
Evet, İbrahim, İsraillilerin soyundandır ama, Allah kutsal kitabında Hazreti Muhammed’e seslenirken şöyle buyuruyor.
“İbrahim, İsrail’in soyundan geçip doğru yola eriştirdiğimiz, Allah’ın kendisine nimet verdiği peygamberlerdendir. Rahman’ın âyetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.” (Meryem sûresi âyet 53)
Yüzyıllar boyu “üç kitaplı” din mensupları birbirleriyle tartıştılar. Birbirlerini kâfirlikle suçladılar, birbirleriyle savaştılar. Halbuki hepsi İbrahim’de birleşiyorlardı:
“İbrahim, kuşkusuz Allah’a yönelen ve ona boyun eğen bir önderdi. Puta tapanlardan değildi. Rabbi’nin nimetlerine şükrederdi. Şimdi ey Muhammed! Sana (doğruya yönelen, puta tapanlardan olmayan İbrahim’in dinine uy) diye vahyettik.
İsrailoğulları’nın atası olan Hazreti İbrahim hakkında Allah’ın lütufkâr bakışı: “İyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve Hak’ka yönelen İbrahim’in dinine uyandan, din bakımından, daha iyi kim olabilir?” (Nisâ sûresi âyet 124)
MÜSLÜMAN KİM?
Evet, Müslümanlık sadece Hazreti Muhammed’in getirdiği din değil, Allah’ın insanlara doğuştan armağan ettiği, ruhlarına sindirdiği dindir. “Babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır.” (Hacc sûresi 78)
Biliyorsunuz, Hazreti Muhammed, putperest Arapları ve insanlığı uyarmak için gelen son peygamberdir. Ama öte peygamberler de puta tapanların üzerine gelmiştir. Hazreti İbrahim, Allah yanında neden yücedir? İbrahim’in babası Azer’di. Puta tapardı. Puta tapan bu babanın oğlu olan Hazreti İbrahim ve soyunu, Allah’ımızın nasıl yücelttiğini okuyalım:
“Bu, İbrahim’e, milletine karşı verdiğimiz delilimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rab’bin hikmet sahibidir. Bilendir. Ona İshak’ı, Yakub’u bağışladık. Her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh’u ve soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyûb’u, Yusuf’u, Musa’yı, Harûn’u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz. Zekeriyya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı – ki hepsi iyilerdendir- İsmail’i, Elyas’ı, Yûnus’u, Lût’u – ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola getirdik.” (En’âm sûresi âyet 84-86)
Özdeyişler ŞİRAZLI ŞEYH SADİ
Ölünün dili olsaydı ağlaya inleye, bağıra çağıra şöyle derdi:
“Ey diri insan, dilin dönerken ulu Tanrı’yı zikret. Dudaklarını yumma. Bizim zamanımız sapıklıkla geçti. Sen bizim gibi olma. Aldığın bir-iki soluğu fırsat say.”
*
Eğer aklın gözü varsa, gözünü karıncalar yemeden, mezar için bir şeyler biriktirdin.
*
Gerek pehlivan ol, gerek kılıç eri, dünyadan ancak bir kefen götürebilirsin.
Şardağ, R. (1991, Mart 18). Ramazan Köşesi 2. Milliyet, s. 16.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

