
Sultan Osman’ın yaşamı, televizyonda dizi film olarak hazırlanıyor. Sanıyorum, bir yıl öncesinden beri sürüyor çalışmalar.
Türk tarihinde I. Osman, Çelebi Sultan Mehmet, Fatih Sultan Mehmed ve Mustafa Kemal Atatürk köşe taşlarıdır, temel direklerdir. İlki, içinde yaşadığımız topraklarda, bağımsız Türk devletine, yolu açmış, sonsuzluğa uzanma olanağı kazandırmış.
Ankara savaşında, Yıldırım Beyazıd’ın Timur’a yenilişi, Anadolu ve Rumeli’yi kopuk tespih taneleri gibi savurunca ortaya çıkar. I. Mehmet’in çöküşünü fırsat sayan Türk beylerinin kazan kaldırması bir yandan, düşmanların peşpeşe saldırıları bir yandan. Ya Yıldırım’ın çocukları! Görülmemiş bir yağma hırsı peşinde, her biri iktidara soyunuyor. İşte Çelebi adıyla anılan I. Mehmet, büyük Osmanlı devletini yeniden temeline oturtur ve dört yüz yıl, kendisinden sonra gelenlere. “Sürdürün devleti, görkemlilikle” demek ister.
TARİH; DÖNEMİNİ TAMAMLAYINCA
Evet, her imparatorluk gibi Osmanlı Devleti de tükenir. Türklük bilincini öne alan bir çağ kımıldar. Aziz vatanın başında, leş kargaları gibi düşman didikleyişi Pâdişah hıyanetleri.. Etnik grupları kışkırtan kepaze bir dünya.. Vatanımızın bölünüşü.. Ankara yakınlarına kadar sokulmuş, yedi düvelin kışkırttığı düşman çizmeleri ve milletime Allah’ın emaneti Mustafa Kemal..
Câmilerimizi kilise yaptırmayan, al bayrağımızı yere düşürmeyen, dünya ordularını, popolarına indirdiği tokatla yurdumdan kovan, hani şu Papa Humeyni’nin ve Türkiye’deki yandaşlarının, “kâfir” demekten utanmadıkları Mustafa Kemal Atatürk..
OSMANCIK’A DÖNELİM
Sultan Osman’a yaklaşım zor. Senaryosunda Osmancık’ı doğru olarak yansıtmak daha güç. Sultan Osman filmi için milyarlara ulaşan bir harcama var. Binlerce figüran ve sanatçının emekleri var. Konuşma, yazma hakkımızı, filmin ekrana gelişini izleme anına bırakarak bazı anımsatmalarda bulunmak istiyoruz.
DOĞRULARI EĞRİLERDEN AYIRALIM
Osmanlı tarihleri pekçok . Âli’nin, Neşrî’nin, Selânikî’nin, Hoca Sâdettin efendinin ve Naimâ’nınkiler başta gelmek üzere yirmiye yakın vakayiname.. Bugünlerde haber aldık ki, Sayın Turgut Özal da yeni harflere çevrilmiş olanları okumaya çalışarak, Osmanlı tarihini yazmaya çalışıyormuş. İyi, iyi de bunların Osmanlılar hakkında birleştikleri, birleşmedikleri noktalar var; Onlar birleşememiş. Televizyona eser hazırlayan, senaryosunun önce öyküsünü yazan sonra da bunu senaryoya uyarlayan, Osmanlı tarihinin tartışmalı noktalarında nasıl bir yöntem tutacak? Televizyon yöneticileri, bu yazının yazıldığı tarihe kadar Osmanlı tarihlerini, asıllarından incelemiş, uzman elemanlara görev vermiş midir? ‘Olumlu yanıt almak, beni utandırmaları, mutluluğumun nedeni olur.
FARKLI GÖRÜŞLER
Sultan Osman, bir gezisinde, bir şeyhin evine konuk olur. Karşısında Kur’an görünce sabaha kadar Kur’an okur. Bazı tarihler, “Sabaha kadar uyumayıp Kur’an’ın önünde saygıyla durduğunu” yazarlar. Allah’ın sesini duyduğunu da belirtirler. Kimisi bunu herhangi bir şeyh olarak niteler, kimisi, “Şeyh Edebâliydi” der. Bu olayı, babası Ertuğrul’a bağlayanlar da var. Mal Hatûn’a aşkı, olayı, Osman’a daha yakışık kılıyor. Nitekim Âli tarihi 9. sayfasında, Neşri, 24. sayfada I. Osman’a bağlıyor.
