İslâm Şûrâsı

Geçenlerde bir TRT programında, sayın Uğur Mumcu ile sayın Coşkun Kırca ve Oğuzhan Asiltürk’ü, Nazlı Ilıcak kızımız bir araya getirdi. Örtünme konusunu tartıştılar. Ne ki ortalama bir sonuç çizgisine ulaşılamadan açık oturum kapatıldı. 

Dıştan bakılınca işin eleştirilecek yanı şuydu:

Sayın Kırca, konuya, İslâm bilgisiyle girmedi, ya da giremedi. Pek çok konuda belgesel araştırmalar yapan sayın Mumcu, Ahzâb Sûresiyle Asiltürk’ü sıkıntıya soktu. Ama ne o, ne Asiltürk, bu sûrenin âyetini açıklamayıp aydınlığa ulaşamadılar. Yazık ki toplantıda uyanık, çağdaş ve gerçek ilâhiyatçılarımızdan tek bir kişi yoktu. -Lüften affetsinler- Toplantıyı güzel bir diksiyonla yöneten sayın Ilıcak’ı da konu üzerinde hazırlıklı ve donanımlı bulamadık.

ASIL SORUN

Konuşmacılar İslâm dini bakımından yetke kişiler olsalardı bile konu, beklenen aydınlığa tam kavuşamazdı. Kur’an’a, onun yepyeni, insanlığı kurtarıcı hükümlerine 20. Yüzyılın kafasiyle aydınlık getirecek olumlu bilim uzmanları ve varlıklariyle övgü duyduğumuz, Kur’an bilgisine hâkim ilâhiyatçı Prof. ve doçentlerimizden oluşacak şûrâya gereksinim var.

Salt örtünme konusunu konuşma, tartışma değil ki şûranın toplanma nedeni! Kur’an’daki olumlu bilimler, kadın hakları, sosyal devlet anlayışı, fâizcilik, uzay düzeni, kıyametin kopuşu gibi pek çok konuları üzerinde olumlu bilimlerle cihazlanmış kafalar yorulmalıdır. Kutsal Kitap’taki örtünme konusunda, tek bir âyetle yetinilemez. Ahzâb Sûresi, örtünme konusunda peygamberin eşlerini hedef alır.

Nûr Sûresi’nin 30. Âyeti ise “İnanan erkeklerin, gözlerini, kadınların bakılması yasak olan yerlerinden ayırmalarını” buyurur. Ayni ve 31. Âyet’te inanan kadınlar için de bu uyarı yapıldıktan sonra “Kadınların, başörtülerini, yakalarının üzerine sarmaları” buyurulur.

Ahzâb’ın 50. âyetinde hem peygamberimizin eş ve kızlarına, dışarı çıkarken üzerlerine bir örtü almalarını buyurur, Allah. Gerekçe olarak da onların incitilmemeleri gösterilir.

Yine Nûr Sûresi’nin 30-31. âyetlerinde, kadınların süslerini yabancılardan gizlemelerinden ayrı olarak bu süslerin, ayakları yere vurarak hissettirilmemesi de arzu buyurulur. Neden? Övünmenin çirkinliği mi! Olmayanları imrendirmenin hoş bir şey olmayışı mı kastedilmiştir? Sonra aynı âyette, Allahımızın, bunları öğüt olarak bildirdiğini görüyoruz. Yine Nûr Sûresi’nde, 60. âyetteyiz. Yaşlanmış kadınların dış giysilerini, yakınları yanında çıkarabilecekleri buyurulurken süsleri açığa vurmamaları koşuluna işaret edilir; neden?

OLUMLU BİLİMLER

Kutsal Kitab’ın yorumlanışında yeni bir dönem açılmalı. Bu güzel din; uyanık ilâhiyatçılar yanında coğrafyacılar, doktorlar, astronomi dallarında ünlenmiş kişilerce yeniden incelenmeli, onun her âyeti üzerine kafa yorulmalı.

Nûr Sûresi’nin 35. âyeti buyurur:

“Allah göklerde yerin nurudur. Onun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir. Cam ise inci gibi parlayan bir yıldızdır.” Biz; Arapçası, Farsçası ve Edouard Monte’nin Kur’an çevirisiyle karşılaştırılarak yıllarca kafa patlattığımız halde bu astronomi konusunu çözemedik Kur’an’da.

GÜVENSİZLİK DURUMLARINDA NAMAZ

“Namaz” sözcüğü Farsçadır. Kitab’ımızdaki karşılığı salât’tır. Bakara Sûresi’nin 238. âyetinde, kendimizi güvende hissetmiyorsak binek üstünde ve yolda yürürken namaz kılmamız emrolunur.

Kurân’da Hz. İbrahim babamızdır. Onun dininde birleşmemiz buyrulur. Müslüman kimdir? Öteki peygamberler de, İsa’nın onbir havârisi de Müslümandır ve namaz kılarlar. Dört kadınla evlenmek, ötekilerin gönülden razılığına dayanır ve neden, “Hayırlı olan, tek kadınla evlenmektir” buyurur Allahımız.

SAĞCILAR, SOLCULAR NE HABER?

Birkaç yüzyıldır, birbirlerini boğazlamak isteyen sağcılarla solcuların kavgası ne boş! İşte Nahl Sûresi’nin 71. âyeti: “Allah rızıkta (tabii velî olan) kimimizi ötekilerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, emirleri altındakilerin rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi eşittir.”

Bu satırların sahibi kırk yıldır yazıyor: “Olumlu bilimlerin, ilahi bilgilerin ve her bilginin temeli Kur’an’dadır” diye. Ama onu, kafalarının içi küf dolu bazı din adamlarımız gibi Kur’an’ı okuyup inceleme zahmetine girişmeyen aydınlar çözemez.

Bir büyük İslam Şûrâsı toplanmalı ve salon, boydan boya Âkif’in şu iki dizesiyle donatılmalı:

“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı.”


Şardağ, R. (1992, Mayıs 10). İslâm Şûrâsı. Milliyet, s. 15. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın