İyi ki doğdun güzelim Muhammed (S.A.)

Geride bıraktığımız hafta, Allah’ın en büyük nuru, Hz. Muhammed’in doğumu kutlandı. Kutlandı diyorum: Televizyonda, önceden kasete alınmış mevlid görüntüleri, dualar, camilerimizde Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i ve kılıklarına, Tanrı mabedine yaraşır önem vermemiş Müslüman Kardeşlerimiz… Hepsi bu!

Gönlümüz, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın; büyük çapta, tartışmalı, bilginlere açık ve tüm İslâm ülkelerini içerik panel düzenlemesini beklerdi.

BEKLERDİ AMA

Kafa yapısı çok sağlam, İslâm’a yaklaşımı olumlu ve derindir, Diyanet İşleri Başkanımızın. Ancak profesör Said Yazıcıoğlu’nun karşısında alacalı, bulacalı, köylü basması gibi renk renk görüntülü bir hükümetimiz var. Bazı bakanları ile Suudici. Bazı bakanları ile gönülden Atatürkçü. Bazı bakanları ile koyu milliyetçi. Bazıları ile de gerçek İslâmcı bir iktidarımız var. Buna rağmen bu yürekli başkanın ağzından, top gibi bir cümle patladı geçenlerde:

“Kuran’a, yirminci yüzyıl kafasıyla yorum getirmemiz gerekiyor.”

Yüce Muhammed’in, bizlere ilettiği Allah âyetlerinden birinde, şöyle buyurulur:

“Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda, Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı âyetler vardır. Ötekileri de çeşitli anlamı içeriktir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için, onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir.” (Al-i İmran Sûresi, Âyet 7)

Bu çeşitli anlamlar taşıyan âyetler hangileridir? Bugün, “Allah Kuran’ı Kerim’inde buyurmuştur ki…” diyerek konuşan din hocalarımızın, yalnız bu konunun değil, pek çok âyetin derinine inemediğini hüzünle görüyoruz.

LAİKLİK İSLÂM’IN TEMELİNDE VAR

“Ben Atatürkçüyüm, laikim” diyen, nasıl dinden çıkmış sayılamazsa “Ben Müslümanım” diyen bir kardeşimiz de laiklikten kopmuş olamaz. Çünkü Kuran’ın temeli, vicdan özgürlüğüne, zorlamadan uzak kalmaya dayanır. Hz. Muhammed, Kuran’la öğüt ve müjde vericidir; hesap sorucu değildir: “Ey Muhammed! Doğrusu, biz seni, hak ile muştucu ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu olmayacaksın.” (Bakara Suresi, Âyet 119)

Hz. Muhammed, Kuran’la, öğütçü olarak geldi:     

“Bu Kuran, insanlara bir açıklama, sakınanlara yol gösterme ve öğütür.” (Al-i İmran, Âyet 338)

Peygamberin doğduğu günün haftasında, gönlümüz, başta Sayın Yazıcıoğlu olmak üzere İslâm’a eğilmiş, eser vermişlerin bir araya toplanıp karara varmasını isterdi, birçok konuda.

İnançlı olmak, İslâm’a, Kuran’a bağlamak; insanlarımızı, mescitlerimizi kilise yaptırmayan dâhi Atatürk’ten koparamaz. Bu gerçeğe ne zaman ulaşacağız?

Hz. Muhammed’in bildirdiği Tanrı buyrukları, kendi kendisini veli diye yutturmaya çalışan sahtecilerin ortaya çıkabileceğini anlatmıyor mu:

“Onlar bazıları, kitapta olmadığı halde, kitaptan sanasınız diye dillerini eğip bükerler. “O Allah katındandır” derler. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.” (Al-i İmran, Âyet 78)

İyi ki doğdun ya Muhammed! Doğdun da bu sahtekârları, Allah’ın buyruklarıyla bunca yıl önce sergiledin. Ama yazıklar olsun ki zamanımızda, hâlâ bazı cahiller, veli diye uçurulmuş siyasal çıkar uğruna veli postuna büründürülmüşlerdir. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu sahtecileri ne zaman sergileyecektir?

İyi ki doğdun, ya Muhammed!

Doğdun ve Kuran-ı Kerim’i bize müjdeledin ve de anlattın ki İslâm, sosyal adaletçi bir dindir. İslâm’da yoksul doğmak, yoksul kalmayı gerektirmez. Devleti yönetenler, yoksulluğu kaldırmakla, zenginler, kendilerinde bulunan fazla serveti dağıtmakla yükümlüdürler. Hiç gücenmesin, Başbakanken Sayın Turgut Özal’ın bir sözünü hâlâ, küçük dilimi yutarak anımsıyorum: “Allah zenginleri daha çok sever.”

Neden efendim, neden? Allah’ın elçiliğe layık gördüğü üç kitaplı peygamberin hangisi zengindir? Hz. Musa çobandı. İsa peygamber Nâsıralı bir marangoz çırağı idi. Hz. Muhammed, Hz. Hadice’nin davarlarını güdüyordu.

Neden Diyanet İşleri adına yapılacak dizi konuşmalarda, eski Başbakanımızın düşüncesinde olanlar uyandırılmıyor? Neden Kuran, İncil ve Tevrat’ta ağır eleştirilere uğrayanların, hep varlıklı, zengin kişiler olduğu kanıtlanmıyor? Helâl yoldan kazanmakla bu görüşler tartışmaya açılmalıdır.

Allah yolunda yardım, sadece cami ve Diyanet Vakfı için değil, hastanelerimiz, yetimhanelerimiz, yoksulları koruyan tüm derneklerimiz için toplanmalıdır.

NEDEN BAZILARINA…

Neden bazılarına, bunca servet veriliyor? Tevbe Sûresinin 85. Âyetini bazı zenginlerimiz dikkatle okumalı ve din hocalarımız onları uyarmalı:

“Ey Muhammed! Malları ve çocukları seni şaşırtmasın. Allah bu mallarla, onlara azap vermek ve canlarının imansız, olarak çıkmasını ister.”

İYİ Kİ DOĞDUN YA MUHAMMED

9-13. yüzyıllar arasında, olumlu bilimlerin her dalında, insanlıkta, sanat ve kültürde batılıların beş yüzyıl önünde gittik. Ne ki, dinsizlerin bomboşluğu, dini bilmeyen inançlı aydınların ters yorumları, din adamı geçinen pek çok hocamızın örümcekli kafası, Kuran’ı bir kez olsun eline almamışların fetvâ(!) vermeye kalkması, bu güzelim Peygamber doğuşuna, 20. yüzyıl  Türkiye’sinde kalın bir sis perdesi çekiyor. Allah dururken, oturdukları katlar ne olursa olsun, kul olmaktan öte üstünlükleri bulunmayanlardan korkmayalım. Kuran’ın yorumuna, büyük Akif’e bağlanarak yeniden sarılalım:

“Doğrudan doğruya Kuran’dan alıp ilhamı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı.”

İyi ki doğdun Ya Muhammed! Ama yazık ki biz, hâlâ İslâm ve Kuran yolunda, karanlıklar, sisler içindeyiz.


Şardağ, R. (7 Ekim 1990). İyi ki Doğdun Güzelim Muhammed (S. A.). Milliyet, s. 13. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın