
Evet, yeryüzüne Hazret-i Âdem’den beri pek çok peygamber geldi. Bunların içinden 125’i dışındakileri kimse bilmiyor, ama onlar da peygamberdi. Bu dünya çatısı içinde Tanrı’nın ruh vererek, can bağışlayarak yarattığı bütün kulları, kendi peygamberlerine inanmış, putlara tapmaktan vazgeçmişse, Kur’ân Âyetlerine dayanarak kanıtladık ki hepsi Müslümandır, hepsi de kendi peygamberleriyle birlikte mahşer günü Allah’ın huzuruna çıkacaktır. Müslümanlık ilk dindir, çünkü…
Allah’ın, insanlara doğal olarak bağışladığı ilk dindir.
YA SON ÜÇ DİN
Eğer bu üç din mensupları birbirlerini anlamış bulunsalardı, yüzyılları dolduran kanlı din savaşlarına gerek kalmazdı. Belki maddi çıkarlar için, ekonomik nedenlerle bunların adı, “din kavgası”, “din savaşı” diye yalancı boyalarla yaftalanmazdı.
Hangi din savaşı? Allah’ımız bir, peygamberlerimiz, aynı Allah’ın peygamberleri. Her peygamberin getirdiği kutsal kitaplar var. Öyleyse neden bu kavga?
Onlar, yani Yahudiler ve Hıristiyanlar yüzyıllarca cenneti kendilerine sakladılar. Allah’ı tekelleri altına aldılar. İslâm’ı, Muhammed’i reddettiler. Bizim dinimize göre bu, küfre sapmaktır.
Biz, İsa’yı, Musa’yı ret mi ediyoruz? Neden “Resule, yani elçiye inanırız” demedik, “Resulihi” yani “peygamberlerine” dedik?
Neden Osmanlı imparatorluğundaki padişahlar kendilerine karşı Sırpsındıkları, Haçlı seferleri düzenleyenlerle savaşmak zorunda kaldılar? Bizans hükümdarının, Fatih Sultan Mehmed ordularının Rumeli’ye yardım iççin Boğaz’dan geçmelerine izin vermemesi karşısında ele geçirdiğimiz İstanbul’dan sonra Hıristiyanların din ve mezheplerine sonuna kadar saygılı olduk? Onlara devlet içinde devlet gözüyle baktık. Öteki dinlerin ayrı mezheplerine kadar saygılı olduk? Ama onlar?.. Onların İslâm düşmanlığı, Müslüman olduğumuz için özellikle Türklere düşmanlığı bitmedi ki!
Bu, eldeki İncillerin, üç yüz yıl sonra yazılmasından, Tevrat’ın aslının değişikliğe uğramasından geliyor. Nedir öteki din mensuplarının kusuru?
“(Yahudi ya da Hıristiyan olmayan cennete girmeyecek) dediler. Bu, onların kuruntularıdır. Ey Muhammed! De ki: (Sözünüz doğru ise delillerinizi gösterin.) Hayır, öyle değil! İyilik yaparak kendini Allah’a veren kimsenin ödülü, Rabbinin katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir. Yahudiler, (Hıristiyanlığın temeli yoktur) dediler. Oysa onlar, kitaplarını okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemişlerdir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.” (Bakara Sûresi, Âyet: 111-113)
Kutsal kitaplarını dikkatle okuyan, akıllarını, vicdanlarını kullanan Mûsevî ve Hıristiyanlar bile gerçeği görürler. Hazreti Muhammed’i ve son dini reddetmezler. “Onların dinlerine uymadıkça Yahudi ve Hıristiyanlar senden hoşlanmayacaklardır. De ki: (Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur.) Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki Allah’tan sana ne bir dost, ne de yardımcı olur. Kendilerine verdiğimiz kitabı gerektiği gibi okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar.” (Bakara Sûresi, Âyet: 120-121)
(Sürecek)
Özdeyişler
ŞİRAZLI ŞEYH SADİ
Arap atı zayıftır ama, bu durumuyla bile tavla dolusu eşekten iyidir.
*
İnsan konuşmadıkça sanatı da gizli kalır, eksikli yanları da. Sen her ormanı boştur sanma, belki içinde bir kaplan yatıyor.
*
Ey beni hor gören, sakın iriliği bir üstünlük sanma. Meydana girildiğinde beli ince at işe yarar, besili öküz değil.
Şardağ, R. (1991, Mart 24). Ramazan Köşesi 8. Milliyet, s. 17.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