ALAATTİN’İN ORDUSUNU TANIMADILAR MI
Kayıhan’lılar, Selçuklu Türk Hükümdarı Alâattin’i, Moğollarla savaşırken görüyor da tanımıyor. Lütfen bu masala gerek duyulmasın. Bazı tarihçilerimiz, yüzlerce yıl önceki bir öyküyü, beslemişlerse, bizim bu mantıksız ve uyduruk bilgiyle senaryoda boşluk doldurmaya kalkmamız reva mıdır? Adamlar, zâti Moğol zulmünden kaçıp gelmişler, Moğolları tanımayacaklar; gülünç değil mi?
KÖSE MİHAL KONUSU
Bazı tarihlerimize göre Harman Kaya hakimi Rum Köse Mihal, Osman’ı öldürmek için Eskişehir beyi ile birlikte hareket eder. Osman’a tutsak olur. Bazıları, Köse Mihal’ı, Osman’ın yiğitliğine hayran olarak gösterir. Padişahın safına geçirtir. Bazıları da suikastı, olay başlamadan önce Köse Mihal’in, Sultan Osman’a haber verdiğini yazar. Güçlü tarihçilerin görüşüne uyarak Köse Mihal’ı önce savaşır sonra da Osman’a teslim olur göstermeliyiz. Başlangıçtaki çatışmadan hemen dönüvermesi, sonradan, Hıristiyan dinini değiştirmeden padişahın ve oğlu Orhan’ın yanında zekası, vefası ve sevgisiyle yer alması Köse Mihal’i düşürmeden, yücelterek anlatmayı gerektirir.
TRUGLER TRÜG’LER…
Sultan Osman dönemi bir filmin öyküsünü, sonra da senaryosunu besleyecek trüg’lerle dolu. Senaristi, uğraştıran zorlukların başında büyük olaylar değil, küçük sanılan trüg’ler, boşluk doldurmalar gelir. Kahramanlık, savaş, kavga, aşk… Hepsi var, ama bütün bu “malûm”ların yanında, sahnede ve perdede, bir kılıcın keskin ucu gibi birdenbire parlayan, senaryo mantıksız ve uyduruk bilgiyle senaryoda boşluk doğacak o kadar trüg’ler, şaşırtmacalar var ki!
Söz gelimi Osman’ın en yakın arkadaşlarından bir Akbıyık var. İnönü’nün doğusundaki Akbıyık köyü, onun adıyla şereflenmiş durumda. Girilemez mağaralarıyla inleriyle dolu olan bu in’ler bucağı, Osman’ın hareket merkezi, kahraman Akbıyık da delişmen, yiğit karakteriyle ekrana flaş hava getirir.
Sultan Osman’la lafını sakınmadan konuşan Samsama Çavuş, esere renk ve bal katar. İlk kadıyı atayan Osman ve ilk kadı Dursun Fakih senaryoda büyük boyutlu pırıltıdır.
YALNIZ HIRİSTİYAN PROPAGANDASI MI
Hangi Avrupa filminde, bir delik açılarak Hıristiyanlık kafasını sokmaz. Sultan Osman’ın yaşamında, bin mumluk sosyal adalet örnekleri yanar. İslam; dinsizlere, din düşmanlarına ve din sömürücüsü yobazlara rağmen filmde süt kadar beyaz trüg’lerle “fondü”lerle görüntülenmelidir. İşte padişahın ölümünde bıraktığı servet; İki inek, birkaç sahan ve kesesinde birkaç çil kuruş; hepsi bu kadar.
Osmanlı tarihini yazmaya kalkan Sayın Özal’ın yaşamına karşı bir ibret sunusu olacak olan bu sahne, güzel bir son olma bakımından sürpriz kıyametidir.
Bekliyoruz, konuşma hakkımızı saklı tutarak.
Güzel bir hafta sonu dileğiyle ve saygılarımızla…
Şardağ, R. (1987, Mart 22). Televizyonda Sultan Osman’a Dikkat. Pazar Güneşi, s. 6.
Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e sonsuz teşekkürler…

