
İslâm dininde reform gerekir diyenlere, bundan sonraki yazılarımız kanıtlayacaktır ki, reform istemek, Kur’an’ı değiştirmeye kalkmak bile bile yapılıyorsa, küfre sapmaktır. Çünkü Tanrımızın pek çok yerde yinelediği buyruklara göre, kutsal kitabımızın hiçbir âyeti, sonsuzluğa dek değiştirilemez.
Orası öyle ama zaten Kur’an’da pırıl pırıl nurlanmış olan o reformist yapıyı neden görmüyoruz? Gerçek anlamı içinde bilimsel ve aydın bir görüşle süzdüğümüzde tüm âyetlerin, sonsuzluğa dek yaşayacak bir derinlik ve ilerilik anlayışı içinde ışıdığını anlarız. Bugüne kadar camilerimizde, din adamlarımızın değinmedikleri, “hayır”, “sosyal adalet” ve “sosyal reform” ilkeleri için, halbuki kutsal kitabımız en büyük yeri ayırmıştır. Önceki gün ve dün yazdık; bitmedi. Bugün ve yarın da bu örnekleri sunmakta devam edeceğiz.
Faiz, halkı sömüren tefecinin elinde bir cinayettir, ağır günahtır. Yurdun ve toplumun sosyal kalkınması ve bir teknik eser kurulmaması için alınmıyor da mallarımız, paramız biraz daha artsın diye alınıyorsa, günahtır; faydasızdır:
“İnsanların malları artsın diye aldığımız ve verdiğimiz faiz, Allah katında artmaz. Fakat Tanrı’nın arzusunu göstererek verdiğimiz her hangi bir sadaka böyle değildir. İşte fazla paralarını faiz yerine hayır sadakasına verenler, onlar, sevaplarını kat kat arttıracaklardır.” (Kur’an, Rûm Sûresi: Âyet 39)
Yüce Tanrımız bütün şiddetli uyarılarını zengin sınıfa yapmaktadır. İslâm gözünde hem zengin olacaksın, hem de iğne üzerinde oturmayacaksın; bu çok zordur. Tasavvufçuların, dervişlerin ve bütün velilerin yoksul kalmayı yeğlemeleri hep bu korkudandır. Fazla malların mı var, Allah’ın sert uyarısı yanı başında:
“Ey insanlar, sizi bana yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de çocuklarınızdır. Yalnız, inanıp yararlı iş işleyen kimselerin yaptıklarına karşılık, mükâfatları kat kat verilecektir.” (Kur’an, Fâtır Sûresi: Âyet 29)
Malsal ve parasal gücün var; sosyal adalet duygusuyla, harcamıyorsun O zaman Allah’ı inkâr eden sapıklardansın sen:
“(Allah’ın size verdiği rızıktan harcayın) denilince, inkâr edenler, inananlara: Allah dileseydi, pekâlâ doyurabilirdi onu. Biz niçin doyuralım? derler. Doğrusu, bu görüşe katılırsanız, apaçık bir sapıklık içinde olursunuz.” (Kur’an, Yâsin Sûresi: Âyet 47)
Yüceler yücesi Tanrımız iyi kulu tanımlarken bir ölümsüz hüküm ortaya koyar. “Zenginler, servetleriniz ve mallarınızda yoksulların hakkı vardır.” Bunu biz söylemiyoruz, sevgili Allahımız buyuruyor. “Onların mallarında, muhtaç olanlar ve yoksulların hakları vardı; onu verirlerdi.” (Kur’an, Zâriyât Sûresi: Âyet 19)
“Allah’a ve peygamberlerine inanın” diyen yüce Tanrı, hemen arkasından aynı önemdeki bir buyruğunu belirtir: “Size miras olarak verdiği şeylerden harcayın. Aranızdan inanıp da harcayan kimselere büyük ecir vardır.” (Kur’an, Hadîd Sûresi: Âyet 7)
Hey, vergi kaçıran, konduğu mirastan yoksula ayırmayan doymaz zengin, Allah’ı dinle: “Göklerin ve yerin asıl mirasçısı Allah olduğu halde siz O’nun yolunda, O’nun buyruğuna inanarak niye harcamıyorsunuz?” (Kur’an, Hadîd Sûresi: Âyet 10)
“Doğrusu sadaka veren, dağıtan erkek ve kadınlara, Allah’a güzel bir sunuda bulunmuş olanlara, karşılığı kat kat verilir; onlara cömertçe verilecek bir ecir vardır.” (Kur’an, Hadîd Sûresi: Âyet 18)
Bu, ne büyük hakçı, özgürlükçü, adaletçi, sosyal bir dindir! Bir erkek karısını mı boşadı; onunla yeniden evlenmeden önce bir köleyi özgürleştirecek. Özgürlüğe kavuşturacağı köle mi yok? İki ay oruç tutacak. Yeni bir fizyolojik arınma ve ruh temizliğidir bu. Oruca gücü mü yetmiyor? Altmış düşkünü doyuracak. Her şeyin sonu nereye varıyor görüyorsunuz. Reform, bu dinin yapısında var zaten.
“Karılarını, annelerinin yerine koyup onları kendilerine haram sayarak boşanmak isteyen, sonra da sözlerinden dönenlerin cinsel ilişki kurmadan önce, bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. Size bu, böylece, apaçık anlatılmaktadır. Allah, işlediklerimizden haberlidir. Azad edecek köle bulamayanların, eşleriyle temastan önce, iki ay birbiri peşinden oruç tutması gerekir. Buna gücü yetmiyorsa, altmış düşkünü doyurur. Bu kolaylık Allah ve peygamberlere inanmış olduğumuz için size gösterilmiştir.” (Kur’an, Mücâdele Sûresi: Âyet 3-4)
Şardağ, R. (1973, Ekim 18). İlim, Uygarlık ve İnsanlığın Temeli Kur’an-ı Kerim – İslâmlıkta sosyal adalet. Yeni Asır, s. 6.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…


