Süleyman Ateş haklı ama…

Diyanet İşleri’nin eski yöneticilerinden Sayın Ateş’in, hafta içinde şu görüşleri yayınlandı:

“İslâm yalnız Hazret-i Muhammed’e bağlı olanların değil, öteki hak peygamberlere inananların da genel adıdır. Kur’ân’a göre Hıristiyan da, Musevî de Müslümandır.”

Çok doğru, ama gerçeğin geç kalmış bir açıklamasıdır bu. Yine de faydalı bir hizmet.

Sayın Ateş’i haklı bularak diyorum ki: İslâm, kitabı olan ve ulu Allah’ın elçisi bulunan tüm peygamberlerin getirdiği dinin adıdır.

Müslümanlar eğer yalnız Hazret-i Muhammed’e inansalardı Muhammedî olurlardı. İslâm’ı ta Hazret-i İbrahim’e dönüp de aramak gerek. İşte Bakara Sûresinin 125. Âyeti:

“İbrahim’in makamını namaz yeri edinin dedik. Evimi ziyaret edenler (kâbe) kendilerini Tanrı kulluğuna bırakanlar ve Allah önünde eğilen, secde ederek ona tapanlar için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail’e söz ve yetki verdik.”

Sayın Ateş, açıklamasında haklıdır.

Biliyorsunuz Hazret-i İsa’yı bir Havârisidir ele veren. İsa Peygamber, onlara kuşku ile bakarken Havârilerin söylediklerini Kur’ân’da, İmran Sûresinin 52. Âyetinde izleyelim:

“İsa, onların inkârlarını anlayınca Allah uğrunda yardımcıların kimlerdir dedi. Yoldaşları şöyle dediler: Biz Allah’ın yardımcılarıyız. Allah’a inandık, İslâm olduğumuza tanık ol.”

Üç kitaplı din kardeştir. Üçüne birden inananın adı da bizim kitabımıza göre Müslümandır.

“Allah’a, bize gönderilene, İbrahim’e, Musa ve İsa’ya gelenlere, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırmayarak inandık deyin” (Bakara Sûresi: Âyet 136)

ALLAH YOLUNDA SAVAŞ

Düşünün, aynı Allah’ın kulu olduğumuza göre Hıristiyanlar dünya Müslüman olmak gerekir. Bu da doğru. Namaz ki Farsça’dır. Kur’ân’da -Arapçası salât’tır- her üç dine de farz kılınmıştır. Bizler Kur’ân’a göre İbrahim’in dininde birleşiyoruz. Hz. İbrahim, Sami soyundandır ve Araplarla İbranilerin atasıdır. Bizler ayrı soydan gelsek bile o insanları tek Allah’ta toplanmaya çağırdığı için bütün Müslümanların da babası olur.

ÖYLEYSE

Kitaplı, peygamberli dinler arasındaki bu düşmanlık nereden geliyor? Hiçbir din mensubu karşısındaki dinin yoldaşlarını kâfirlikle damgalayamaz. Nerede kaldı ki aramızda birbirlerini kâfirlikle suçlayan karanlık ruhlu insanlar bile boy gösteriyor.

“Ey inananlar! Allah yolunda yürürken her şeyi doğruca anlatın. Size Müslüman olduğunu söyleyenlere, dünyanın geçici çıkarlarına göz dikerek, Sen imanlı değilsin, demeyin.” (Nisa Sûresi: Âyet 94).

Kuran’a göre Peygamber Zekeriyya mâbette namaz kılardı. İsa, Musa ve Havâriler namaz kılardı. Hepsinin adı da Müslümandı.

Müslüman Türkler, yüzyıllar boyu öteki dinlere saygılı oldular. Aramıza gönüllü din değiştirerek girmiş bulunan Sokullu Mehmet Paşa, Dilâver Paşa Hırvat asıllı, ikinci vezir Kapudan Halil Paşa da ilk akla gelenlerden. Ermenilerin arasından seçilip son yıllarda Osmanlı döneminde görev almış bulunan Artin Paşa’dan Ahmet Rasim Bey iletir. Paşa demiş ki: “Yazık! İsa’nın, Musa’nın ümmeti, yüzyıllarca Müslümanlarla boşuna kan dökmüşüz. Allah’ımız tek ve aynı Allah, peygamberlerimiz ortak.”

Sayın Ateş, bütün kitaplı dinleri İslâm dinine bağlarken haklı. Haklı da Müslümanların öteki dinlerden beklediği bir iki nokta var. Onların da Hazret-i Muhammed’e ve Kur’ân’a inanmaları gerek. Musevîlerin, Allah’ı yalnız İbranilere özgü olarak tanımaktan vazgeçtiğini görmek isteriz. Gönlümüz, (baba), İsa (Oğul), “Ruh’ül Kudüs” diyerek Tanrı’yı üçlemek isteyen ve asıl İncil’in dışına çıkan Hıristiyanların da İncil’deki tek Allah kavramına dönmelerini ister.

BU KAVGALAR BOŞUNA MI?

Yüzyıllar boyu hak kitaplara ve peygamberlere inanan ve birbirlerine saldıran, Hazret-i Muhammed’e ve İsa’ya bağlı kulların bu kavgaları, kutsal kitaplara da uymaz ki. Saldırılmadan, saldırmamış Osmanlı atalarımız. Nerede kaldı ki bu dinler içinde ayrı ayrı bölünmeler vuruşmalar da alıp başını gitmiş. Allah’ımızın kesinlikle istemediği bölünme ve çatışmalar, Hıristiyanlarda birbirini öldürmelere kadar uzanmıştır. Aynı İsa’nın ümmetleri, birbirlerini öldürmüşler, kiliselerde papazlar kan dökmüşlerdir.

Tarih boyu İslâm’da da buna benzer üzücü tartışmalar, kavgalar sürüp gitti. Kitap ehli arasında bir ortak nokta var. Sayın Ateş haklı. Ancak öteki hak dinlerin bağlıları için ulu Allah, ortak ve gerçek yolu da belirlemiş bulunuyor:

“De ki, Ey üç kitaba inananlar! Allah’a kulluk etmek, ona eş koşmamak, Allah’ı bırakıp birbirimizi Rab olarak benimsememek  üzere aramızdaki ortak söze gelin” (İmran Sûresi: Âyet 64).

Ramazan yaklaşırken şöyle bir dokunalım dedik de.


Şardağ, R. (25 Mart 1990). Süleyman Ateş Haklı Ama… Milliyet, s. 13. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın