
Bir hasta ziyareti mi bu? Gidip gitmemek, o konuda tartışılmaz elbet. Hastayı yoklamaya gitmemek, insancıl eksikliğimizi gösterir ve hemen gitmek gerekir. Bir öğrencinin, ya da herhangi görevlinin, mazeretsiz olduğu halde okuluna, işine gitmemesi de tartışılamaz: “Ne münasebet, gitsin efendim, gitsin” deriz koro halinde.
İktidardaki bir başbakanın seçimleri izleyerek çekip gitmesini isteyen çilekeşler yanında, bir sürü yandaşları, paydaşları, “Kalsın efendim, kalsın” diyebilirler de. Ne ki Sayın Cumhurbaşkanımızın, önceden kararlaştırılan Amerika gezisini ertelemesi, ya da red etmesi, hatta verdiği gitme kararından dönmesi.. Bunların üçü de terazide bence eşit ağırlıktadır ve hepsi üzerinde tartışılır. İşin en zor yanı, bu üç görüşten birisine kesinlikle karar verebilmektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı Sayın Kenan Evren de kuşkusuz bu zor karara varmanın yoğun zahmeti ve yorgunluğu altındadır.
“Gitsin! Herşeye rağmen gitsin” mi? “Amerika, Ermeni soykırım tasarısını durdurmasa bile gitsin!” de bir görüştür. Gerekçeleri de var elbet:
Tasarı ertelense ne olacak? Amerika’yı birleşik devlet yapan ögelerin başında Ermeniler de var. Osmanlı İmparatorluğu, kendisini oluşturan Ermeni, Rum, Arap, Arnavut ve öteki soydan gelenleri neden kırmamaya, incitmemeye, hoş tutmaya çalıştı? Çünkü bu azınlıklar, Osmanlı topluluğunu oluşturuyorlardı. “Sevdiğim nasıl olsa benden kopmaz” diye Türk asıllı sevgililerini, sevilen bir deri gibi yerden yere çalabilirsiniz de, dininizden ve soyunuzdan gelmeyenleri yerden yere çalamazsınız. Amerika’da Rumlar ve Ermeniler ve Musevîler hem sayısal, hem niteliksel bakımdan ağır çeker…
Biz, Ermenilere tarihte kucak açmışız, kardeş olmuşuz. Amerika, vatanlarını çaldığı Kızılderililere ne zulümler yapmış değil mi? Ermeni Krallığı’nı ortadan kaldıran Bizans’tır. Osmanlılar, onlardan önce Selçuklular yanında yakalarını pis Bizans’tan kurtardıkları için bayram yapmışlardır Ermeniler.
Kanuni Sultan Süleyman sergisini yeni dünyaya taşıyan Türk hükümeti, Amerikalılara, yoğun bir çaba ile tarih boyu süren Türk-Ermeni kardeşliğini anlatamadı.
Türk Ermenilerinin başında, dinsel lider olarak Kalustyan Efendi gibi yüzde yüz vatana bağlı, her ermeni teröristin işlediği cinayetin ardından la’net yağdıran bir temiz insan var. Hükümetimiz bu konulardan faydalanmasını bilmemiştir.
I. Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’mızda bir avuç Ermeni teröristini kışkırtan, cinayetlere sürükleten kim? Karşılıklı olarak çekilen acılara körükle giden, beşyüz yıl kardeş kardeş yaşadığımız Ermenileri Amerikan kolejlerinde eğiten kim? Amerikalı dostlarımız değil mi? Bütün bunlar, bugünkü uygar Amerikalılara dostça, ama belgelerle anlatılamaz mıydı?
Türk hükümeti yıllardan beri “7’ye 10 formülü” diye çenesi düşükler gibi söylenip duracağı, üzüntülerini ve eseflerini saygı paketleri içinde sunacağı yerde, kendi silahını, Batı kaynaklarına da başvurarak kendi topraklarında neden oldurmadı? Sanıyor musunuz ki Amerika dilenciliği derde devâdır!
Hükümetin dış politikadaki za’fı, Türkleri, Amerika gözünde, her baskı karşısında eğilip bükülür bir duruma getirmiştir.
Şimdi, Evren Paşamız, bu geziyi reddederse onun, bu beklenilmeyen, umulmayan jesti, Amerika’yı uyandırmaya mı götürecek sanıyorsunuz?
“Giderse ve orada tarihin gerçeklerini kendine özgü açıklıkla söylerse daha iyi olmaz mı?” Bu da bir görüş.
“Gitmesin! Restini buradan çeksin!” Bu da güçlü bir görüş! Ne var ki Türkiye Başbakanı’nın, içeriye, kendi ülkesine, kendi insanlarına karşı zekâ ile, sertlikle oyunbazlıkla işleyen zekâsı, başta Amerika olmak üzere yabancılara karşı hâzâ latilokum!
Başbakan, habire çukur açacak, Cumhurbaşkanımız kapatacak. Hem zor, hem de olanaksız efendim bu! Hem seçimle gelmiş bir Başbakanın yaptıklarını bozmaya Cumhurbaşkanımızın da yetkisi yok.
Hükümet, iç politikada olduğu gibi dış politikada da kendi siyasal görüşlerini uygulayacaktır, milletin seçimdeki hakemliğine kadar.
Evren Paşa, Ermeni tasarısının kabulüne rağmen gitsin mi, gitmesin mi? Ertelesin mi? Karar vermek çok güç. Sanıyorum, Başbakan ve muhalif parti liderleriyle de bu kararı tartışacak, görüş alacak. Ve de en hayırlı sonuç bu görüşmelerin sonunda ortaya çıkar.
Şardağ, R. (1987, Nisan 27). Evren Paşa Amerika’ya gitsin mi gitmesin mi?. Güneş, s. 4.
Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e sonsuz teşekkürler…

