Okurlarımla

Okurlarımla diyorum ama hepsine yetişemiyorum. Birikmiş. 102 tane sıcak içtenlikli mektubun hangisine yanıt vereyim? İçlerinden bir bölümünü yanıtlıyor bir bölümünü geriye bırakıyorum. Okurlarım beni bağışlasınlar, hepsini yanıtlayamadığım için. Haftada bir gün ışıyıp sönen bir sütuna daha çok yanıt tıkıştırmak kolay olmuyor.

Sayın Hilmi Haşal
Bulgaristan’dan Bursa’ya yerleşen soydaşımız. “Dengesizler Adına” adlı bir kitapta toplamışsınız şiirlerinizi. Kısa sürede öz dilimizi nasıl yakalamış ve gerçek şiire Türkiye Türkçesiyle nasıl ulaşmışsınız. Sözgelimi “Gökçiçeği”, duyguların tel kadar inceliğine ulaşmış:

“İlk yaz yağmurları yağmış olur
Yerler dupduru, oylum dupduru ve sonsuz…
Ağaçlar gözlerini oğuşturur, saçlarını tarar dallarıyle
Bulutlar uzaklaşır yavaş yavaş ereğini tatmış bulutlar…”

Bursa P.K. 316 adresinden, bu güzelim şiir kitabını isteyebilirsiniz.

Sayın Tansu Çiller,
Kartınızı, güzel duygularınızı sevgiyle, teşekkürle okudum. Sizde gerçek Türk kadınına örnek olacak bir birikim ve çare gücü bulunduğuna inanıyor ve saygılar sunuyorum.

Sayın Muzaffer Tarcan
Osman Mah. Mesçi Sok. Sakarya
Mektubunuzu aldım. Benim “alaf”a verdiğim anlamın “yulaf” olduğuna karşı çıkmışsınız. Bilmiyorum, hiç olmazsa Osmanlıca biliyor musunuz? Sizin, bu sözcüğün, İsrail alfabesinin ilk harfi olarak göstermeniz de doğrudur. Ama sizinki sonradan Arapçaya da geçen ve elifle yazılanıdır. Gerçekten de İbrahim zamanındaki alfabenin ilk harfidir; sonradan Araplara geçmiştir. Benim “yulaf” anlamına geldiğini söylediğim sözcük, Arapça “ayn”la yazılmış olanıdır. Kur’ân’da ne büyük gerçekler olduğunu birçok örnekler vererek yinelemekle yorulmuşsunuz. Ben bütün bilimsel gerçeklerin Kur’ân’da olduğuna  yeter ki küf kafalılıkla okunmaması gerektiğine, kırk yıldır inanıyor ve inandırmaya çalışıyorum, teşekkürler.

Sayın Necati Mert
Kadıköy- İstanbul
Uzun mektubunuzda katıldığım, katılmadığım yanlar var. Bir büyük İslâm şûrası toplanmadan bu konularda karara varılamaz. Söz gelimi din efsanelerine dayanarak İslâm’ı çelişkiler içinde göstermeye hakkımız yok. Saygılar.

Batı Almanya’dan, Köln 1.C’den yazan ad yerine imza atan okuruma yanıt veremiyorum. Açık adresi, adı ve soyadı yok ki!

Sayın Reşide Çağın
Batı Lojmanları, Demirhisar A-6 Gölcük
Gösterdiğiniz içtenlikli sevgiye layık olmaya çalışıyorum. Kültür Bakanlığı’nca yayınlanan Yılmaz Öztuna’ya ait Türk Musikisi Ansiklopedisi’nin bilimsellikten uzak olduğu ilk cildinden de belliydi. Bir takım güfte yanlışları yanında kitabına aldığı bestecilerden bazıları için “çingene”, “nota bilmez”, “cahil” sözcüklerini kullanması karşısında üzüntünüzü belirten mektubunuzda, yerden göğe haklısınız. Ben onun, bu kitap için harcadığı hayırlı emeklere kıyamadığımdan dokunmak istemedim. Kendisinden bir yanıt çıkacak olursa önce sizin mektubunuzu yayınlayacağım, sonra da Milli Eğitim Bakanlığı’nca okullarda okutulurken yasaklanan tarih kitabından belgeler sunarak konuya gireceğim. Duyarlılığınıza teşekkür ederim.

