
Köşk’e kararnameler geliyor. Bankaların, devlet işletmelerinin zarara sokulmasında uykuya dalmış ya da kasıtlı olarak göz yummuş genel müdürler ve yönetim kurulu üyeleri değiştirilecek. Yeni adlar bildiriliyor.
Çankaya; bunları, yeni yasaları oyalıyor. Daha doğrusu onlarla oyalanıyor. Bunlar devletin işlemesini gerektirecek şeyler değil de sanki oyuncak. Sayın Özal, çok konuşmaya, çok harekete düşkün. Köşk’e ulaşan bu oyuncakları kırıyor, bozuyor, onarıyor, onlarla oynuyor.
Kusur bunun neresinde?
“İyi ama efendim, ortada bir namus andı var. Cumhurbaşkanlığı’nda iktidara köpürüyor. Kendi partisine höpürdüyor. Hükümeti yıpratma çıkışları yapıyor. Anayasal yeminler, namus yeminleri böylesine çiğnenir mi? Sakız mı çiğniyoruz yani?”
Biz bu tür görüşlere de pek katılamıyoruz. Özal’ı böylesine kabahatli görmüyoruz.
YA ANAP’A YAPTIKLARI
Eski Şardağ, Sayın Özal Cumhurbaşkanlığı’nda ANAP’la da boğuşuyor. En koyu partizanlığı, en açık anayasa yemini ile paçallaştırıyor. Hem Cumhurbaşkanlığı’nı, hem ANAP Genel Başkanlığı’nı birlikte sürdürüyor. Bu konuda da Turgut Bey’e toz kondurmuyor musunuz?
ANAP NASIL KURULMUŞTU?
Sayın Özal, akıllıdan önce kurnaz bir politikacı. Partisinin başarısında Evren Paşa’nın televizyondaki yandan çarpma eleştirileri, Ulusu’nun yine televizyonda, MDP’nin Sultanahmet mitingine mendil sallaması ve ANAP’ta toplanan en az elliyi aşkın eski deneyimli bakan, iktisatçı, yüksek mühendis, teknokrat, bürokratın varlığı büyük rol oynadı. ANAP’tan önceki özel holdinglerde başarılı sonuçlanmamış hizmetleri biline gelirken ANAP’ın ilk yıllardaki atılımlarını salt Özal’a bağlayabilir misiniz? Bir Kaya Erdem’ler, Avni Akyol’lar, Cahit Aral’lar, Necmettin Karaduman’lar, Mükerrem Taşçıoğlu’lar, Namık Kemal Zeybek, Emiroğlu’lar, Mesut Yılmaz, İlhan Aküzüm gibi önde gelen yıldız isimler birer birer susmuş, hatta susturulmuşlarsa bunun vebalini ben Sayın Özal’a yükleyemem ki!
Sayın Özal, en az dört yıldan beri, hele Cumhurbaşkanı olduktan sonra ANAP’lı bakanlar, yöneticiler, parti grubunun önde gelenleriyle top gibi oynadı. Bu yıldız arkadaşların gıkı çıktı mı? Ne zaman grupta çıkıp konuştular? Benim kulaklarım, onlardan, Turgut Bey’i eleştiren çok laflar dinledi. Ama Sayın Özal bu eleştirileri duyamadı ki! Basın duyamadı ki! ANAP’ın bu ağzı kilitli, tutuk aydınları, hâlâ suspusluklarını sürdürürken siz nasıl olur da eksiği, yanlışı, salt fahri ANAP Genel Başkanı Özal’da bulabilirsiniz?
SUSAN SUSANA
Köşk’ten yanlış bilgilerle dolu Özal bildirileri çıkıyor. Bunca danışmanı uyuyor mu?
Sayın Akbulut’u bir gecede Başbakan, Parti Genel Başkanı çıkarıveren Cumhurbaşkanı günün birinde caydı. Aile bireyleriyle Mesut Yılmaz’ı pohpohladı. Kendi kardeşi, yeğeni de dahil, Keçeciler’i, Cemil Çiçek ve daha başka sağcıları, ”Onlar dinci, Cahilliye devri insanları” diye haşladı; horladı. Ne oldu bu ANAP’lıların yanıtları:
“Münasiptir efendim!”
Oğlu Ahmet kızdırdı diye Hande Mumcu öykülerinin ardından Güzel’i bakanlıktan düşürdü. Kim bu davranışı eleştirebildi ki?
BASİRETSİZ
Geçenlerde Semra Hanım gazaplandı. Mesut Yılmaz’a kükredi. Özal’ın hokkasına banılarak yazıldığı besbelli olan satırlarda Yılmaz’a “basiretsiz” sıfatı yakıştırıldı. Keçeciler grubu yeniden perdede yansıtıldı:
“Keçeciler ve arkadaşlarını yönetimde görevlendirin!”
Sayın Özal’ın emri geçmişteki horlanışları unutturarak Sayın Keçeciler’i, Sayın Çiçek’leri hazırola geçirmedi mi?
“Basar” Arapça “göz” demektir. “Basiret” görebilme yeteneğidir. “Basiretsiz” hem gözü var, hem de göremiyor. Yani baktığı halde göremiyor anlamına gelir.
Sayın Yılmaz’dan, tarafsız olması gerekirken hâlâ ANAP’lı ve hâlâ Cumhurbaşkanı olan Turgut Bey’e karşı en küçük bir “gık” sesi çıkmadı. Bir onur çıkışına rastlanılmadı.
Şimdi bu satırların sahibi, Özal’da nasıl kusur arayabilir, söyler misiniz?
Şardağ, R. (1992, Temmuz 12). Özal’ın Günahı Ne?. Milliyet, s. 13.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

