Müslüman kim? / İnanmak en yüce davranıştır

Allah katında, ilk ve en yüce davranış, Allah’a gönülden inanmaktır. Çünkü Bakara Sûresinin 257. Âyetinde ulu Allah şöyle buyurur:

Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan ışığa çıkarır. Onu yalanlayanların dostları ise putlardır.” (Bakara Sûresi, Âyet: 257)

O, uymak isteyenlerin uyabileceği, uymak istemeyenlerin zorlanmayacağı bir öğüttür. Ulu Allah, öyle nitelemiş kitabı.

Kur’ân, âlemler için sadece bir öğüttür” (Yusuf Sûresi, Âyet: 104)

Kur’ân, kendinden önceki kitapları onaylayan, inanan millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir kılavuz ve rahmettir.” (Yusuf Sûresi, Âyet: 111)

Dikkat edin. Müslümanlıktan Mûsevîliğe, Hıristiyanlığa geçenler yok, ama Hıristiyan bilim, sanat, siyaset adamlarından her gün Müslüman olanlar çoğalıyor. Aslında kitap ehli derken Hıristiyanları hedef alan bir âyetinde, ulu Allah şöyle buyurur:

Dedik ki: (Ey kitap ehli! Ancak Allah’a kulluk etmek ona bir şeyi eş koşmamak, Allah’ı bırakıp, birbirimizi Rab olarak benimsememek koşulu ile aramızdaki o ortak söze gelin.” (Ali İmrân Sûresi, Âyet: 64)

Son peygamber Hazreti Muhammed’i ondan önce gelen bütün peygamberler, önceden tanımışlardı ve Allah, peygamberlerden söz almıştı.

And olsun ki size kitap ve bilgelik verdim. Size de olanı onaylayan bir peygamber gelecek, ona kesinlikle inanacaksınız. Ve yardım edeceksiniz. Söz verip kabul ettiniz mi demişti. “Söz verdik” demişlerdi.” (Ali İmran Sûresi, Âyet: 81)

Şimdi bu âyeti tamamlayan âyete bakınız. 

Allah, size indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilenlere, Rab’leri tarafından Musa, İsa ve peygamberlere verilenlere, onları birbirlerinden ayırmadan inandık. Ona teslim olanlardanız de.” (Ali İmran Sûresi, Âyet: 84)

Bugün bize, (İsa Allah’ın oğludur) diyen ve Hazreti Muhammed’e de, Kur’ân’a da inanan, ama Allah’ın sevgili peygamberi Hazreti İsa’ya bağlı olan bir Hıristiyan’a, Kur’ânımıza göre Müslüman gözüyle bakıyoruz. Asla kâfir diyemiyoruz. Diyemeyiz de. Karşılıklı olarak birbirimizle savaşmak da Allah’ın kutsal kitaplarına ve Kur’ân’a aykırıdır. Ama, ne gerçek Tevrat’a uymayan, yorumların, Kur’ân karşısındadır.

“Yahudiler, (Üzeyir Allah’ın oğludur) dediler. Hıristiyanlar, (Mesîh Allah’ın oğludur) dediler. Bu, daha önce inkâr edenlerin sözlerine benzeyen ve ağızlarında geveledikleri laflardır. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar. Onlar, Allah’ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesihi Rab’leri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı’dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardır. Ondan başka Tanrı yoktur. Allah, ortak koştukları eşlerden münezzehtir. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kâfirler istemese de Allah, nurunu kesinlikle tamamlayacaktır.” (Tevbe Sûresi, Âyet: 30-32)

İncillerde de, Tevrat’ta da bazı rahip ve hahamların, insanların mallarını haksızlıkla yemelerine şiddetle değinilmiştir. Kutsal kitabımızda da haramzedeler için şiddetli âyetler vardır.

Ey insanlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanlara can yakıcı azabı müjdele. Biriktirdikleri altın ve gümüş cehennem ateşinin kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak. Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir. Biriktirdiğinizi tadın denilecektir.” (Tevbe Sûresi, Âyet: 34-35)

Kur’ân’daki bir âyete, hatta birkaç âyete eğilerek genel hükme varamazsınız.

Biz, “İsa, Allah’ın oğludur” derken bu cümleyi simgesel olarak, sizinAllah baba” deyişiniz gibi kullanıyoruz” diyen dostlar, bilginler tanıyoruz. Mûsevîler içinde Hazreti Muhammed’i ve Kur’ân’ı hak peygamber ve hak kitabı olarak tanıyanlara rastlıyoruz. Onlarla biz Müslümanların bir kavgası olamaz ki! Kur’ân’ın tümünü birlikte inceleyip bir hükme varacağız. “Müslümanım” diyen her insanın, her üç kitaplı din mensubunun Kur’ân’a göre babası durumundaki Hazreti İbrahim, Allah’a yakarırken dinlerin kardeşliği de kuruluveriyor: “Rabbimiz! Ben, çocuklarımdan kimini, namaz kılmaları için senin kutsal evinin yanında, çorak bir vadiye yerleştirdim” (İbrahim Sûresi, Âyet: 37) “Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle.” (İbrahim Sûresi, Âyet: 40)

Özdeyişler
ŞİRAZLI ŞEYH SADİ

Kafa tutan, zartzurtçu yönetimcilerden, hükümdarlardan korkma; Allah’tan korkmayanlardan kor. Bir padişah ülke halkının gönlünü yıkıyorsa, memleketinin bayındırlığını ancak düşünde görür.

***

Köylüyü, çiftçiyi kendi çıkarın ve mutluluğun için gözet. Çünkü emekçi, aldığı ücretten memnun kalırsa daha çok iş yapar. Hem, kendisinden iyilik gördüğün kimseye kötülük etmek, erkeklik, insanlık değildir ki…

***

Halka zulmeden zalimlerin köklerini kazımak gerekir. Halka zulmeden vali ve öteki görevlilere karşı çok dikkatli ol. Öylelerine göz yumma. Çünkü halk sırtından o kadar semirmiştir ki artık öldürülme zamanı gelmiştir. Kurdun başını, koyunları paralamadan önce kesmek gerekir.


Şardağ, R. (1991, Mart 30). Ramazan Köşesi 14. Milliyet, s. 16. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın