eşit gözle görülürler.
“Rablerine eş koşmayanlar, yeniden O’na dönecekleri için kalpleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler; işte onlar iyi işlerde yarış eder, bu uğurda daha ileriye ulaşırlar.” (Kur’an, Hac Sûresi: Âyet 61’in son bölümü)
Komünizm yok, ihtilâl yok, kardeş kavgası yok. Allah’ı dinlemek var. Çünkü bizi servet ayrımıyla yaratan O’dur. Ama, bu fazla servet kendimizin değil ki…
“Görmüyorlar mı ki Allah, rızkı dilediğine daha çok ve bir ölçüye göre veriyor. Gerçekte bunda inanan milletler için işaretler vardır.” (Kur’an, Rûm Sûresi: Âyet 37)
Dur bakalım, dinle! Ulu Tanrı’mız sonra da “ver” der ve “ver” derken de “hakkını ver” der. Demek zenginlerin fazla serveti, yoksulların hakkıdır.
“Sana yakınlığı olanlara, yoksula, yolda kalmış yolcuya hakkını ver. İşte bunlar mutluluğa ereceklerdir.” (Kur’an, Rûm Sûresi)
Sosyal adalete temel olan âyetlere yarın da devam edeceğiz.
Şardağ, R. (1973, Ekim 17). İlim, Uygarlık ve İnsanlığın Temeli Kur’an-ı Kerim – Sosyal adalet için Tanrı Ayetleri. Yeni Asır, s. 6.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…