Sayın Hıdır Bozdağ
DSP İlçe Başkanı Kızıltepe – Mardin
Sayın Ecevit için beslediğiniz güzel duygularınızda haklısınız. Kendisi benim de dostumdur. Hiçbir partiye bağlı olmayan Şardağ, Ecevit’in haklı olan görüşlerini yansıtıyorsa bunun doğruluğuna inandığındandır. Saygılar.

Sayın Musa Köstepen
Fevzipaşa Bul. No: 26 İzmir
Bayramımı kutlayışınızdaki inceliğiniz ve şiiriniz için teşekkür ederim.

Sayın Dr. Muhammed Marufi
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Dermatoloji Dalı Öğretim Üyesi
İlginize teşekkür ederim. Kitap çalışmalarımdan vakit ayırıp mektuplaşma olanağı bulmam çok zor, beni bağışlayın. Saygılar sunarım.

Sayın Süleyman Sunay Göker
Erkin Sok. 30/12 Etiler, 80630 İstanbul
Değerli okurum, “Külden Güle” kitabınızı da almıştım. Şimdi de “Zamanı Sonsuzluğa Değişirik” adlı eserinizin henüz basılmamış bir tıpkısını göndermişsiniz. İkisi de bir gönül dostunun duygularını taşımakta. Ne var ki haftada bir gün olan sütunumda ha deyince, yanıtlama olanağı bulamıyorum. Saygılarımla.

Bana Tarık Dede diye Bakırköy’den yazan, adını, imzasını gizleyerek Kur’ân’dan âyetler gönderen okuruma:
Ben kaçak güreşenleri sevmem ve yanıtlamam. Sizin yorum eksikliği içinde bazı âyetler gönderdiğiniz Kutsal Kitabımızı, üç dilden yaşamım boyunca okuyorum. Mevlânâ ise, dede soyundan gelen bir tutkum ve konumdur.

Sayın Yücel Mutlu
Yeşiltepe 4/61 Emek- Ankara
Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol’un, hem İslamı, hem laikliği savunmasına karşı çıkıyorsunuz. Kaç kez bu sütunlarda yazdım. İslam dininde zorlama yok. Peygamberimize bile bu hak tanınmamış. Ulu Allah’ın kitabı öğüt olarak indirilmiştir. Kur’ân’ı, sizi aşan âyetlerin de büyük yorumcularıyla birlikte okuyun.

Sayın Huriye Uçar
Kimya Yüksek Mühendisi, Gübre Fabrikaları T.A.Ş. İskenderun
Beni zevkle okuyormuşsunuz. Ben de mektubunuzu doğrusu zevkle okudum.

Sayın Recai Taşan
Feneryolu Kadıköy, Mazhar Osman Sok. 2/4
“Levh-i Mahfûz”. Bu sözcük, İslâm inancına göre Allah’ın yüce katında, kulların yazgısında bulunan şeyleri içerik, Tanrısal, manevi bir levhadır. Bu levhada kimler için ne yazılmış? Konu oldukça derin. Fırsat olursa bir gün işlemeye çalışacağım.

Sayın Çiğdem Gövsa
Adressiz mektuba yanıt vermiyorum. Saygılarımla.

Sayın Ahmet Kudret Haker
Gültepe Mah. Bağlar Cad. No: 79 Sefaköy – İstanbul
İnsani yaratıklar ve melekler konusunda yaşamımız el verirse bir gün derince duracağım…


Şardağ, R. (1991, Mayıs 26). Okurlarımla. Milliyet, s. 15. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın