
Kutsal kitabımızda Allah, (Öteki peygamberlere bağlı olanların bizlere) yüzyıllar süren düşmanlıklarına karşı sevgi ayetleri indirmekte devam etmiş. Müslümanların kitabı bütün dünya dillerine çevrildiği halde ve bu ayetlerin yumuşak, rahim havası ortada ışırken özellikle Hıristiyan dünya, İslâm’a, Kur’an’a saldırı ve horlamalarını sürdüre gelmiştir.
TEVRAT NURDUR
“De ki: Musa’nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği kitab’ı kim indirdi -ki siz onu kağıtlara koyup bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz. Analarınızın ve sizin bilmediğiniz, size onunla öğretilmiştir- Allah’tır de.” (En’am Sûresi, Ayet: 91)
Hemen arkasından yine Tevrat’ın değerlendirilişi sürer: “Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan Mekkelileri ve çevresindekileri uyaran mübarek kitaptır.” (En’am Suresi, Ayet: 99)
NEDEN TEK BİR MİLLET DEĞİLİZ?
Bu dünyaya, Allah isteseydi, tek bir ulus olarak gelebilirdik. Bizi ayrı milletler olarak gönderen Allah’ımız biliyor, bunun nedenini. Ama her din, aslında hak dindir ve kutsal kitabımızda Hazreti Muhammed’e gelen vahiylerle bu kesinleşmiştir:
“Ey Muhammed! Kur’an’ı, önce gelen kitabı onaylayarak ve ona tanık olarak sana indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet. Gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre onların (Putperest Arapların) heveslerine uyma. Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı.” (Maide Sûresi, Âyet: 48)
Bugün Arap kardeşlerine, eski vatanlarında insanca yaşama hakkı tanımayan İsrailliler, bu ayeti dikkatle okumalıdır.
“Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık. Tûr’un sağ yanını size va’d ettik.” (Tâ-Hâ Sûresi, Âyet: 80)
Ulu Allahımız, Hazreti Muhammed’e anlattıklarını, daha önce Musevi’lere de onların gerçek Tevrat’larında belirtilmiş olarak anlatmıştı. İşte Nahl Sûresinin 118. Âyeti:
“Sana anlattıklarımızı, daha önce Yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik.” (Nahl Sûresi, Âyet: 18)
HAZRETİ İSA’YA UYANLAR DA CENNETE GİDECEK
Papaz, rahip, piskopos ve fanatik Hıristiyanların, Osman Gazi kendileriyle dost ve kardeş gibi yaşarken onu pusuya düşürüp öldürmek istediklerini anımsatın. Eğer Müslüman Türkler savaşmışsa, öldürülmemek, Sırpsındıkları, haçlı seferleri, Bizans kahbeliklerine karşı kendilerini savunmak, öldürülmemek için savaşmışlardır. Onların bu kör düşmanlığı yalnız, Müslümanlara karşı mı? İspanya’da. Hıristiyan egemenliği başlayınca Müslümanlar gibi Mûsevîlere karşı da aynı cinayetleri işlemediler mi? O Mûsevînin, öldürülmemiş, hayatta kalmış olanlarını, Müslüman-Türk İmparatorluğu korumaya almadı mı? Kur’ân’ı Kerîm ve şanı yüce Tanrı buyruğu, Hazreti İsa sevgisini nasıl yüce tutuyor:
“Allah demişti ki: (Ey İsa! Ben seni aslına ulaştıracağım. Seni kendime yükselteceğim. Yalanlayanlardan seni arınmış olarak ayıracağım. Sana uyanları kıyamet gününe kadar, inkâr edenlerin üstünde tutacağım.” (Âl-i İmrân Sûresi, Âyet: 55-56)
Geçmiş tarihin en uzaklarında ve en karanlık dönemlerinde de her ümmete bir peygamber gönderdi Allah. Bu peygamberleri tanımayanlar, azgınlıkları içinde yok olup gittiler. Soyları tarih sahnesinden çekildi. Ama Hakk’ın peygamberlerine inanıp ardından gidenler ne olacak? Onlar da peygamberlerinin yanında, ya inanmayanlar?
“Ey Muhammed! Allah’a and olsun ki, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Şeytan yaptıklarını onlara güzel gösterdi. Bugün de dostları odur. Onlara can yakıcı azap vardır.”
“Kıyamet günü her ümmetten bir şahit getiririz. Yalanlayanlara itiraz izni de verilmez. Onların özürleri de dinlenmez.” (Nahl Sûresi, Âyet: 84)
(Sürecek)
Özdeyişler
ŞİRAZLI ŞEYH SADİ
Kardeş, sen kendini arıt da kimseden korkma. Çırpıcılar, kirli giysiyi taşa çarparlar.
Denizde, sayısız çıkarlar, faydalar vardır, ama başın dinç olsun istersen, bu, kıyıdadır.
Şardağ, R. (1991, Mart 21). Ramazan Köşesi 5. Milliyet, s. 17.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

