
Tabii, Yeltsin’e. Bu kahraman Rus politikacısına ve bunca yılın ezilmişliğine karşın ona inanarak demokrasiden kopmamayı namus borcu sayan Rus halkına!
Ellerindeki silahları, vatanlarını düşmandan korumak için kullanmaları gereken askerlere ve onları, halkın üzerine yürütenlere, korkusuz Yeltsin “yuh” çekebiliyor. Aralarındaki ufak görüş ayrılığına karşın Rusya’yı yeniden sevgiye, insanlığa açan Gorbaçov için vefa haykırışlarını, yumruk yapabiliyor. Parlamentonun kapısı önünde ya da kendisine katılan tankların tepelerine çıkarak halka, “Bu kakanoz direnişçiler için direnin” diye haykırabiliyor.
Evet, Yeltsin, yüzyılların ruhunu yeniden hortlatmak isteyen Rus militarizminin içine tükürmüştür. Sonunda, darbeciler, gölgelerinden ürktükleri Gorbaçov ve Yeltsin’den sinip pes dediler. Korkusuzluğu ve yiğitliği, halkına kükrercesine aşılayan, tanklara yumruk gösterebilmiş Boris Yeltsin’e gönülden sevgiler yollayalım.
SOSYALİZM BİTTİ Mİ?
Temeli; düşünce ve eylem özgürlüğüne ve insan haklarına dayanan Batı tipi sosyalizm bitmiş değil ki! Rusya’da uygulanan o pis rejim, sosyalizm olmadığı gibi Marksizm de değildi.
1907 yılı neresi, 1990 neresi!.. Tam 73 yıl sonra, ezilmek istenen din ve milliyetler, yanardağların lavları gibi fışkırıverdi işte! Özgürlük ateşi, Gorbaçov ve Yeltsin’le birlikte tutuşmuşken, milliyetler ve dinler uyanmışken hâlâ Stalin’in yolunu sürdürmeye çalışan darbecilerin mumları yatsıya kadar bile yanamadı. Evet, Gorbaçov ilk devrim ustası, ama Boris Yeltsin bayraktardır artık. O, tutuklanma, cinayete kurban gitme ihtimallerine aldırmadan yürümüş, korkusuzluk denen burcun tepesinde dalgalanıyor! Karıştırın tarihi, böylesini zor bulursunuz.
Büyük Fransız Devrimi’ne gelene kadar insanların gücü yetenleri, güçsüzleri ezip durdu. Din adına, hükümdarlar adına işlenen cinayetlere hangi vicdan izin verebilirdi ki! Zorbaların, kendilerini tanrılaştırıp ordularını halka saldırtmaları, tarihi pis pis kokutur. Bu acımasızlık, zorbalık heveslileri vicdandan, insanlıktan ve her şeyden önce Allah’tan uzaktaydılar.
MUSA’YI PEYGAMBER YAPAN NEDEN
Hazreti Musa, sürüsünü güderken bir ana kuzusu başını alıp kaçar. Dertli Musa “dur” dedikçe kuzu sürüden uzaklara doğru alıp başını gider. Musa’da ecel terleri… Koş babam koş… Gücü, dermanı kalmaz. Sonunda yakalar yumurcağı. Döver mi, sopalar mı? Hayır! Bağırır mı? Hayır! Bakın kalbini diline yansıtan büyük Musa’nın kuzusuna söylediklerine:
“Neden, neden kaçtın yavrum? Ya seni bulamasaydım! Ya seni kurtlar, vahşi hayvanlar parçalasaydı? Ben, ne yapardım? Yazık olmaz mıydı sana? Yazık olmaz mıydı bana?”
Musa, kuzusunu şefkatle öperken ulu Tanrı’nın seslenişine dikkat edelim:
“ Ey Musa! Seni bu duyarlığın, bu acıman için peygamber yaptım.”
Allah’ın, Allah’tan sonra en büyük adı Rahmân ve Rahim’dir. Acıyanların en acıyanı, esirgeyenlerin en esirgeyeni demektir bu.
1789 devrimine gelene dek güçlüler, zayıfları ezdi. İnsanlığın ilk kavgası özgürlük için oldu. Marksizmin, Sovyetler’deki adı, pis Stalinizm’dir, ama gün geldi. Stalin’i protokol mezarlığından çıkarıp adi bir çukura attılar. Gorbaçov’un devrimi Rus halklarının ve milletlerinin dinlerini, milliyetlerini ve onurlarını kurtardı, ama sefaletini gideremedi. Sovyet Rusya yoksuldu, perişandı. Zavallı Gorbaçov, bütün içtenliğini ortaya sürdüğü halde Bush’tan ve Batı’dan mali yardımın kendisini değil, vaadini alabildi.
Gorbaçov, milliyetlerin ve ayrı din mensuplarının federasyon yapısı içinde özgürlüklerine sahip olmalarını isterken biraz yavaştı. Yeltsin, buna da karşı çıkmıştır. Kendisi, nasıl demokratik bir seçimle Rusya Federasyonu’nu kurmuşsa ötekilerin de bir an önce ulusal federasyonlarını kurmalarını önerdi durdu. Onların tartışmalarında bir zaaf sezen bazı arkadaşları, hemen karşı hareketi, askeri darbeyi gerçekleştirmeye koydular. Geçmiş yılların Rusya’sında, her buyruğa selam çakıp insanları sürgüne yollamada, öldürmede emir kulu olan asker, artık eski asker değildi. Kararsızdı. Şu kısacık özgürlük ve insan haklarına saygı dönemi, kararsız kılmıştı onları, halklarına karşı.
Hem zorba hem ürkek bir asker darbesiydi bu! Yeltsin, ordunun psikolojik zaafını bilmiş olmaktan gelen bir kurnazlığın değil, ilk günden beri hiçbir zorun, hiçbir kuvvetin, hiçbir ordunun artık halkın direnişini, demokrasinin temelini yıkamaması gereğine inanarak direndi.
TEK ADAM
Sovyet komşumuzda demokrasi bayrağı yeniden dorukta. Sovyetler’de Gorbaçov yeniden barışçı ve kardeşçi bir toplumun yapısını oluşturacak. Ama bir şey çok önemli: Boris Yeltsin artık tek adamdır. O, ne kadar Sovyetler’in değil de sadece Rusya Federasyonu’nun başında olsa da Rus halkının gönlü içinde taht kurmuştur.
Vatan savunması yanında, zırt pırt, milleti yönetmek için silaha sarılan dünyanın bütün hevesli ordularına karşı da o artık bir direniş simgesidir.
Evet, bu kahraman adama hep birlikte şapka çıkaralım!
Şardağ, R. (1991, Ağustos 25). Şapka Çıkaralım. Milliyet, s. 13.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

