Geçen hafta “Ankara Devlet Opera ve Balesi”nin sahnesinde, Azerbaycan Türk kardeşlerimizin “Arşın Mal Alan” oyununu seyrettim.
Çocuktum. Üsküdar-Bağlarbaşı semtine, gezginci tiyatrolar gelirdi. Çoğunluğunu Gregoryen dinli Türk vatandaşlarımızın oluşturduğu tiyatrolar.. Sevgili Toto Karaca’nın körpecik bir kızken, allı pullu ve şıkır şıkır giysiler içinde danslar, oyunlarla göz doldurduğu bu tulûât tiyatrolarında, Avedis’le eşinin, keklik gibi uçarak yaptıkları düetleri unutamam. İşte bu tiyatro kumpanyalarının, temeli uşak ve beye ve evin genç kızına dayalı nefis oyunları içinde, “Arşın Mal Alan” özge bir yer tutardı gönlümde.
Ankara’da bir hafta önce seyrettiğim bu opereti, yudum yudum içime sindirdim. Yüzyıl önce doğan, şimdi Sovyet sınırları içinde kalmış topraklarda doğan, Üzeyir Abdul Hüseyin Hacıbek’in yazıp bestelediği bu oyun, Ortaasya’da soy kardeşliğiyle birleştiğimiz Azerbaycanlıların, yani Türk’lerin masal-şiir türü bir şaheseri.

(1885-1948)
Hacıbek; Azerbaycan Konservatuvarını kurmuş, “Köroğlu”, “Leyla ve Mecnun”u besteleyip sahneye koymuş büyük bir müzisyen. Sovyet vatandaşı olan bu Türk kardeşimizin oyunu; tarihsel belgelere ve belleğimde kaldığına göre ilk kez İstanbul’da Irgat pazarındaki Osmanlı Tiyatrosu’nda oynandı. Ne ki Üzeyir Hacıbek’ten önce de vardı bu operet; masalsı öykü olarak. Her tuluat tiyatrosu topluluğu, ötesine berisine bir şeyler tıkıştırıp, bazı yerlerini çıkararak, kırpıp ekleyerek Arşın Mal Alan’ı uzattı, yassılttı, kıptı. Yine de bu Türk masal-öyküsü, varlığını sürdüregeldi.
Ankara’da sahneye konan Üzeyir Abdül Hüseyin’in eseri ise ruhu ortada dipdiri kalmış bir modern operet.
Büyük sanatçının doğumunun 100. Yılı anısı olarak seyrettiğimiz bu operete, “Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü”, “müzikli komedi” demiş. Çeviri tam mı, doğru mu? Kuşku yok, Fransızca opera denen oyun türünün, Opera Bouffe koludur operet. “Komik karakterli opera” demektir bu. Fransızca opperette’in, yine Fransızca iki sözcükle çevirisi, “Daha bir Türkçesi yok muydu” diye düşünüyorum.
Ankara’da “Arşın Mal Alan”, çok görkemli bir operet olarak sunuldu. Sultanbey ve kızı, evlatlığı, yeğeni bir yanda evlenmek isteyen utangaç Asker, teyzesi, yeğeni ve kurnaz tilki arkadaşı Süleyman ve uşakları Veli bir yanda… Kızı görmeden, tanımadan evlenmek istemeyen Asker’e arkadaşı Süleyman, Arşınla giysi satmasını “Arşın Mal Alan” olmasını önerir. Sultan beyin kızı Gülçehre’yle Asker ve sonra oyunun tüm kişileri dünya evine girerler. Tabii daha önce de birçok tatlı, heyecanlı macera.
Ankara’da seyrettiğim operet, yüzyıllarca öncesinin halk masalını ölümsüzleştirmiş. Operetin güzel yanları ne çok. Müzik, bir, üstünlük yücelik içinde. Bu çok sesli Batı müziği, uvertür-giriş bölümünde; “tar”la, variation-gelişmelerdeki milli ruh ve renkle bizim bazı “Batıcı”lara ne çok dersler veriyor. Bu başarıda, konuk sanatçıların rolü büyük. Bakü Türklerinden Ehad Elaskeroğlu, orkestra şefi Nazım Rızayef konuk sanatçı; ama sazlar bizim. Oyunlara eşlik eden sesli yanıtlar, yankılar ne güzel bir ustalığı sergilediler. Konuk yönetmen de Sovyet vatandaşı bir Türk: Vâgıf Hasanov İbrahimoğlu. Bu başarılı yöneticinin, biz, bunca üstünlüğü içinde uşak Asker’in rolünü hafifletmesini yadırgadık. Halk masalının temel ögesi olmaktan çıkarılmış olan Asker, zayıflatılmıştı. Oyun çıkarmak için bütün çırpınışına, mimiklerine rağmen.
Müzik de bize bir şey düşündürdü: Şan’larda neden “Arşın mal Alan” değil de “Mal halan?” neden “gel” değil de “gehel?”
Bütün oyuncular güzel, etkili.. Gülçehre rolünde Keriman. Asker’in teyzesi rolünde Cihan, her zamanki gibi başarı düzeylerini aşıyorlar: Telli rolündeki Gizem Tezcan’ın oyun gücünü ilk kez seyrediyorum. Fiziğini tamamlayan sanat ateşi, bu genç kızı birden grafiğin tepesine yükseltmiş. Gülçehre’yle Asker ikilisi üstünlük içinde sürdürüyor oyunu. Oyunsal dekoratif seslemeler korkunç bir ustalık taşıyor.
Teyze rolündeki Cihan’ın nefis sesi, üst oktavlarda, bazı kez biraz sert değil mi? Aslında Nuran Çapanoğlu büyük soprano. Asker ve Uşak, birkaç yerde boşluk dolduramamış durumda; tutuk ve donuk.
Sevgili Semih Sergen’in çok başarılı metin çalışmalarını iki şey gölgeliyor: Neden güzelim Azeri’deki “Allah’a tapşırmışam” değil de “Allah’a ısmarladık” yerine, Farsça “Hudâ Hâfız?” Konuk sanatçılarla görüşülüp bu nokta düzenlenemez miydi? Metindeki “Besmele”nin vurgu ve uzatmaları da doğru değil, üzüldüm.
Bu ayrıntılar dışında ışık, dekor, müzik ve oyun güçleriyle bezenmiş yepyeni bir “Arşın Mal Alan”..
Yüzyılların Türk halk masalları. Görüyorsunuz, Türk halkının masal-destan-öyküleri büyük soluk; tükeniyorlar.
Dekor, koreografi, müzik, oyun kompozisyonu içinde başarılı. Alkışlarımızı, hadi burada da sürdürelim ve eski tülûât amigoları gibi gönülden seslenelim:
“Koşun beyler! Başlıyor! Arşın Mal Alan!..”
Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e sonsuz teşekkürler…
Şardağ, R. (1987, Ocak 5). Ankara’da Arşın Mal Alan. Güneş, s. 4.

