Yakovas’ın herzeleri

Siz, ne zaman Musevi Haham’ının ya da Ermeni Patriği’nin, seslerini borozanlaştırıp siyasal konularda nutuk çektiğini gördünüz? Dünya Katoliklerinin Papa’sı, devlet içinde devlet olduğu halde yıllardır, doğum denetimine karşı çıkmaktan, insan yaşamına kıymanın günahını belirtmekten başka bir tepki göstermedi. Ama Amerika’daki ve dünyadaki tüm Ortodoksların başı Yakovas denen bu densiz adam, hani başbakanken Sayın Özal’la özel konuşma olanağı sağlayan başpapaz; vatanımızı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ni de hiçe sayarcasına, yüzyılların Rum kalleşliğini kusuyor. Daha doğrusu dünyanın küllemeye çalıştığı bir yarayı kaşıyor ve biraz kaşınıyor:

“Bu günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Devleti, bazı Türk köylerini Rumlara bırakacak ve Maraş’tan çekilecek.”

BİR KULAĞINDAN GİRMİŞ

Yalnız Ortodoks topluluklarında değil, Hazret-i İsa’yı kavrayış bakımından en az dörde bölünmüş olan öteki Hıristiyan topluluklarında da bir etki yapmış olabilir Yakovas’ın sözleri. Ne ki Türkiye’nin hiçbir partisinde, hiçbir devlet adamında ve bunların hepsinden önemli olan Türk milletinde, yaprak bile kımıldatmaz ki bu laflar. Nitekim kımıldatmamıştır da. Basında sadece bir haber niteliğinde kalmış, iktidar ve muhalefet yetkilileri, günlük siyasetin alışılmış tekerlemelerini ve gümbürtülerini sürdürüp gitmişler. Sayın Özal da, Irak-Kuveyt olaylarına kendisi yön veriyormuş sanısını uyandıran konuştum, yaptım, ettim, bence, bana kalırsa çıkışları arasında, papazın laflarına herhalde gerek görmediğinden olmalı, tınmamıştır. Kısaca Yakovas’ın lafları, Türk ulusunun bir kulağından girmiş, öbür kulağından çıkmış durumda.

BU BİR RASTLANTI MI?

Hayır! Lenin’in, seksen iki yıl sonra fos çıkan Allah’sız, milliyetsiz rejimi yıkıldıktan sonra dünya dümenini büsbütün ele geçiren Amerika; Saddam’ın dünyaya haksız olduğu görüntüsü veren davranışlarını fırsat bilerek Birleşmiş Milletler’e lök gibi oturuverdi. Dümeni dilediği doğrultuya kıvırmaya başladı. İsrail zulmü, Filistin’de tıpkısına sürerken bir gözünü kapattı. “Buyrun Irak saldırısına” dedi. Dünya ne tam gönüllü, ne de tam gönülsüz “Pekiyi” deyiverdi. “Ambargo” dedi. Düne kadar Irak’ı öldürücü silahlarla donatan Batılılar, “Başüstüne”yi çekiverdi. Amerika Devlet Başkanı Bush, kongre, hatta basınıyla birlikte Sayın Özal’ı ve Türk milletini övgü yağmuruna tuttu.

Bu savaşın ilk güreşçileri bizmişiz gibi Birleşmiş Devletler’in NATO’daki büyükelçisi, “Türkiye’yi bir savaşta, NATO, bütün gücü ile savunacaktır.” Diye sırt sıvazlamaya başladı. Türk ordusuna yıllardır modası geçmiş silahları vermekle yetinen Amerika, en güçlü ve öldürücü silahlarla ordumuzu güçlendirmeye çalıştı. İşte Yakovas denen pis papaz tam bu sırada “Türkler Maraş’ı Rumlara bırakıyor” demez mi?..

TARİHİ KARIŞTIRMAYALIM

Osmanlı Türkleri Bursa’dan başlayıp İstanbul’a kadar nereyi ele geçirmişlerse, Bizans-Rum adaletsizlik ve kalleşliklerinden bıkkınlaşan Rum halkı Türk adaletine rahatça güvendi ve sığındı. Türkler en büyük hoşgörüyü Bizans kilisesine, Rumlara, Rum din adamlarına göstermiştir. Yavuz Sultan Selim gibi öfkesi burnunda ve adı “gazaplı sultan”a çıkmış bir hükümdar, Rumların çevirdiği entrika ve nankörlükler karşısında bir gün nasıl gürlemişti: “Rumlar yirmi dört saat içinde ya İslâm dinini kabul edecek, ya da selli seyf!” (kılıçtan geçirilecek).

İsâm’ın en büyük din görevlisi durumunda olan Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi araya giriyor ve:

“Padişahım, babanız Kuran üzerine el basarak Rumları dinlerinde özgür bırakmıştı” diyerek kurtarıyor. Gelin görün ki Bizans kalleşliği, bu Protestan papazlarının ruhlarına işlemiş. Kıbrıs’ta savunmasız Türkleri diri diri mezara gömdüren onlar. Kanlı elleriyle her türlü saldırıların öncüsü onlar. Cani Sampson’u Ada’ya çıkartıp bir avuç Türk’ü boğazlatmak isteyen onlar… Ve şimdi de Yakovas!.

Bir yandan da Irak’a, Güneydoğu’da ilk cepheyi açtırmak için Türklere, “Haydi arslanlarım” övgüsü.

Bu belkimsi savaş öncesinde, öncesinde olmasa da orta, ya da sonrasında Kıbrıs Türklerine yeniden ölüm fermanı.

İyi düşünelim!.. Amerika, Türkleri canilikle suçlayan Ermeni tasarısının ortadan kaldırılacağına ilişkin tek laf etmiyor. Yunanlılarla yaptığı bize karşı olduğu apaçık savunma anlaşmasını hâlâ dipdiri tutuyor. Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ni sollayarak teraziyi Rum kefesinde ağırlaştırıyor ve bir temsilcisinin, damdan düşer gibi Kıbrıs’a öneri paketiyle gönderiyor. Bir yandan da Irak olayları öncesinde ve savaş hazırlıkları sırasında, Türklere, “Haydi arslanlarım” deyiveriyor. İşte bu sırada ünlü başpapaz Yakovas’tan bir demeç: “Türkler Maraş’ı ve bazı köyleri Rumlara bırakmayı kabul edecek.”

Tek tepki Rauf Denktaş’tan. Hem iç bozgunculara, hem dış düşmanlara karşı yıllar yılı mantık haklılık ve Türk kanının coşkusu ile savaşım veren Kuzey Kıbrıs Türk Devlet Başkanı sayın ve aziz dost Denktaş’tan başka kıpırtı yok. Gönlüm bugünlerde Sayın Özal’ın, iktidar ve muhalefet parti liderlerinin net ve kesin çıkışlarını, yürekli ve birlik halindeki reddiyyelerini bekliyor. Rumlara son kez anlatılsın:

“Atı aldık sanan Rumlar, Üsküdar’ı geçemeyecektir. Kıbrıs’ta tek çözüm iki yanlı, bağımsız ve bağlantısız, bugünkü sınırları içindeki federasyondur.”


Şardağ, R. (11 Kasım 1990).Yakovas’ın Herzeleri. Milliyet, s. 13. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın