
Pazar ekimizde sunduk. Bazı tarihsel belgeleri: Rum politikacıları ve onlara kanıp ateş almaya hazır halkın yaradılışları.
Pis!
Rus çarlarına, ya da batılılara bel vererek koskoca Osmanlı devletini içeriden kundaklamaya çalışmaları bazı kez Rus çarlarına, ya da batılılara kıvırtarak koskoca devleti içeriden kundaklamaya yeltenen Yunanlılar; Avrupalıları, kimi İngilizleri, kimi zaman da Rusları kızdırmıştır, iki taraf arasında oynamış durmuşlar.
Pis!
Dünya savaşında müttefiklerin sırtını yere getirmiş olan Türk orduları Almanların pes etmesi sonucu moralce çöküp yıkılmışlık fermanını imzalayınca Yunan ordusunu, çökkün Osmanlı devletinin üzerine kim saldırttı? İngiltere, Fransa ve Amerika değil mi? Küçücük kurbağayı şişinmeye onlar heveslendirmediler mi? Utanmaz Avrupalıların bu davranışlarına ne diyebilirsiniz?
“Biz Hıristiyan Avrupa’nın vekiliyiz” diyecek kadar şımarık ve Anadolu’ya İngilizlerle Fransızların desteğinde asker çıkaran Yunanlıları daha önce kolejlerinde eğiten, örgütleyen Amerikalıların tutumu ne?
Pis!
Kurtuluş Savaşı’nda vatanlarından uzakta ölen, denizde boğulan Yunanlıları o günün İngiliz ve Fransızları kurtarabildi mi? Yüz üstü bırakmadılar mı? Avrupalıya Katimerini’nin o günlerde attığı başlık neydi:
Pis!
Olan olmuştu. Son tokadı atan Mustafa Kemal, “Ver elini, haksız Venizelos, akan bunca kanın vebali, kimin boynuna? Ege denizinin mavi suları hepimize yeter. Bu sularda kavgayı değil, barışı bölüşelim” demişti. Yeni bir dönem başlar. Tarihte ilk kez yenik ve kışkırtılmış Yunan ordusunun başbakanıyla muzaffer, ama haklı bir devletin başkomutanı ellerini öylesine ve kopmamasıya kenetler ki günümüz politikacılarına kadar az çok sürer bu bembeyaz kardeşlik. Daha sonra Papaz Makarios, cani Sampsonlar ve Kıbrıs cinayetleri başlar. Neden? Yunan’ın kendi inisiyatifinden mi doğar bu. Kendilerine emanet olarak bıraktığımız Kıbrıs’ı, İngilizler, Yunanlılara peşkeş çekmeye hazırlanır. Makarios, Türkleri soykırıma mahkum edici ünlü Akrites planını yavaş yavaş yürürlüğe koyar. Türk, zorlanmadıkça kızmaz, sabırlıdır. Yunan da, bunu karşısındakinin cılızlığı anlamına yorumlamaz mı?
Pis!
Uçaklarımız Kıbrıs’a uçar. Cinayetler bir yıl durur. Dünya susar. Makarios Londra, Zürih anlaşmalarını çiğner ve dünya yine susar. Bu, toprağı bol olası cani Kıbrıs papazının, “hadi aslanım” diye sırtını sıvazlamaktır. Bir ara Kıbrıs’a sahip çıkan Sampson, Türkleri diri diri mezara gömer. Hani, şu, “Kıbrıs yüz yirmi bin Türk’e mezar olur” diyen Johnson Amerikası var ya Yunan’a yine arka çıkmıştır.
Pis!
Bıçak kemiğe değil bu sefer ciğere, cana dayanmıştır, askerimiz Kıbrıs’a çıkar. Amerika suskun, Sovyetler zati karışmamış. Bütün dünya dilsiz. Ölen bunca Türk-Rum askerinin geride kalanlarının vebali bu pis Yunan politikacılarında değil mi? Bu satırların sahibi, tarihini bilir, benzeri Rum cibilliyetsizliğini bilir. Kalemiyle ve Meclis’te vicdanıyla sayın Özal’ın bir türlü üstesinden gelemediği dış politikaya, “teslimiyetçi” dış politika adını takmıştır. Papandreu, Özal’ın kuş tüyü yumuşaklığındaki sözlerini zaaf sanacak kadar çirkindir. Türk’ün karakter yapısını bir türlü tanıyamaz. Ege sahillerimizde gırtlağımıza sarılır, “Burası benim kara sularım” der. Ege göklerinde uçaklarımıza sınır çizer; “Burası benim FIR hattım” diye geveler. Yapma bre! Kafamızı kızdırma bre! Bu satırların yazıldığı cumartesi günü, Papandreu elinde bir fitil, uzv-ı nazikini zorlayarak savaş çığlıkları atar. Bu blöf olmayabilir. Çıkacak bir savaş Türk milletini yediden yetmişe ordusuyla bütünleştirmiştir. Andreas bu cüreti gösterebilecek mi? Gösterebilir de. Deliye sınır çizemezsiniz. Dostumuz ve müttefikimiz Amerika susuyor ya! “İtidali koruyun” maskesi altında sözüm ona barış önerip Yunan’a destek veriyor ya! Muhalefet bu sırada halkın sevdiği bir cumhurbaşkanını istifaya çağırmada. Dış politikasıyla birlik olmadığımız bir hükümetin başkanı için Kanuni Sultan Süleyman karşılaması hazırlanıyor. Son anda Özal’ın yeni bir teslimiyetçiliği çirkin bir yağ lekesi gibi Ege denizine yayılır mı? Özal’ı kumanda edecek anahtarın Amerika’nın elinde olduğu endişesi vatanını seven yurttaşların kafasında hâlâ bir soru! Türk milleti ve ordusu düşmana karşı her zaman kenetlenmiştir.
Bu gün de öyle.
İşte en güzeli bu!
Şardağ, R. (1987, Mart 30). Pis…. Güneş, s. 4.
Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e sonsuz teşekkürler…

