Allah yoksul, zengin ayırımı yapar mı?

Belçika’daki okuruma:
Allah yoksul, zengin ayırımı yapar mı?

Sayın Özal’a dokunuşlarıma üzülen, beni de çok seven A.S. adlı okurum, Belçika’nın, Brüksel kenti, Alsas bölgesinden gönderdiği mektubunda şu görüşleri özetliyor:

“Sayın Şardağ, kaleminize hayran olmasam, size bu sevgi dolu mektubu yollamazdım. Özal’ın da her insan gibi yanlışları olabilir. Ama Türkiye’ye dışarıdan bakıldığında ne çok mesafe alındığını görürsünüz. Ben size, “çıkarları doğrultusunda” Özal’cı kesilen bazı kalemler gibi “onu övün” demiyorum. Bir kez de Türkiye’ye, yurt dışından baksanız, bana hak vereceksiniz. Onun, “Allah zenginleri sever” demesini neden eleştiriyorsunuz? Allah çalışan zengini sevmez mi? İslâm dini hakkındaki derin bilginize güvenerek ve sizden özür dileyerek soruyorum: Bilmiyorum, Sayın Özal’a kırgınlığınız mı var? Sevgisizliğinizin nedenlerini merak ediyorum.”

Çok edepli, saygılı bir dille yazılan mektup, beni düşündürdü. Sordum kendi kendime: “Şardağ, sen, partilerin ne ille yanında, ne de ille karşısındasın. Kişilere kızarak kaleme sarılmaktan hep kaçınmışsındır. Neden bu imajı verdin acaba?”

ÖZAL’A SEVGİSİZLİĞİM YOK

O kadar yok ki, bunun en büyük tanığı kendisinin en yakınında bulunan Türk ordusunun güçlü bir komutanıdır. Ben Turgut beyle tanışmadan önce, seçimlerde Halkçı Parti’nin İzmir’deki bölgemde dolaşırken öteki milletvekili adayı arkadaşıma, seçimi ANAP’ın kazanacağını söylemiştim. En büyük dayancam da onun “orta direk” diye yırtılan hançeresiydi.

Evet, Turgut bey, Türk ekonomisine -ama tek başına değil- yetenekli, deneyimli arkadaşlarıyla çağ atlattı; doğru! Bunu, karşılıklı konuşmamızda yüzüne de söyledim.

Nasıl yaptı bunu? İşte kendi söylesin:

“Haklısın Şardağ, ben zenginlerin arasından geldim. Onlardan hiçbir fedakârlık gelmeyeceğini bilirim. Bu nedenle orta direği ezdim. Ama şimdi sıra onlara geldi. Bütün ağırlığımla, memur, emekli, dul, yetim, topraksız köylünün, işsizin yanında olacağım.”

Bu sözler Turgut beyden o gün dinlediklerimdir. “Her şeye fon buluyorsunuz, yoksulluğa mahkûm o insanlar için de bir fon bulun” deyişime de hak vermiş, o gece televizyonda, fukaralık fonunun müjdesini vermişti. Sayın Özal, bunu yalanlayabilir mi? Şu günlerde ortaya çıkıp bana söylediklerini, orta direğe söylese, onlardan kendilerine eğilmede geç kaldığı için özür dilese, bu satırların sahibi onu övmesini de bilirdi. Demek kendisine karşı kişisel bir kırgınlık ve düşmanlığım yok. Ben Sayın Demirel’le de, Sayın İnönü ve Ecevit’le de dostum. Yaşamımın son durağına yaklaşmış bir insan olarak bana kimsenin kırılmasını da istemem.

Bence ANAP’ın orta direği ortadan kaldırmasının asıl suçlusu Özal değil, onun hık deyici başılarıdır.

“Allah’ın zenginleri daha çok sevdiğini” bir hadise dayanarak birkaç kez ortaya atan Sayın Özal’ın bu konuyu bir kez olsun bugünkü ve de bundan önceki Diyanet İşleri Başkanlarına sorsa yanlışa düşmezdi. Allah, “Elkâribü habib’ullâh” buyurur. Yani çalışanları, çalışıp namuslariyle kazanan, ama servetinden, zekâttan ayrı olarak yoksullara hakkı bulunduğunu da bilen zenginleri sever. Kutsal Kitabımız, hatta İncil ve Tevrat; mağrur, pinti, acımasız zenginlere yağdırılan Tanrı lanetleriyle dolu. Hz. Muhammed’i, Mekke’nin zengin komprodorları öldürmek istemediler mi? Peygamberimize Medine’de kucak açan kimdi? Açlar, fellahlar, köleler değil mi?

Mü’minün Sûresinin 21. Âyeti, ehli hayvanlardan elde edilen besinleri yememizi müjdeler. Yalnız zenginler mi yiyecek? Firavun neden bozguncuydu, Allah yanında? Elindeki hazinelerinin dolduruyor, yoksulları unutuyordu. Okuyun. Kasas Sûresi’nin 77. Âyetini: “Allah, hep kendi ve yakınları için tıkınan Firavunu yok ettiği gibi Kârûn’un bütün mal varlığını da mahvetti.”

“Allah’ın göklerde ve yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, besinlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini (herhalde sadece zenginlere değil) görmez misiniz?” İşte Necm Sûresi’nin 33-34. âyetleri:

“Ey Muhammed! Yüz çevireni, malından biraz verip vermemekte direneni gördün mü?”

Allah, yeri, tüm insanlar için yarattı. Ayırım yapmıyor ki! “Allah, yeri, insanlar için oluşturdu. Orada meyveler, salkımlar, hurma ağaçları, yapraklı taneler, güzel kokulu otlar vardır.” (Rahman Sûresi: 10-12)

İslâm dinine baş kaldıranlar, hep zenginler oldu. Mekke’ye kılıç gücü ile giren Hz. Muhammed’in yanında, yoksul ordusu vardı.

Bakın, Sayın Özal’a hiç mi hiç husumetim yok. Siyaset alanında, seçim zamanı hükmü halkımız verir. Ama ben ondaki yanlışı düzeltmeyi, Kur’ân’la sürdürüyorum.

İlgililere şöyle buyurulur: “Onu alın, bağlayın, sonra cehenneme yaslayın. Daha sonra, boyu yetmiş arşınlık zincire vurun. Çünkü o, Allah’a inanmazdı ve yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi.” (Hakka Sûresi: 30-34)

Bilmem Belçika’dan mektup yollayan okurum, hâlâ beni haksız bulacak mı? ANAP’ın başlangıç yıllarındaki hizmetlerini, Özal’ın bunlara katkılarını görmek için yurt dışına çıkmak değil, yurt içindeki gelişmeleri gözlemek de yeter sanırım.

Sayın okuruma saygılarımla.


Şardağ, R. (1991, Ekim 27). Belçika’daki Okuruma: Allah Yoksul, Zengin Ayrımı Yapar mı?. Milliyet, s. 13. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın