Erdem’in erdemi…

Vakıflar Bankası Genel Müdürü Sami Erdem, uluslararası bir çizgide uğraş veren İngiltere’nin EUROMONEY kuruluşunca, yılın en büyük bankacısı seçildi. ANAP iktidarı zamanında böylesine bir başarıya ulaşmak, bir devlet bankasının, bulaşmalardan uzak kalabilmiş olması demektir ki övülmeye değer olay bu, bence.

Bizim Ziraat, Halk bankalarımızın, Anadolu Bankası’nın başında da değerli, deneyimli, en yüksek puana hak kazanabilecek nitelikte müdürler yok muydu? Müflis, mal ve mülkleri belki onuncu dereceden ipotekli işadamlarının, Başbakan’ın isteğiyle tüm dış gezilere, bindirilmiş kıt’alar halinde çağrılı olarak götürülüşleri, bu devlet bankalarına yapılmış ilk baskıydı.

“-Benim; malına, mülküne bilmem kaçıncı elden ipotek koydurduğum batakçı işadamları, (iş bitirici) Başbakanımız’ın yanında, el bebek gül bebek, dış gezilerde. Televizyonlarınız, onların, uçakta, Sayın Özal’ın yanına, ceketsiz, laubali görüntülerini yansıtıp duruyor. Ben şimdi iki ara bir derede kaldım. Bunların Başbakanımız’ca serbest yakalarına nasıl yapışacağım.”

Baskıların ilki buydu, banka müdürlerine de böyle diyorlardı.

Bazı ANAP’lı milletvekillerinin, devlet bankaları genel müdürlerinin odasına lök gibi çökerek, ödeme ihtimali, Himalaya dağlarının tepesinden bile uzakta olan işadamlarına, kredi verdirmek için yaptıkları baskılara genel müdürlerin nasıl kahrolarak boyun eğdiklerini de duyanlardanız.

Sözgelimi, meslekten yetişmiş, üstün yetenekli bir Ziraat Bankası Genel Müdürümüz, eski Anadolu Bankası Genel Müdürümüz, bu tür baskılar olmasaydı Sami Erdem gibi zirvede görüneceklerdi elbet. Onların kâr hânelerine gölge düşüren, karşılığı meçhul plasman hesaplarıyla nasıl kahrolduklarını yakından bilirim.

Sami Bey, nasıl sıyrıldı aradan? Vakıflar Bankası’nın başına, üstelik ANAP iktidarından da önce gelen bu deneyimli bankacı, beşerî münasebetler dediğimiz idarecilik biliminin bir kahramanı olsa gerek.

1982 yılında başına getirildiği Türkiye Vakıflar Bankası’nın bir milyarlık sermayesini, 1986 yılı sonunda on yedi milyara; bir milyar kırk sekiz milyon olan kârını da otuzbeşbuçuk milyara çıkaran bu üstün bankacımız, yüz sekiz milyarlık mevduatını da 1986 yılı sonunda sekiz yüz milyara yükseltebilmiştir. Yine 1987 yılı başında, sermaye artırımını seksen milyara sıçratan bankamız; çok değil, daha dört yıl önce iki yüz milyon içinde boynunu büküp kalmıştı. Plasman hesaplarında, kredi verdiklerini sağlam kazığa bağlayan bu devlet bankamızın genel müdürünü yürekten kutlarım. Elbette bankayı bu duruma yüceltmede kendisine omuz, destek veren, aziz emeklerini sunan banka memur ve ücretlilerinin de ellerinden sevgiyle sıkıyorum. Kadirbilir Erdem’in yanında ahenkli, düzenli çalışmayla beraberliklerini ortaya koyan yönetim kurulunu da kutluyorum.

Sayın Erdem’in, bankasında çalışanları, Türkiye’deki tüm banka çalışanlarının üçüncüsü düzeyine getirmesinden, sevinç duymamak mümkün mü?

İslâm’ın sosyal adalet ilkelerine yürekten bağlılığını ve çirkin politika ve politikacıların her zaman dışında kaldığını yakından biliyoruz Erdem’in.

İnanıyoruz ki gelecek yıl, Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü çalışanları tüm öteki banka çalışanlarının da refahça önüne geçecek ve Genel Müdür bu sosyal adalet kapısını, öteki banka hizmetlileri için de açmış olacaktır.

Sami Erdem’in erdemliğinden bunu da inançla bekliyoruz.


Şardağ, R. (1987, Mayıs 25). Erdem’in erdemi. Güneş, s. 4.


Güneş Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin yazımını gerçekleştiren Demet Cevher‘e ve yazının bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın