Türk Türk Türk

Sovyet Bolşevizminin yıkılmasıyla birlikte Türk kökenli uluslar, milliyetlerini ve dinlerini kaybetmemiş olarak pıtrak halinde fışkırıverdiler. Basınımız, başta Azerbaycan olmak üzere Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan’a öteki soy kardeşlerimize ulaştılar. Hükümetimiz; Cumhurbaşkanı, Ana muhalefet lideri ve Sayın Ecevit sevgi dalgaları halinde, Türk bölgelerine yaklaşan Çin sınırlarına kadar uzanan ulusdaşlarımızla birlikte şu satırların sahibi de mutluluk içinde.

NEDEN

Çünkü dünya uygarlığına büyük katkılarıyla ışık saçmış, Asya’dan başlayarak yayıldıkları her yöreye sanatı, sevgiyi, hoşgörüyü taşımış olan benim milletim.

Evrene kol kol, dalga dalga yayıldığımız halde başka dinlere, başka dinlerdeki soyların haklarına saygılı olmuşuz.

Türk, bugün Rusya’da kucaklaştıklarımız kadar değil ki! Alfabesi okunan Göktürk’lerden başlayarak İslâmlığı ilk kez kabul eden İlhanlılara kadar, Orta Asya’da, Çin ve Moğolları zaman zaman alt etmiş bir soyumuz var.

Dinlerin en bütünleyicisi, en güzeli olan İslam’ı peş peşe benimseyen öteki Türk uluslarını düşünün: Uygurlar, Hunlar, Oğuzlar, Gazneliler, Selçuklar, Atabekler, Zengiler, Hazar denizini izleyerek batıya akan Hazarlar, Peçenekler, Kıpçak ve Kumanlar..

Ve de Osmanlı Türkleri.. Ulusum bu kadar büyük olduğu için övünürüm, ama asıl övünüşüm, evreni kol kol sarmış olan Türklerin Orta Asya’dan başlayarak her ulaştıkları yerlerde uygarlık eserleri bırakmış olmalarıdır.

GÜZELLİKLER

Bugünkü Türk musikisinin sazları, ezgileri, batıda yabanıl insanlar dolaşırken binlerce yıl öncesinde vardı. Orta Asya Türklerinin kullandıkları sazlar, günümüzde kullanılan Türk sazlarının, hatta pek çok batı sazının anası.. Bu güzel milletle nasıl övünmeyiz!

Ne var ki Avrupa’nın içlerine kadar giden Türklerin milliyetleri eritildi. Dinleri değiştirildi. Hani Hun Türkleri? Nerede Bulgar Türkleri ve Hazarlar, Kumanlar, Peçenekler? Türk’ün, en güzel yanı, kimsenin milliyetine, dinine karışmamış olmasıdır. Böyle ulu bir ulusun çocuğu olmakla kendi payıma övünç duyuyorum.

TÜRK ADI

Dikkat ettiniz mi? Göktürklerin dışında, Türk adını kullanan Türk ulusları içinde tek bir devlet yoktur. Batının ve dünyayı saran tüm milletler, hep uluslarının adıyla anılırlar. Türklerse ya devleti kuranın, ya da yörenin adıyla anılır. Gazneliler, Hazarlar yöre adıyla anılırken öteki Türk devletleri kurucularıyla adlanır. Bunun nedeni, yönetimler içinde yer almış başka Türk devletlerinden geçme, başka uluslardan, başka dinlerden kümelerin de bulunmuş olmasıdır. Azerbaycan adı ise, bilirsiniz, Farsça ateş anlamına gelen “Azer’in ülkesi” demek. Zerdüşt’e tapan İranlıların bir yakıştırması da olabilir belki, ama onlar Türk oldukları halde hemen hemen tüm Türk devletleri, başka soydan, başka dinden olanlar incinmesin istemişler ve Türk adını kullanmamışlar.

AZERİLER

Rusya’da özgürlüklerine kavuşmuş bütün Türk milletleriyle kucaklaşmamız ne güzel! Azerileri Şii olduğuna bakarak önceleri yanlış hükme varanlar da bugün andılar ki Azerbaycan İran yanlısı değildir. İslâm’ın yüce evladı Hz. Ali’ye bağlanmak güzel şey! Osmanlı devleti sınırları içinde de yaşamış üstadı Fuzûli’nin güzelliği, asıl adını bırakıp kendisine “lüzumsuz”, “gereksiz” anlamına bir takma ad yakıştırmasıyla başlar. Şu dörtlüğüne bakalım: “Çümhâk-i Kerbalâst Fuzûli, makâm-e men” diye başlar.

Mademki Fuzûli, senin yaşadığın yer Kerbelâ’dır”

Şiirlerim nereye uzanıp gitse, ona saygı duyma gerek.
Biliyorum, bu şiirler, la’l taşı değil; gümüş değil.
Benim şiirlerim toz topraktan başka bir şey değil.
Ama olsun mademki bu toprak Kerbelâ toprağıdır.”

Asya’dan kopup gelmiş, Rusya’da yıllarca ezilmiş kardeşlerimizle kucaklaşırken Şardağ da sevinçli. Yazımı rahmetli Azeri devlet adamı Resûlzâde’den aldığım iki Azeri vatan şiiri ile bitireyim:

Azizim, vatan yahşidir.
Giymeye keten yahşidir.
Gezmeye garip ülkeler,
Ölmeye vatan yahşidir.(*)

**

Azizim, ilen gez. 
İlengilen dolan gez.
Yâd illerde hân olma.
Vatanında dilen gez.

(*) Yahşi: Güzel


Şardağ, R. (1992, Şubat 9). Türk Türk Türk. Milliyet, s. 15. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın