Yine okurlarımla

Birikmiş mektuplardan bir demet seçip yanıtlıyorum. Büyük bir bölümü yine elimde kalarak ve yazanlarından bağışlanmak dileğiyle…

“ATATÜRK’ÜN ÇAĞRISI”

Deneyimli bilim adamı ve Atatürk çizgisini saptırmalardan koruyucu çalışmalarıyla tanınmış Prof. Hikmet Altuğ, bu adla ilginç bir eser yayınladı. Özellikle Atatürk ruhunun incitildiği şu son yıllarda, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nce bastırılan bu eseri, sevgi ile öneriyorum.

İstanbul- Şişli Havuzlubahçe, 44/2’den yazan Sevil Almace.
Türkiye’de Musevi, Ermeni ve Rum okullarında, kendi dillerinde okuma hakkı tanındığını yazmıştım. Benim bir eksiğimi tamamlamak istiyorsunuz. 1938-1949 yıllarında Musevi okulunda okurken haftada üç saat İbranice okumuşsunuz. Bu saati az buluyorsunuz. Bu Türk’ün hoş görüsüne örnek verdiğim temel görüşü ortadan kaldırır mı? Öğretim elbette Türkçe olacak. Türkçe yanında İbranice’yi de öğreniyorsunuz. Yazımdaki iyi niyeti dikkate alarak bir kez daha düşünmek istemez misiniz?

Sayın Cemil Çiçek– Devlet Bakanı- Ankara.
Her yıl başka dostlara olduğu gibi bana da çocuk şarkıları beste yarışması ile ilgili nazik mektubunuz gelir. Ben de ne buna, ne öteki yarışmalara katılırım. Bunda bestecilik iddiası dışında kaldığımdır, asıl neden. Ne ki bu gibi yarışmalarda jüri, hep TRT’den seçiliyor. TRT ve Kültür Bakanlığı iki kuruluştur ki kendisinde sanatçı yoktur; dışarıdan faydalanılır. Asıl uzmanlar, bu iki kuruluşun dışındandır. Siz, seçici kurulu her yıl olduğu gibi TRT çoğunluğu ile doldurdukça bestecilerin özgürlükleri, makam dizisi başta olmak üzere bin türlü takozlarla kapanacak, esinleri sönecektir. Bunu bir türlü anlatamıyorum. Saygılarımla.

Sayın Ali Kenan Somerk– Fener Yolu, Mazharbey Cad. 53/4 İstanbul
Şiirlerinizde umut ışıkları var. Bir atılım yapmak istiyorsanız yazmadan önce bütün ünlü çağdaş ozanlarımızı okuyun. Varlık ve Şiir Defteri gibi nitelikli dergileri izleyin.

Sayın Mehmet Şeker– Sarısu Mahallesi, İstiklal Cad. No: 180 Alaşehir -Manisa
Ben, “Atatürk’ün hiçbir devrimi Kuran’a aykırı değildir” dedim. Siz, “İçkiyi ne yapalım, onu neden yasaklamadı?” diye bana çatıyorsunuz. Ben kırk yıl önce İslâm’ın, Kuran’ın aslı ve yüceliği hakkında yazmaya başlarken dindar geçinip dinin edep olduğunu bilmeyenlerden, “Seni gidi komünist” diye imzasız mektuplar alıyordum. Tabii, komünistlerden de yine imzasız “Seni gidi din yobazı” diye geliyordu mektuplar.

Şükür, bugün herkes Şardağ’ın ne komünist, ne dinsiz olduğunu ileri sürebiliyor. İçki, Atatürk devrimlerinden midir? İçkiyi, Atatürk mü icat etti? Gırtlaklarına kadar içkiye batmış pek çok Osmanlı Türk padişahını neden aklınızdan çıkarıyorsunuz? Kutsal kitabı üç dilden okuyan bu satırların sahibine, dini öğretmeye kalkacağınıza Kuran’ı anlamaya çalışın ve camilerimizi kilise yaptırmamış rahmetli Atatürk’e karşı bu çirkin dili kullanmayın. Bağışlanma dileği ile.

Sayın emekli Albay Süleyman Okandan-Serencebey Yokuşu 18/C Beşiktaş-İstanbul.
Memur, emekli, işçiye, dula, yetime, işsize ve topraksız köylüye karşı bu iktidarın kalbi sıcak değil ki eli açık olsun. Ne diyelim, Allah sorumluların kalbine acıma duygusu doldursun.

Sayın Bayram Koç.
Benim, kendilerini “Kürt” olarak tanıyan Türk kardeşlerimle ilgili tarihi yazımı övüyor, “Biz korkumuzdan aile içinde bile ana dilimiz olan Kürtçe’yi konuşamıyoruz” diyorsunuz. Türk milletinin bütünlüğü içinde siz kardeşlerimizin sorunu da umarım, yakın yıllarda çözülür.

Sayın Dündar Özdemir– Sağlık Mah. 271 Sok. 8/1 Mersin.
Saygının da üzerinde hak etmediğim sevgi sözcükleriyle süslü mektubunuz yetmiş dörde merdiven dayamış Şardağ için mutluluk oldu. Özellikle Milliyet’in Ramazan sayfasından faydalanmanıza da sevindim. İslâm’ı gereği gibi anlamak için benden eser önermemi istiyorsunuz. İlk sözüm şu: Kuran’ı, her gün, dört beş sayfa okuyun. Dinsizlerle, cahil din adamlarının etkisinden sıyrılabilmek için en güzel yol bu! Ayrıca kesip sakladığınızı söylediğiniz Milliyet’in Ramazan köşelerindeki yazılarıma ilişkin kitapları, kitaplıklarımızdan araştırıp okuyunuz. Onların hepsi İlahiyat Fakültemizin yüz akı proflarıdır. Saygılar.

Sayın Ahmet Aslan– Samuel House 36- Clariss-E84 HL Londra.
Oralardan Şardağ’ı okuyor, sevginizi yollamak zahmetine katlanıyorsunuz. Sağolun. İslâmla ilgili sorularınızı bekliyorum.

Ankara-Küçükesat’tan yazan Yunus Öztürk.
Neden adresinizi yazmamışsınız? Yanıt verebilmem için açık adresiniz gerekiyor. Saygılarımla.

Sayın Özel- Bakırköy Terakki Sok. No: 105/12 İstanbul.
Tarih ilgisizliğimizden üzülmemek olası değil. Sizi şaşırtan, Yenikapı Mevlevihanesi’nin 1006’da yapılmış, 1961’de yanmış olmasıdır. Mevlevihanenin tarihi hicridir. Günümüz tarihi ile 1597’ye uyar.

Sayın Nurullah Erciyes– Dikmen Ankara.
Benim, Kültür ve Milli Eğitim bakanlarını savunan yazılarımdan ötürü bazı gerekçeler ileri sürerek dostça eleştiriyorsunuz. Açık adresinizi bekliyorum. Kendimi ancak size karşı o vakit savunacağım.

Yanıt verdiğim, veremediğim okuyucularım için sevgi ve saygılarımla…


Şardağ, R. (14 Ekim 1990). Yine Okurlarımla. Milliyet, s. 13. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın