
Rahmetli Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes, ne zamandır kapalı dudakları arasında gizlediği gerçeği açıkladı:
“Evet, yeni parti kuruyorum.”
Sevgili babası, partisizlikten illallah dediğimiz bir ortamda, liberal görüntüde, ikinci bir partinin bayraktarlığını yapmıştı. Oğlu ise beklenilenden de çok olan partilerin bir yenisine el sallıyor. Hayırlı olsun.
GEREKÇESİ NE
Menderes’in, gazetelere yansıyan bildirisinde, partisinin hangi boşluğu dolduracağının gerekçesini aradım; yok. Kuracağını söylediği partinin ana çizgileri zifirî karanlıkta. Ne ki ANAP’la Doğruyol’dan, çakının ucunu batırarak bir kıymık çıkarmaya çalışmış:
“Doğru Yol ANAP’ın bir kopyesi.”
Bekledim… Bu haberin ertesinde Aydın Bey için basında yankı aradım; yok! Üzüldüm. Benim, bu ailenin, Evliyazâde’lere dayanan Berrin Hanım koluna da, sayın Menderes için de sonsuz saygım var. Rahmetli Adnan Bey‘le dostluğum ve Celal Bayar merhumla da o günlerde en sıcak bağlantılarım var.
Henüz Ahmet Emin Yalman Amerika’dayken, herkeslerken önce Vatan’daki sütunumda çok partili yaşamı savunan yazılarım peş peşe yayınlanıyor. Ankara’da ilk muhalif Kuvvet gazetesinin gizlice yayınını yönetiyorum. Demokrat Parti’ye ilk kez katılan Burdur, Bilecik şubelerini kurup İzmir’de, Niğde’de de ilk kuruluş hazırlıklarını yapıyorum. “Söz milletindir yeter” afişlerini bastırıp Türkiye’nin çeşitli bölgelerine yayıyorum. Bunları, rahmetli Bayar, T.B.M.Meclisi’nden dönerken Ankara havaalanı VİP salonunda, geçen dönem Meclis Başkan Vekili Sayın Halim Aras ve bazı milletvekilleri yanında yineledi. Bizi bilenlerin henüz yaşadığı bir ortamda, bunları niye yazıyorum! Sayın Adnan Menderes’e, iyi niyetimi, taşıdığı soyadına saygımı belirtmek için. Yansızlığıma bir kez daha işaret edeyim. Demokrat Parti’ye kaydolmadım. 14 Mayıs 1950’de, İsmet İnönü’nün namuslu bir seçimle iktidarı devredişi, önünü ilikleyerek Bayar’ı kutlamaya gidişini, İzmir’deki Halk Partisi gazetesinde “Selam yücelerdeki İnönü, selam sana” adlı başmakalemle de kutlamıştım.
AYDIN BEY’E SORUYORUM
Sondan bir önceki seçimde sayın Demirel’le birlikte halkı selamladınız. Süleyman Bey o seçimi kaybettikten sonra mı ANAP’laştı? Doğru Yol, o seçimden sonra mı ANAP’la tıpkısı çizgide ve ANAP’ın kopyesi oldu?
Aydın Bey‘in bu görüşü, yani iki partinin eşit yapıda, eşit yolda olduğu görüşü salt Doğru Yol için değil, ANAP için de geçersiz. Bu iki partiyi bir kabın içine sokmak pek gülünç! Öyle olsaydı ANAP, bunca seçim vartalarına karşın yıllarca nasıl iktidarda kalırdı? ANAP’ın şansını, meydanın boş olması ne kadar artırmış olursa olsun, Sayın Özal’ın dediği dört eğilimi de aşan görüşler yer aldı bu partide. Milliyetçi orada. Sayın Türkeş’in korumacılığını yapacak kadar aşırı milliyetçiler, tutucular, yarı tutucular, Cumhuriyet Halk Partisi’nden kopmuş, ortanın solcuları orada. Aşırı tutucu tarikatçiler, tarikatçi olmayan aşırı tutucular, dayanılacak hiçbir fikir yapısı olmayanlar, teknokratlar Demirel’den makam koparamayanlar orada.
“Şardağ, bunların hepsinden daha önemlisi, çıkarda birleşenler değil mi?”
Hangi partide bu yok, Allah aşkınıza?
Doğru, ama seçim vurgunu yemiş olan bu parti, hâlâ ayakta durabiliyor? Abd’ülhak Şinasi Hisar, “Fehim Bey ve Biz” de, “Neden bu mağlup ara sıra bir muzaffere benziyordu?” diyordu ya!
DOĞRUYOL’UN YAPISI
Kuşku yok ki bu parti Demirel ağırlıklı. Ya Demirel? O da Doğru Yol, Adâlet Partisi ve Demokrat Parti ağırlıklı değil mi? Demirel’i hâlâ diri tutan kendini sosyal devlet anlayışı ile liberal çizgide birleştirebilmesi sosyalizan bir partiyle halk hizmetlerini paylaşmasıdır. Aslında, Demokrat Parti kurulurken rahmetli Adnan Bey’in nasıl sosyal demokrat çizgide olduğunu, ama bu görüşünü arkadaşlarıyla paylaşamadığını kesinlikle anımsıyorum.
DEMİREL’E DOKUNMAZ
Eski Adalet Partisi’nde de deneyimi vardır Süleyman Bey’in. Her partide ortaya, sağa, sola doğru kayganlık haktır, olağandır; bütün dünyada kolayca rastlanır bunlara. Partilerin kanadıdır bunlar; liderlere karşı haset ya da “hizibcilik” anlayışıyla ilgili değildir. Süleyman Bey geçmişte bunlarla ve çıkarcılarla çok karşılaştı. Sayın Erdal İnönü de parti ilkeleriyle hiç ilgisi olmayan bu hiziplerin at oynatıldığı kurultaylarda benzerleriyle karşılaşmadı mı? Parti ilkeleri mi söz konusu? Tısss! Biraz sağa, ya da sola doğru da kaygan, memleket zeminlerine partiyi çekmek mi?
Tek söz yok!
Kurultaydan kurultaya en tepeye, en başa hoplama ekzersizleri… Yeni partileri oluşturma, liderleri birbirleriyle toslaştırma çabaları…
Ya da sayın Adnan Menderes gibi dost yürekleri kanatıcı çıkışlar…
Bunlar, Doğru Yola, Süleyman Bey‘e dokunup geçer, ama gönüllerden birkaç teli de kopararak. Neyleyeceksiniz! Şair ne güzel söylemiş: “Sitem hep âşinâlardan gelir, bigâneden gelmez.” (*)
(*) Dokundurucu, kırıcı laflar, hatta zulümler hep dostlardan gelir; yabancıdan gelmez.
Şardağ, R. (1992, Ağustos 16). Aydın Menderes’in Partisi. Milliyet, s. 15.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

