Güzel halkımız

Çok önemli bir rahatsızlığım nedeniyle seçimlerin sonunu Paris’ten izleyebildim. Seçim propagandaları sırasında yazarlarımızın kalemleri, çoğunlukla kişisel eğilimleri doğrultusunda çalıştı. Bu satırların sahibi de öteki yazarlarımızın çoğu gibi Anavatan’ın çöküntüye yakın bir düşüşe geçeceğini sandı. Ortadireğin beli kırılmıştı çünkü. Her gün, gazetelerimiz, yolsuzlukları haykırıyor, hükümet üzerine gidemiyor, savcılarımız hırsızlık ve türlü ihbarlar karşısında uyanamıyorlardı. Bir de baktık Türk halkı, bizi utandırdı. ANAP’ı düşürdü, ama köklü bir muhalefet partisi karakteri içnde ayakta tuttu.

Hep birden atlamıştık. Hele İstanbul’da, ANAP aleyhinde belireceği sanılan tecelli eski iktidar partisinin lehine işledi.

BU NEDENDİ

Bizim güzel halkımız, ivedici değil, geç karar vericidir. ANAP’ın geçmiş yıllardaki hizmetlerini sıfırlamadı. Ona karşı tam bir vefasızlığın içine girmedi. Biz bile, içinde altın değerinde dostlarımız bulunmasına karşın daha büyük bir çöküş umuyorduk. İşte görülüyor ki yanıltıya düştük.

GÜZEL BİR HALK

Evet, tez canlı olmayan halk, ANAP’ın hizmetlerine karşı kör değildi, ama onu, yazılan, gürültüleri arşa çıkan yolsuzlukları, halkını aç bırakan “çağ atlama” çabaları nedeniyle iktidardan düşürdü. Yine de ayakta tutuşunun bir nedeni, yeni genel başkanlarına duyduğu güvendir. Yılmaz’ın, eski ANAP’ın kusurlarını kabullenen, yeni ANAP’ta, bu eksikliklerin üzerine gidileceğini söyleyen güvenilir konuşmalarını benimsedi. Beni dahi yanıltan bu gerçeği böylece açıklamayı ve Mesut beyin işe geç başlamasının da ANAP yenilgisinde rol oynadığını belirtmeyi vicdan borcu sayarım.

DEMİREL’İN YILDIZI

Süleyman Demirel, eksikleri, üstünleriyle birlikte meziyet çok bir insandır.

12 Eylül yönetimi, anarşiyi yok etmek için gelmişti, ama sonradan, partileri ve Meclis’i kapattı. Özellikle Demirel’i her Allah’ın günü hırpalayarak yanlışlar yaptı. Ona sadece seçilme yasağı koymadı; konuşma hakkını da kullandırmayarak ağzına kilit vurdu. Halkımız bu baskıları izleye izleye 1982 seçimlerine gelindi.

Özal hükümeti kuruldu. Demirel’in himayesi altında çalışma ve becerilerini ortaya atma olanaklarına kavuşan Özal, insancıl olmayan bir tutumla Süleyman beyi hedef tahtası yaptı. Aydınlar gözünde büyük etkisi olmasa bile vefalı halkımız bunları hoşnutsuzlukla izledi. Yerel seçimlerde ANAP’ı yüzde yirmilere düşürdü.

Sayın Demirel’in, yasaklarının kalkması gerekiyordu. Evren Paşa da bu görüşteydi. Referandumu düşünmediğini bir izlenim halinde bana duyurdu.

Basında ve Meclis’te konuşmama izin verdi. Konuştum ve Meclis kürsüsünden, “Şimdi Sayın Özal’a düşen bir hizmet var: Hemen yasakların kalkması için bir yasa hazırlansın. Bütün partilerin oy birliğiyle bu yasa Meclis’ten çıksın” dedim.

Sayın Özal, şimdi kendisinin de pişman olduğunu sandığım bir halk oylamasıyla Süleyman beyi dışlamak istedi; silah geri tepti. Son seçimlerde, Cumhurbaşkanı eşi olmak güzel bir nitelikle yetinmeyen Semra hanım, Demirel’e çattı. Televizyonda Sayın Yılmaz, sürekli Demirel’i hedef seçti. SHP, Demirel’in maymuna benzetilmiş afişlerini sokaklara asarak çullandı ve bizim güzelim halkımız da bunları ibretle seyretti. İçlerinde en deneyimli bulduğu Süleyman beyi baş partinin lideri yaptı. Haksızları utandırdı.

SHP’NİN DÜŞÜŞÜ

Zati düşmediği, kalkındığı ne zaman olmuş ki! Halkçı Parti’yi tüm kadrosu ile İnönü’nün partisine boca eden, bilgili, kültürlü, usta ekonomist Aydın Güven Gürkan’ın, genel sekreterlikten ayağı, Sayın Baykal tarafından kaydırıldı. Güzel konuşan, havası olan Baykal’ı genel sekreter yaptıran Erdal bey, bu sefer onun başa geçme eğilimiyle karşıladı.

Geçemez mi? Geçer, geçer de İnönü hangi nedenle indirilmeli? Baykal’ın parti içinde karıştırıcılık değil, birleştiricilik yaptığını kanıtlayan görüşleri nedir? Bunlardan haberi olan, beri gelsin! SHP’nin belediyelerden yana darbe yediğini kim inkâr edebilir? İzmir, ana kentte seçim vurgunu yiyen SHP’yi Bornova’da güldüren ANAP’lı Bornova belediyesidir, çalışan çalışıyor. ANAP, hizmet olanaklarını mı kesti? Bunu bile halka anlatamadılar. Seçimlerden sonra, “Şimdi kurultay toplansın” diyen Baykal’ın, iktidarı eleştiren tek bir cümlesini duyabildiniz mi?

KOALİSYON OLANAKLARI

Süleyman bey, “Hükümeti kuracağız” diyor. Eğer çelme takılmak istenirse güzelim Türk halkı bunu da dikkatle izliyor; unutulmamalı! Süleyman bey SHP ile de, ANAP’la da, hatta iki partinin ikisiyle de hükümet kurabilir. T.B.M.Meclisi’ni yüceltmede, yolsuzluk dosyalarını ele almada, Güneydoğu, Kıbrıs konularında ortak ve ulusal bir anlaşmaya varmada, seçim yasasını düzeltmede kin, hangi parti çıkıp “Biz bunlara yanaşmıyoruz” diyebilir ki! Partili ve partisizlerin dört gözle beklediği Süleyman Demirel başkanlığındaki ortak hükümeti çaresizliğe itici, zorlamalara, yokuşlara sürücü girişimleri dikkatle izleyen bir halkımız var. Hani, şu, partilere kayıtlı olanların sayısını ikiye katlayan halkımız.

Hani, şu, yeni bir seçime katlanımı kalmayan halkımız! Hani, şu, “Demirel ağabeyinizin çevresinde toplanın! Sizi birbirinize yakın oylarla yan yana getirdim” diyen o güzelim halkımız!


Şardağ, R. (1991, Kasım 3). Güzel Halkımız. Milliyet, s. 11. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın