
Çocukluk, delikanlılık yıllarım İstanbul’da geçti. Üsküdar, Bağlarbaşı, Çamlıca ve Beylerbeyi hâlâ içimde sıcak ve buğulu.. Ankara’dan evlilik nedeniyle İzmir’e göçünce sevgi dünyamın yarısı onunla doldu. Hani İranlıya sormuşlar, nerelisin diye. “Henüz evlenmedim” yanıtını verivermiş.
Bu yazım İzmir’e, İzmirliye armağan olsun istedim. İzmir için “yazıklı” deyişimden incinmeyin sakın. Allah bu kente altın bir talih biçmiş. Eski Yunan’dan başlayan anılarına, kent neler, neler katmış. Aydın Bey’i, Cüneyd’in anısına bir de ölümsüz kitap yazan Doktor Hızır Paşa, mektubunda, “Ah çok yaşanası, çok güzel kalası İzmir” der, altı yüz yıl önce.
GÜZEL VALİLER GELDİ
İzmir’e güzel işler yapan valilerimiz geldi. Bazı belediye başkanlarımız, Behçet Uz, Hulusi Selek, Rauf Onursal, İhsan Alyanak gibi çalışkan, ürün veren belediye başkanlarımız oldu. Rahmi Bey’i izleyen ve Cumhuriyet dönemini dolduran valilerimizin de emek payı büyük. Bu arada onlardan bir bölümü protokol görevlerini sürdürüp gittiler. Belediye hizmetleri, köylere kadar yayılması gereken halk hizmetleri de çoğunlukla yüzüstü denilebilecek bir düzeyde takıldı kaldı. Yalıdaki evlere yedi kat ruhsat verilerek oksijenli hava, güzel görünüme kavuşma, belli azınlıkların tekeline bırakıldı. Kentin içindeki et kesilme yeri, pisliklerini mavi denize kustu. Köyler yoldan, ışıktan, kentin içi yeşilden yoksun bırakıldı. Körfez’e leş kokuları yayıldı. Peş peşe açılan fabrikalara ne dur denilebildi, ne de artıkları arıtılabildi.
AKTAŞ BAŞKA BİR BEYAZ
Doğu’da, Güneydoğu’da hizmetler oluşturan bugünün valisi Aktaş’a bembeyaz bir valiliği yakıştırışım, hizmete koyduğu ilk günden itibaren sergilediği güzel görünümünden ötürüdür.
İl binasındaki halk günlerinden dönenlerden biri, dostum. İşte bana aktardığı, valimizin bir cümlesi: “Vicdanım hak verdi, onu sevdim” diyor dostum. Diyar-ı Bekirli Said Paşa, vali olduğu bu ilin kapısına, işe başlayacağı gün bir levha astırır; üzerine de iki dize kondurarak:
“İki divanda da mes’uldür ol vâli kim
Fal-ı dâvâda ne tahkik, ne tetkik eyler.”
HİZMETLER PEŞ PEŞE
Yaptıklarıyla övünmeyen Aktaş, Bornova’da Türkiye’de tek örnek olan özürlüler okulunu açar. Bayındır’a dönün: İşçiler için özel okul. İzmir okullarına otuz milyara yakın katkılar sağlayarak yapılan hizmetler.. Bunlar arasında üç ilçede, üç büyük dinlenme evi.. İki bin derslik. Foça’da öğretmenler için eğitim tesisi. Kırk sağlık ocağını iki yıl içinde yetmiş yediye çıkarma ve onları uzman doktorlarla donatarak küçük bir hastane haline getirme. Çamaltı tuzlasına gidin; Aktaş’ın oldurduğu iki yüz deniz kuşunun barındığı kuş cennetini görün. Balçova ilçesindeki içmecelere altı yüz yataklı termal otel, Bergama’da, Romalılardan kalma Paşaköy kaplıcaları. Ödemiş’te göl kıyısındaki kuruluşu, yüz yataklı plajı, lokantası ile donatım.. Otuz dört susuz köyün hemen bütününe yakın olanında içme suları.. Selçuk’ta bin metrekarelik havaalanı.. Ama iki yıllık İzmir Valisi, herkese, hiçbir iş yapmadı sandıracak kadar sessiz..
UTANILACAK KONU
Güzel İzmir’in kent dışında bir et kesim merkezi yok; pis kokular denize.. Mustafa Kemal Bulvarı kıyısındaki lağımların çoğu denize. İzmir-Karşıyaka arası, sizi boğacak olan fabrika artıklarının leş kokusu burnumuza, artıkları denize.. Ağaçsız, yeşilsiz İzmir.. Çevrecilerin isyanlarına kulaklar tıkalı.. Denizin dibine gazino yaparak çirkinliğe bir yeni adım daha atan belediye, anakent belediyesi.
İşte İzmir’in valisi, bu çirkinliklerin üzerine bayrak açarak “dur” demiştir. ”İzmirli hemşehrilerimden, turistlerden utanıyorum” diyen Vali Aktaş, son ana kadar uyanmamış olan İzmir’in zenginini, orta hallisini silkelemesini bildi. Körfez’i pislikten arıtma tesislerini kurma atılımı içine girdi.
Bu kampanya için İzmir halkı sevgiyle işe koyulmuş bulunuyor. Valinin çağrısına Vakıflar Bankası (250) milyonla katıldı. İzmirlilerden iki ayda dört milyar.. Devletten 25 milyar ödenek.
İzmir’de, pis artıklarını Körfez’e boşaltan fabrikaların sahipleri, kolları sıvayın bakalım; yükün büyük bölümünü sevgi ile üstlenin!
Sayın Valimize öneriyorum: İzmir’de zengin, orta halli tüm halkımıza dönük bağışlı konserler başlatan Kültür Bakanlığımızın korosu, en coşkulu eserleri sunsun. İzmir radyo ve televizyonlarımızdaki sanatçılar, halk müziği koromuz, ayrı ayrı konserler oluştursun. “Yeşil İzmir – Temiz İzmir – Güzel İzmir” kampanyasına, bugüne kadar gerekli uyanışı göstermemiş anakent belediyesi de katılsın. Konak, Bornova belediyeleri başta, güzel kentin her kuruluşundan bu coşkulu Aktaş çıkarmasına katılımlar başlasın.
VE SEZEN AKSU
O da gelsin. Bir büyük halk konseri için, Şardağ’ın yetiştirip musiki dünyasına ilk adımlarını attırdığı İzmirli Sezen Aksu’ya da sevgili Aktaş’ımız seslensin:
“Hadi bakalım kolay gelsin!”
Şardağ, R. (1992, Aralık 17). Yazıklı Bir Kente Beyaz Bir Vali. Milliyet, s. 17.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

