
1917. 75 yıl önce bir rejim geliyor Rusya’ya. Felsefesi Marksizm; uygulanışı, Rus Bolşevizmi! Bugün dünyada bir düzine demokrasi yöntemli rejimler, uluslar var. Hani güya, hepsi insan haklarına dayalı. Hani güya, barışı kucaklayan, savaşın, haksızın karşısında olan… “Hangi demokratik devletlerin yapıları birbirlerine tıpatıp benziyor ki?” Doğru ama aslında hepsi bir noktada birleşiyor: Türk’e ve İslâm’a karşı olmak.
Biz aslında Allah’sız bir rejim olan Marksizm’in dini ve milliyetçiliği ortadan kaldıramayacağına şu kısa aklımızla hep inandık, hep yazdık. Halkın yanında ve sosyal devletin destekçisi olduğumuz halde, dinin de milliyet hırslarının da ortadan kaldırılamayacağına inandık. İşte günümüz dünyasındaki kanıtları: Rusya’da Leninizm’in, Bolşevizm’in, yıkılışını izleyerek dinlerin, hâlâ dimdik ayakta kalışına tanık olduk. Milliyetlerin kısılmış muslukları açılır açılmaz bir anda fışkırdıklarına tanık olmakla haklılığımız kanıtlandı. Ama Rusya’da Ermeni ve Rus yakınlaşmasının öteki milletlere özellikle, Türk kökenli devletlere bu hakkı tanımayacağını da hissetmedeydik.
HÜKÜMETİMİZ
İki şeyin kavrayışı içinde oldu, hükümetimiz. Ermeni saldırılarını, Rusya ve hatta İran destekliyor. Nitekim Ermenilerden önce Azerbaycanlı kardeşlerimizi tanklarla çiğneyen onlar değil miydi? Hani çağdaş milliyetçilikte böylesine saygısız ayrım yoktu? Ermeni saldırganlığını Azerbaycanlı Türkleri, sivil-asker demeden öldüren ilk Rus hareketine seyirci kalmıştı. Çünkü hâlâ milliyet ve din ayrımı, çirkin bir hınç halinde Hıristiyan dünyanın damarlarına kan yerine, irin gibi dolmuştur. Sayın Bush’un, Türkiye’deki çok sayın dostu, ta Amerikalardan bilgi eksiklikleri içinde mesaj da vermişti:
“Azeriler Şii’dir, bize değil, İran’a yakındırlar.” Sayın Özal, bu noktada da uzağı görememiştir.
Demirel hükümeti, bu tarihsel utanmazlığı süzerek Müslüman dünyasına bakıyor, çıt yok! Öteki Türk devletlerine bakıyor, Ermenilerle ortak anlaşma imzalamışlar. Irak’ın üzerine hep birden yürüyen öteki İslam ülkelerinde kıpırtı yok. Boşnaklar Müslüman, hatta kültürlerinin büyük ağırlığı ile Türk değil midirler? Gıkı çıkmıyor İslâm dünyasının.
YA BATI DÜNYASI?
Rus ve Ermeni saldırganlarının yaptıklarından utanma duymuyorlar, ama utanıyor, üzülüyor hatta karşı imişler gibi görüntü veriyorlar. Gümrü anlaşması, Azerbaycan’ı ülkemize bağlayan köprüye saldırı karşısında harekete geçmemizi haklı bulacak bir hukuksal yapılanmadır. Ne ki Ermeniler, AGİK ve Birleşmiş Milletler’in peş peşe aldığı, kendilerini kınıyor hissi veren anlaşmaların lafta kalacağına inançlı. İran el altından Ermenilere destek olur bir görünüm içinde. Türk hükümeti, ordu yetkilileriyle birlikte verecekleri kararın Meclis’e getirilmek üzere oluşturulması çabaları işini sürdürüyor.
MUHALEFET
Türk ulusu, bu konuda duyarlıklı ama, muhalefet, dıştan bakılınca haklı gibi görünen bir dövizi yakalamış: “Hükümet aciz.” Türk milletinin üzüntüsü, hatta yası, Türk ordusu ve hükümet işbirliği, bütün titizliği ile gündemde. Belki de bazı kararlar arifesinde. Rus elçisi ve tarafsız kalması gereken sabık Sovyet ordusunun başkomutanı homurdanıyor: “Türkler bu işe karışırsa dünya savaşı çıkar.”
Çıkar mı? Bu laflar bir blöf mü? Ya da Rus borazanını öttüren soluk, Amerika ve Avrupa’dan mı akortlanıyor?
Konu, dikkatle duyarlıkla incelemede. Türk ulusunun büyük çoğunluk oyu ile işbaşına gelen hükümet konuyu sanırım olgunlaştırıp geç kalmadan Meclis’e getirecek. Ama hükümeti durmadan korkaklıkla suçlayan muhalefetin karşısına Demirel’in “Rus tankları Azerbaycanlıları çiğnerken neredeydiniz?” gibi bir karşı çıkışla yüklenmesini haklı, ama söylenmemiş sayalım.
Gerekirse her şey Meclis’in gizli ya da açık gündemlerinde yer alır. İvedi olarak görüşülür. Azerilere hak tanır görünen, Batılıların Türk müdahalesi karşısındaki gerçek tavırları ivedi olarak netleştirilir. Gerekli karar Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin yazgısı üzerinde en etkili, en faydalı ve en olumlu sonuç verebilecek bir görüşe bağlanır.
Bugünlerde hükümlerle muhalefet arasında tırnak sürtüştürme kavgalarının Azerilere de bizlere de zırnık kadar faydası olamaz. Bizce ödüllendirilecek en büyük yarış, basiret, yani uzağı görme yarışı olmalı.
Şardağ, R. (1992, Mayıs 24). Durum. Milliyet, s. 15.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

